ATATÜRK KİMDİR? -VII-

            ATATÜRK KİMDİR?

 -VII-

 

                  İngiltere Savaş Bakanı Lord Kitchener bir açıklama yapar:

                 “Türkleri yok edinceye kadar savaşacağız.”diyor.

                  Çünkü Çanakkale’de arkalarına bakmadan defolup gitmişlerdi. Onun için onlar için Türkiye önemliydi. Çünkü İngiltere’nin egemenliği altında, bir Türk zaferinin cesaretlendirmesinden korkulan 300 milyona yakın Müslüman bulunuyordu. Osmanlı İmparatorluğunu hızla dize getirerek, Müslümanların bağımsızlık heveslerini bastırmak İngiltere açısından şarttı.

                 Emperyalistler arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun paylaşılması,6 gizli anlaşma ile karara bağlanır.

                 1917 yılında, ABD, İngiltere ve yandaşlarının yanında yer alırken, Çarlığı deviren Bolşevikler, kendi iç kavgalarını sonuçlandırmak için savaştan çekildiler.

                 Zavallı Anadolu, her cepheye, durup dinlenmeden kan ve can pompalıyordu. O kadar ki dört yıl süren savaşın sonuna doğru, yaşı kaç olursa olsun, kilosu 45’i geçen her genç cepheye sürülecektir.

                Bulgaristan Eylül sonunda, teslim bayrağını çeker. Almanya ile bağlantı kesilir. İttihat ve Terakki iktidarı yenilgiyi kabullenerek mütareke ister.

                30 Ekim 1918’de İngiliz deniz üssü Mondros’ta mütareke imzalanır. Enver, Talat ve Cemal Paşalar olmak üzere yurt dışına kaçar.

                İlk etapta Osmanlı orduları dağıtılır, silahlar toplanmaya başlar, donanma gözaltına, ulaştırma ve haberleşme kurumlarına el konulur.337.000 asker terhis edilir.Gizli anlaşmalara uygun olarak:

                İtalyanlar; Antalya, Kuşadası, Bodrum, Fethiye, Marmaris ve Burdur, Fransızlar-Ermenilerle birlikte; İskenderun, Antep, Urfa, Maraş ve Adana(Kilikya),İngilizler; Musul ve Güneydoğu Anadolu’yu işgal ederler. Çanakkale, Mudanya, Samsun ve Merzifon’a İngiliz, Zonguldak ve Doğu Trakya’ya İtalyan birlikleri yerleşir.

                Ermenilerin yakıp yıktığı Kuzeydoğu Anadolu, yeniden Ermenilere açılacaktır. Doğu Karadeniz’de Pontus devletini kurmak için silahlanmış Rum çeteleri faaliyete geçerler.

                İtalya, İngiltere, Fransa başbakanları ve ABD başkanı Türkiye’nin işgal edilmesini ve parçalanmasını kararlaştırırlar.(Orlando, Lloyd George, Clemeceau ve Başkan Wilson

               İstanbul ortaklaşa işgal edilir.

               Ermeni kıyımı yaptıkları ve İngiliz esirlerine kötü davrandıklarını ileri sürülerek, asker ve sivil 150’ye yakın yönetici İngilizler tarafından tutuklanır ve Malta’ya sürülür.

              Hürriyet ve İtilaf Partisinin yurt dışına sürülmüş ya da kaçmış üst kadrosu, kin ve iktidar özlemiyle tutuşmuş bir halde,İstanbul’a geri döner. Türlü ayrılıkçı dernekler kurulur. Bazı aydınlar birdenbire Kürt, Çerkez ya da Arap olduklarını hatırlarlar. Ümitsiz aydınlar da, İngiliz, Fransız veya Amerikan mandasını arayan akımlar arasında bocalanmaktadır.

               Bir çöküş ve çözülme dönemine girilmiştir.

               ABD Başkanı Wilson, “ Boğazlara ve İstanbul’a Amerikan askeri yerleştireceğiz. İstanbul Boğazı ve çevresindeki bir arazi parçasını da ABD mandasına almalıyız.”der.     

               Fransa Başbakanı Clamenceau, “İstanbul artık Türklerin elinde kalmamalı. Sizin İstanbul’u ve boğazları almanızdan memnuniyet duyarız!”diye karşılık verir.

               ABD’’de Başkanı ,“Türkiye’yi işgal edelim ama, padişah sembolik olarak İstanbul’da kalsın. Hiçbir yetkisi olmasın. Papa(Vatikan)modeli uygulayalım!”diyor.

               Lloyd George’tan daha sabırsız olan ABD’de Başkanı Wilson, “Yunanlılara niye derhal çıkartma yapmalarını söylemiyoruz? Dedi ve paylaşımda anlaşma sağlanınca, Yunanistan Başbakanı Venizelos’u aradı:

 

               “İzmir’i işgal edebilirsiniz!”

 

                ABD’nin izniyle, hazırda bekleyen Yunan işgal kuvvetleri 3 gün sonra 15 Mayıs 1919 Perşembe günü İzmir’e çıktılar.

                İzmir’de Yunan işgal kuvvetleri, Venizelos imzalı işgal bildirisini okurken, “Davet üzerine işgal!”ettiklerini itiraf ediyor.

                Paris’e gönderilen Başbakan Damat Ferit ise, saflığıyla birleşen hainlik içinde idi. Damat Ferit, işgalcilerin konferansına bir yazı sundu. Bu yazıda, “Avrupalılaşmanın” faydalarını anlatıyordu. Ülkesinin işgali İzmir’den başlayalı 1,5 aya yaklaşırken,0 “Türkiye’nin Avrupa topluluğuna kabul edildiğinden” söz ediyordu.

                 İngiliz birlikleri, Karaburun ve Uzunada tarafını, Fransız kuvvetleri Urla ve Foçalar’ı, Yunan müfrezeleri de Yenikale’yi kontrolleri altına aldı.

                 Halk sokaklara, kordon boyuna yayılarak sessizlik içinde bu işgali seyretti. Şehirdeki Rumlar ise, şenlikler yaptılar ve karaya çıkan Yunan askerlerini büyük gösterilerle karşıladılar.

                Entariler giyinmiş Efzon askerleri ki, dans eder gibi, hoplaya zıplaya ayak basıyorlardı kutsal toprağımıza İzmirli Rumlar o cümbüşü, gül atıp, gül topluyorlardı. Yunan askerlerinin ayakları altından. Hasan Tahsin iyice girdi kalabalığa. Şimdi, bir Efzon taburu varıp gidiyordu. En önde, bayrakçısı, Yunan bayrağını göğe doğrultmuş, dağ çalımıyla yürüyordu. “Kanla ödemeli şimdi bu sevinci” dedi Hasan Tahsin.”Dur!” dedi, “Şimdi sen gör bizim işimizi” ve tabur köşeyi dönerken, tabancasını doğrultup, bayrakçısının ta alnının ortasına yapıştırdı kurşunu… Adam, Yunan bayrağıyla birlikte seriliverdi yere. Hasan Tahsin, “İşte bu ilk kurşun!” diyerek yan sokaklara daldı.

 

                ABD’nin “izin ve destek verdiği” Yunan işgal güçleri, işgalin ilk gününde İzmir ve çevresinde, savunmasız ve silahsız 57kişiyi, ilk 48 saat içinde ise 2 bin Türk’ü şehit etti. Avrupalıların kendi raporlarına göre ise, şehit sayısı iki günde 20 bine ulaştı.