ATATÜRK KİMDİR?

Milli ve manevi değerlerine bu kadar yabancı ve düşmanı bol olan bir ülke var mı acaba?

            Bu vatanın birliğine, bütünlüğüne, kuruluş değerlerine, “tarihine, kahramanlıklarına ihanet ediyorlar.

            Halkın parası ile devletin kurumlarında devletin imkânları ile cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e ve ailesine olmaz hakaretler yağdıran satılmış soysuzlar buralarda nasıl barınıyor ve onlara bu imkânları kimler sunuyor.

            Bu gibi meczup ve soysuzlara Atatürk’ün kim olduğunu hatırlatmak gerekir.

            Mustafa Kemal, orta halli bir memur çocuğu olarak dünya’ya gelmiştir. Babası Ali Rıza, “Kırmızı Hafız” diye bilinen Hafız Ahmet ile Ayşe Hanım’ın çocukları olarak Manastır ilinin Debreibaba sancağına bağlı Kocacık nahiyesinde doğmuştu. Kızıl-Oğuz ya da Kocacık Yörükleri diye anılan o yöredeki Türklerin Osmanlı fethi sırasında Rumeli’yi Türkleştirmek amacıyla Anadolu’dan göç ettirilerek oraya yerleştirilen ve kendilerine toprak verilen gruplardandır.

            Atatürk çok kere, atalarının Anadolu’dan Rumeli’ye göçen Türkmenlerden olduğunu belirtir. Makbule’de, ailesinin soy kütüğünü şöyle anlatır:

            “Babam Ali Rıza Efendi yerli olarak Selaniklidir. Kendileri Yörük sülalesindendir. Annem her zaman Yörük olmakla iftihar ederdi. Bir gün Atatürk’e ‘Yörük nedir? Diye sordum, Ağabeyim de bana ‘Yürüyen Türkler’ dedi.

            1839’da Kocacık’ta doğan Ali Rıza Efendi, Selanik’teki Abdi Hafız mektebini bitirmiş ve ilk olarak Vakıflar İdaresine kâtip olmuştu.1876–1878 Türk Rus Savaşı döneminde Asakir-i Milliye(Ulusal Askerler) adıyla kurulan gönüllü taburunda teğmen olarak görev almıştı.

            1876 Aralık ayının sonlarında İstanbul’a gelen tabur, Mithat Paşa lehinde gösteriler yapınca, Selanik’e geri gönderilmişti.

            Daha sonra Efkaf Kâtipliğinden ayrılıp Gümrük(rüsumat) dairesine geçmiştir. Daha sonra da kereste ticaretine başlamıştır.

            Ali Rıza Efendinin babası Ahmet, Hafız olup efendi sanıyla anılıyordu. Hafızlık onun dini bilgisini ve görevini, efendi sanı da okur-yazar eğitimli biri olduğunu göstermektedir.

            Ahmet Efendinin Ali Rıza’dan başka Mehmet Emin adında ikinci bir oğlu ile Nimet adlı bir kızı vardır. Mehmet Emin’de Hafız olup bir mahalle mektebinde öğretmenlik yapmakta idi. Hafız’lık ondan sonra oğlu Salih’e geçer.

            Ali Rıza Efendi tahminen 1871’de Zübeyde Hanım ile evlenmiştir.Zübeyde Hanım 1857 doğumlu olup 20 yaş küçüktür.

            Zübeyde Hanım’ın babası Feyzullah Ağa’nın ailesi Sofuzadeler diye tanılırlar. Feyzullah’ın atalarının Fatih döneminde Konya yöresinden Rumeli’ye göç ettirilen bu nedenle de Konyarlar diye adlandırılan Türkmenlerden olduğu anlaşılmaktadır. Ailesi Langaza’ya Vodina’dan(şimdi Edhassa)’ya gelmiş, oradan da Selanik’e göç etmiştir

            Okuma-yazma öğrendiği için Zübeyde Molla diye tanınmıştır.İki kardeşi vardır.Hasan Ağa çiftlikte aşçılık,Hüseyin Ağa ise Hacı Süleyman Ağanın çiftliğinde Kahya’lık yapıyordu..

            Mustafa Kemal’in çocukluk arkadaşı Salih Bozok, Ali Rıza Efendi ile Zübeyde Hanım’ın aynı soydan geldiklerini söylemektedir. Bu çiftin Mustafa’dan önce 3 çocukları olmuştu. Fatma bebek iken ölmüş. Ahmet ve Ömer erkek kardeşleri olmuştu. Daha sonra 2–3 yaşlarında olan Ömer ve Ahmet’i de kaybetmişti. Mustafa Kemal en küçükleridir.

            Arka arkaya üç çocuğunu kaybeden çift, Mustafa’nın doğmasıyla mutluluklarını yaşıyorlardı. Mustafa Kemal’in ebeliğini Hati diye bilinen Hatice kadın yapmıştı.               

            Çocuğa ad konurken öncelikle yaşaması için dualar edilmiş ve İslâm Peygamberinin adı Mustafa seçilmiştir. Ali Rıza Efendi, oğluna Ümmügül adında bir sütanne, eşi Zübeyde’ye yardımcı olarak da Üftade adında bir zenci kadın tutulmuştu.

            Mustafa dört yaşına geldiğinde ailenin bir kız çocuğu olan Makbule dünya’ya gelmişti.(1885) İki yıl sonra Mustafa okula başlamış, çok geçmeden de ailenin altıncı çocukları Naciye doğmuştu.

            Ali Rıza’nın ölümü üzerine aile sıkıntıya düşmüştü. Makbule babasının son zamanlarında tuz ticaretine başladığını ve tuzların erimesi sonucu zarar ettiğini ve hastalandığını, bunun sonucunda öldüğünü ve Selanikte’teki Hortacı Süleyman Camisi Haziresine gömüldüğünü söylemiştir.

            Mustafa babasının ölümüne kadar Pembe konakta yaşamış, orada iken okula başlamıştı. Babasının ölümünden sonra annesi geçim sıkıntısına düşmüştü. Eşinden kendisine bağlanan 2.mecidiye (Abdülmecit döneminde çıkartılan 20 kuruşluk madeni para) yani 40 kuruş maaşla hayatlarını sürdürmeye imkânları kalmamıştı. Zübeyde Hanım çocuklarıyla birlikte Langaza yakınında Lapka’daki çiftlikte kâhyalık yapan ağabeyi Hüseyin Ağa’nın yanına gitmek zorunda kalmıştı.

 

            Devam edecek