ATATÜRK KİMDİR? -VI-

            M.Kemal Çanakkale’den döndükten sonra XVI. Kolordu Komutanlığına atanmıştı.27 Ocak’ta Karaağaç’a dönerek kolordunun başına geçmişti.

           M. Kemal ertesi gün kurmaylarıyla beraber Edirne’ye girmiş ve Selimiye camisinde Cuma namazı kılmıştı. Kurmay Başkanı İzzettin Çalışlar’ın girişimiyle kentte görkemli bir tören düzenlenmişti. Sokaklarda zafer takları kurulmuş ve “Arıburnu ve Anafartalar Kahramanı M. Kemal, çok yaşa” yazılı afişler asılmıştı.

           Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal için milli şair Mehmet Emin Yurdakul 1915’te yazıp Zafer yolunda adlı yapıtına aldığı Ordunun Destanı başlıklı uzun şiirinde M. Kemal’in adını anma gereğini duymuştu: “Bugün hakan seferberlik ilan etti/Üç devlete cenk topları gürüldetti.”diye başlardı.

          İngilizlerin pervasızlıkları son safhaya gelmişti. Yolcu vapurlarının denizaltılar tarafından batırılması ve taciz edilmesi, sivil yerleşim yerlerinin bombalanması, Süleyman Paşa türbesinin ve camisinin İngilizlerin Agamemnon zırhlısı tarafından tahrip edilmesi de tepki toplamıştı. Osmanlı bunu savaş suçu ilan etmişti.

          17 Aralık 1915,saat üç suları. İngiliz keşif uçağı Eceabat’ın Yalova köyündeki Hilâl-i Ahmer Hastanesi üzerinde dolaştı. Adrese teslim koordinat belirliyordu.10 dakika geçti geçmedi, İngiliz zırhlılarından bombardıman başladı. Çatısında 20 metre boyunda “kırmız ay” bulunmasına rağmen, bile bile, tüm ahlakı kurallara aykırı olarak, hastaneyi hedef aldılar. Ana Hatun orada hayatını kaybetti, tertemiz yüreğine şarapnel denk gelmişti.

           İngiliz subayı,”Türk mevzileri gemilerimizin menzili dışında olduğu için hedef olarak camilerin beyaz minarelerini hedef seçiyorduk. Zaman ilerledikçe minarelerden eser kalmıyordu.”der.

          Müttefiklerin Arıburnu’ndaki Anzak koyuna asker çıkardıkları haberini alan Albay M.Kemal, hiçbir emir beklemeden ve vakit kaybetmeden kendi inisiyatifi ile harekete geçti. Bir dağ bataryası ile sıhhiye bölüğünü yanına alıp Kocaçimentepe bölgesine doğru ilerledi. Bundan sonrasını kendisi şöyle anlatır:

           “…261 rakımlı tepeden sahilin gözetleme ve korunmasıyla görevli olarak orada bulunan bir müfreze askerin Conkbayırı’na doğru kaçmakta olduğunu gördüm… Bu askerlerin önüne kendim çıkarak;

               —Niçin kaçıyorsunuz? Dedim.

               —Efendim düşman dediler!

               —Nerede?

               —İşte! Diye 261 rakımlı tepeyi gösterdiler.

               —Düşmandan kaçılmaz, dedim.

               —Cephanemiz kalmadı, dediler.

               —Cephaneniz yoksa süngünüz var, dedim…

                  Ve bağırarak bunlara süngü taktırdım ve yere yatırdım. Bu erat süngü takıp yere yatınca düşman erleri de yere yattı. Kazandığımız an bu andır.”

                  Bu olaydan az sonra 57.alay da yetişmişti. Albay M.Kemal: “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimizi başka kuvvetlerimiz ve kumandanlarımız alacaktır.”sözlerini bu noktada söyleyecektir.

                 “O zaman içinde:

                 60 dakika ölüm, yıkım, kıyım kustular.

                 Asker korunmak için toprağa girdi, karıştı, toprak oldu sanki. Bombardıman sona erdi. İngiliz birlikleri batı ve orta kesime, Fransızlar doğu kesime taarruza kalktılar. Askerler, savaşmak için taşın ve toprağın altından, ölüler canlanır, ruhlar ete kemiğe bürünür gibi doğruldular.

                 Ürperdici bir andı.”

                 Mehmet Akif’in Çanakkale şehitleri’ne şiirini okuyorum da sanki bugünler için yazılmış. Hani deriz ya Atatürk’ün nutukları sanki bugün için yazılmış diye işte öyle…

                “ Tepeden yol bularak, geçmek için Marmara’ya

                  Kaç donanma ile sarılmış ufacık bir karaya

                  Ne hayâsızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı

                  Nerede-gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı,

                  Dedirir-yırtıcı, his yoksulu sırtlan kümesi.”

                5.Ordu komutanı Liman Von Sanders, Kurmay Albay M.Kemal’i Anafartalar grup komutanlığına tayin ederek7.ve12.Tümenleri de emrine verir. Bu birliklerle hem İngiliz kolordusu, hem de Anzak kolordusuna karşı konulmasını ister.

               9 Ağustos günü saat 4.00’de Albay Mustafa Kemal’in kumandasındaki askerler karşı hücuma geçerler.21 Ağustos günü düşman Suvla koyundan tekrar ve en şiddetli taarruzlardan birini daha yapacak ama yine geri püskürtülecekti. Böylece düşmanAnafartalar ve Conkbayırı savaşlarında 45 bin ölü verecektir.

                17 Ekim 1915’de Başkumandan General Hamilton başarısızlığından dolayı İngiltere’ye geri çağrıldı. Yerine de Sir Charles Monroo görevlendirildi. Yeni general de Türkleri yenip Çanakkale’yi geçmenin imkânsız olduğunu görmüştür. Londra’yaGelibolu’nun tahliye edilerek bu cepheden çekilmenin uygun olduğu yönünde verdiği rapor üzerine, General Monroo görevden alınıp, yerine General Birdowood getirildi. O da aynı kanaatini rapor edince, çekilme kararları alınmaktan başka çare olmadığı anlaşılacaktır.

                23 Kasım’da İngiliz Harp Meclisi,6 Aralıkta da Fransızlar Gelibolu’yu boşaltma kararı aldılar.

                Yenilgi yüzü görmemiş İmparatorluğun saygınlığı Türklerin önünde eriyordu.

                İngilizlerin Fransızlarla birlikte toplam kaybı 200.000’e yaklaşmıştı. Bütün kazanç, bir İngiliz komutanının söylediği gibi“500 dönümlük çorak bir tarla kadardı” der.

               Bu karalar üzerine düşmanlar 12 Aralık’ta tahliye başlayacak;20 Aralık’a kadar Anafartalar ve Arıburnu’ndan 9 Ocak 1916’ya kadar da Çanakkale’den tamamen çekilecektir.

               Atatürk’ün dediği gibi “Geldikleri gibi giderler.”Evet geldikleri gibi gittiler.

               Çanakkale Savaşı, hiçbir devletin, hiçbir ordunun, hiçbir silahın, vatan sevgisinden ve milli onurdan daha güçlü olmadığını, olamayacağını öğretmekteydi.

                Bu büyük gerçek her gün bir kez daha kanıtlanıyordu. Bunu yaşamak herkese yıkılmaz bir öz güven veriyordu. Bundan sonra bir dış kudretten, ancak Çanakkale’yi yaşamayanlar, milli tarihi okuyup kavramayanlar ile onursuzlar ve satılıklar korkacaktı.