ATATÜRK KİMDİR? -IV-

M.Kemal, artık Araplarla beraber İmparatorluğu yaşatmanın imkânsız olduğunu anlamış ve gözlemlerini İstanbul’dan Beyrut’a ilk gelişlerinde subaylarla konuşurken “Dava, yıkılmak üzere bulunan bir imperatorluktan, önce bir Türk devleti çıkarmak!”yolundaki kanaatini pekiştirmişti.

            M.Kemal ve arkadaşları ‘Vatan ve Hürriyet’ adıyla bir dernek kurarlar ve ne için kurduklarını şöyle açıklar:

            “Ancak hür fikirli insanlardır ki vatanlarına faydalı olurlar. Onlardır ki vatanlarını kurtarıp onu koruma kudretine sahip olurlar.”

            Hürriyet, özlemi giderek onda ‘Hürriyet ve İstiklâl benim karakterimdir!’biçiminde ilkeye ve bir özdeyişe dönüşecekti.”

            M.Kemal ve arkadaşları balkanlar’ı vatan bütününden ayırmak isteyenler bulunduğunu ve Padişah ve İstanbul Hükümeti’nin bu ayırımcılık(isyanlar) hareketlerinin önlenmesi için gereken tedbirleri almakta yetersiz olduklarını görürler.

            Arkadaşı Mustafa Naci, “Hürriyet verilmez ancak alınır.”diye bağırmış ve Mustafa Necip ise ağlamaya başlamıştı. M.Kemal, Hüsref Sami’den tabancasını çıkarmasını istemiş ve 5 arkadaş ellerini tabanca’nın zerine koyarak “Mukaddes dava” uğrunda çalışacaklarına yemin etmişlerdi.

            Düel-i Muazama (Büyük devletler) olarak tanınan İngiltere, Fransa, Rusya ve Avusturya-Macaristan’ın kendilerine verdikleri destekten de cesaretlenerek aralarında bu öç almaya yönelik ittifaklar kurmaya yönelmişlerdi.

            M.Kemal Trablusgarp’a giderken Ali fuat Cebesoy’a dönüşünde Selanik’i bir kez daha görüp göremeyeceğinden söz etmiş, İstanbul’da buluştuğu Asım Gündüz’e de “Asım biz gidiyoruz ama korkarım ki dönüşte Rumeli’yi bile elimizden çıkmış bulacağız” diyerek kuşkularını dile getirmiştir.

            Karadağ Osmanlılara savaş ilan etmişti.(8 Ekim 1911)

            Gazi Ahmet Muhtar Paşa siyasi nedenle mi bilinmez, İtalyan Savaşının doğuracağı sonuçları ve Balkanlardaki gelişmeleri dikkate almaksızın Nizamiye taburları diye anılan eğitimli ordunun büyük bir kısmını terhis ettirir.

            İlk saldırıya Bulgarlar(22 Ekim)’de geçmiş, Edirne’yi alıp Osmanlı ordusunu bozguna uğratarak Çatalca’ya kadar ilerlemişlerdi.

            Sırplar Manastır’ı, Yunanlılar Selanik’i, arkasından İtalyanların boşaltmadıkları Rodos ve 12 ada dışındaki Ege adaları’nı ele geçirmişlerdi.

            Arnavutluk bu ortamdan faydalanarak bağımsızlığını ilan etmişti. Balkanlar’dan İstanbul’a doğru büyük bir göç dalgası başlamıştı. Tarihte buna “Balkan bozgunu” denir.

            Mustafa Kemal işte bu bozgun ortamında İstanbul’a dönmüştü. M.Kemal Sofya ateşemiliterliğine atanır.20 Kasım1913.M.Kemal, Sofya’da iken Almanya Askeri heyeti ile bir anlaşma yapar. Albay Enver Bey ve Almanya askeri heyet başkanı Otto Liman Von Sanders Osmanlı ordusunun yenilenmesi çalışmalarına başlarlar.

            Enver Paşa’nın orduyu yenilemesine karşı çıkanlar olur. Ama M.Kemal onu destekler. Hatta bütün subay kadrosunun gençleştirilmesini ister.

            İstanbul Hükümeti’nin, hedefini kesin olarak saptamadan hemen genel seferberlik ilan etmesini çok tehlikeli bulan M.Kemal, Salih Bozok’a yazdığı mektupta, durumu, “ Başımızı bir tarafa mı yoksa birçok tarafa mı vuracağız, malum değildir. Koskoca bir orduyu uzun müddet hareketsiz, elde atıl bir vaziyette bulundurmak çok müşkül” diye değerlendirmişti. Bununla da kalmamış, “Almanların bu harpte zafer kazanacaklarına katiyen emin olmadığını” da eklemişti.

            Enver ve Talat Paşalar’ın savaşa girmekte kararlı olduklarını görünce Sofya’daki görevini bırakır, Tümen Komutanlığına atanmasını sağlar.

            Osmanlı Ordusu 8 ayrı cephede savaşmıştı. Alman planlarına göre savaşan ordu Kafkas ve Süveyş Kanalı cephelerinde kaybetmelerine ve İngilizlerin Sina Yarımadası, Suriye ve Filistin içlerine kadar ilerlemelerine imkân vermişti. Enver ve Talat Paşaların kaybedilen toprakları geri alma hayalleri suya düşmüştü.

            Bulgar Genelkurmay Başkanı Fiçev’in Balkan Savaşları sırasında Alman subaylarının kendilerine bilgi verdiklerini itiraf etmiş ve:

            “Ben, Osmanlı Genelkurmayının planlarını ve bütün stratejik yığınak hesaplarını tümüyle öğrenmiştim. Bunların hepsi bende saklıdır. Bana bu bilgileri Alman Subayları vermiştir. Özellikle Von der Golz paşadan çok yararlandık” der.

            Osmanlı I.Dünya Savaşını kaybetmişti. M.Kemal başvurduğu yerlerden XIX. Tümenin mevcut olmayıp Tekirdağ’da kurulmaya çalışıldığını öğrenmişti. Çanakkale’ye bir saldırı olabileceğini belirtmişti. Çok geçmeden de bu olasılık gerçeğe dönüşmüştü.

 

Devam…