ATATÜRK KİMDİR? -III-

Mustafa Kemal, ‘Benim okula başlamam ailece sorun oldu. Bir kaç hafta mahalle mektebine devam ettikten sonra, Şemsi Efendi mektebine geçtim. Bu mektep yeni sistemde modern usullerle ders veren bir mektep’ti’ der.

                Daha sonra dayısının yanına çiftliğe yerleşmişler. Orada okul olmadığı için Selanik’teki halası Emine Hanım’ın yanına taşınmışlar. Selanikte Mülkiye Rüştiyesi denen Ortaokuluna kaydolmuştu.

                M.Kemal, ‘Ortaokulda Kaymak Hafız adıyla bir hocamız vardı. Bir arkadaşla kavga ettim. Hoca beni çok dövdü ve kanter içinde kaldım. Büyük validem beni okuldan aldı.’der. Mustafa okuldan ayrıldıktan sonra evde odasına kapanmış ve 4 gün hiç dışarı çıkmamıştı. Zübeyde Hanım oğlunun tüccar olmasını istiyordu. Fakat Mustafa, “Ben omzumda basma topları taşıyamam.”diye reddetmiş ve “Ben asker olacağım.”demişti.

                1894’de 4.sınıflı okulun 3’ü sınıfına kaydolmuştu. Selanik Askeri Rüştiye’nin sınavını derece ile kazanmıştı.

                Matematik dersini çok sevdiği için matematik öğretmeni Mustafa Efendi ona ‘ikimizin adı da Mustafa… Seninki de Mustafa Kemal olsun’ demişti. Çok zeki olduğu için bu ismi vermişti. Mustafa ismi o yıllarda kutsallığı ve Türk kuşaklarını etkileyen vatan ve özgürlük şairi Namık Kemal’i anımsatan ve ‘yetkinlik, olgunluk’ anlamına gelen Kemal adı eklenmişti.

                1921’de Sakarya Zaferinden sonra TBMM’ce Gazi ünvanı verilmişti.

                1934’te de özel bir yasa ile Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı verilecektir.

                Atatürk yıllar sonra Tarih Öğretmeni Mehmet Tevfik için “Minnet borcum var. Bana yeni bir ufuk açtı.”diye övgüyle bahseder. Mehmet Tevfik 1935’de Diyarbakır Milletvekili seçilir.1945’de vefat eder.

                Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi’ni Ocak 1896’da bitirmişti. Onun Rüştiye son sınıftan başlayarak Harp Akademisini bitirinceye kadar sınıf geçme ve mezuniyetlerde aldığı notlar ile elde ettiği dereceler Kara Harp Okulu Arşivinde mevcuttur.

                Mustafa Kemal,13 yıl süren eğitimden sonra ilk görev yeri Şam’daki V.Orduya subay olarak görevlendirildi.

                V.kolorduya bağlı 30 alayı, ayaklanan Dürzîlere karşı harekete geçiren Alay Komutanı M.Kemal ile Müfit Özdeş’in buna katılmayıp geride kalmaları istenmişti. Ama onlar israr edecek harekâta katılacaklardır. Alay bugün Golan tepeleri denilen yörenin batısındaki Kunatra’da kamp kurduğunda bu kez Dürziler ile geçinemeyen Çerkesler’in saldırısına uğramıştı. Sonunda Dürzilerle karşılaşmış ve M.Kemal’in önerisiyle ateş açılmadan bir anlaşma yapılması zerine Dürziler geri çekilmişlerdi. Süvari Şam’a geri dönmüştü.

                Ancak M.Kemal’in katıldığı bu ilk askeri hareket ordunun durumunu, alınan rüşvetin ve yapılan yağmanın boyutlarını göstermesi bakımından çok acı ama o derece de uyarıcı olmuştu.

                Alay komutanın bilgisi çerçevesinde hareketle elde edilen paradan M.Kemal ile Müfit Özdeş’e de pay verilmek istendiğinde onlar aralarında şöyle konuşmuşlardı:

                M.Kemal: Müfit sen bugünün adamımı olmak istiyorsun, yoksa yarının adamı mı?

                Müfit Özdeş: Elbette yarının adamı olmak isterim!

                M. Kemal: Elbette (parayı) almazsın, bende almadım ve almam   

                İngilizler II. Abdülhamit zamanında Kıbrıs’a asker çıkarma izni almıştı. İngiltere 1878’de Mısır’a da yerleşmeyi bir bahane ile başardı. II. Abdülhamit Arapları kazanmak için İslami bir politika takip etmişti. Ama bu sefer İngilizler Arapları kullanarak Türklerin aleyhine kışkırtmışlardır.

                30 Aralık 1881’de imzalan 10 Muharrem kararnamesi ile devletin maliyesi gelirleri uluslar arası bir örgütün denetimi altına girmişti. Düyun-i Umumiye(Genel Borçlar).adı verilen 7 üyeli bu örgütte Osmanlı Hükümetine yalnız bir üyelik ayrılmıştı.

                252 milyon liralık borç anlaşma ile 106 milyona indirilmişti. Osmanlı Maliyesinin denetimi ancak Lozan anlaşması ile ortadan kaldırılmıştı.

                Osmanlı’nın Tanzimat döneminden itibaren çok ciddi bir misyoner saldırısı oluyor. Osmanlı topraklarına, Amerikalılar Doğu Anadolu’da, Fransızlar daha ziyade Suriye, Lübnan çevrelerinde ve Batı Anadolu’da, İngilizler İstanbul ve çevresinde etkili olmaya çalışıyorlar.

                Yabancıların eğitim, kültürel ve inançlarını yaşayabilmeleri için bir kararname ile okul açma izni verilmişti. Osmanlı devletinde yabancı okulların çoğalması ve faaliyetleri devlet yönetimini tedirgin etmişti.

                Abdülhamit döneminde gönderilen Maarif Nazırı Zühdü Paşa… İmparatorluğun Muhtelif bölgelerinde 7 bin civarında şube açar. Bu dönemde Osmanlı eğitim-öğretim kurumlarını zayıflığı ve yetersizliği onların çoğalmasına neden olmuştu.

                1890’la 1900 arasında Amasya’da 10,Harput’ta 9,Mersin’de 2,Diyarbakır’da 3,Ergani’de 2,Mardin’de 3,Bitlis’te 2,Muşta 1,Siirt’te 3,Van’da 2,Sivas’ta 20, Amerikan okulu bulunuyormuş.  

                Bu okullar yabancılarda milliyetçilik hareketlerini körükledi. Ermeni ve diğer azınlıkların isyanlarına ivme kazandırdı.

                1889 yılları Balkanlarda milliyetçilik hareketleri almış başını gidiyordu. Makedonlar “Makedonya Makedonyalılarındır” diyor. Bulgarlar burayı Bulgaristan’a bağlamaya çalışıyorlardı. Balkanlardaki diğer azınlıklar da bağımsızlık peşinde koşuyorlardı.

 

                Osmanlı İmparatorluğunun parçalanmaması için önlem almak gerekiyordu.