TOKAT VALİLERİ XII ABDULKADİR SARISÖZEN

TOKAT VALİLERİ XII ABDULKADİR SARISÖZEN

 

            Abdulkadir Sarısözen 1897 yılında Sivas’ta doğdu. Babası, Sarıhatipzade(Sarısaçlılar) Şeyh Hüseyin Hüsnü Efendi, annesi Zeliha Hanımdır. 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’nda seferberlik ilan edilmesi üzerine öğrenimini yarıda bırakıp Filistin Cephesi’nde savaşa katıldı. Ancak cephede 1915 yılında başından yaralanıp uzun bir süre bir tedavi gördü. Memleketine dönüşünde İstiklal Savaşı başlamıştı. Mustafa Kemal’’in savaş öncesi Samsun’dan Kuva-i milliye ruhunu oluşturmak için başlattığı kongreler sürecinde Sivas’ gelişinde 4 Eylül 1919’da başlayan Sivas Kongresi’nde Kongre kâtibi görevini üstlendi.

 

            O dönemde, Vilayet Matbaası Müdürlüğünü yapan Abdulkadir Sarısözen, Mustafa Kemal’in Sivas’ta Heyet-i Temsiliye olarak çalışmalarını sürdürdüğü sırada 8 Eylül 1919–13 Aralık 1919 tarihleri arasında İrade-i Milliye Gazetesini bazılarının çekincelerine rağmen cesaretle 16 sayı çıkarmayı başarmıştır.(Bu gazete 1919–1922 yılları arası üç yıl yayınlanmıştır). Geceleri arkadaşlarıyla beraber kapı, kapı dolaşarak kongre tamimlerini dağıtarak Sivas halkının İstiklal Savaşı’nda yer alması yönünde mücadele etti

 

            Arkadaşı Samih Fethi (M.Turhan Tan ) ile birlikte Mustafa Kemal Ankara’ya gidinceye kadar gazetenin düzenli çıkmasını sağladı. İstiklal Savaşı’nın zaferle neticelenmesinden sonra yarıda bıraktığı öğrenimine devam etti. Sivas Lisesi’ni bitirip Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdi ve 1931 yılında diploma aldı.

 

            Nazik, hoş sohbet ve elinden gelen her türlü yardımı yapmaktan çekinmeyen Abdulkadir Sarısözen hayran olduğu Mustafa Kemal’in 1924 ve 1928 yıllarında Sivas’a gelişinde yanında oldu. İlk memuriyete yöneticilikle başladı. 1928 yılında Saadet Hanım’la evlendi.

 

            Havza, Bafra, Karadeniz Ereğli ve Tunceli Ovacık Kaymakamlıklarında bulundu.1937 yılında vuku bulan Dersim İsyanı sırasında Ovacık Kaymakamı idi, olaylara müdahale etmede ve bölgeye hâkim olmada etkili oldu. Mülkiye Müfettişliği (1942) ve Tokat Valiliği yaptı (1949–1950) . 1955 yılında emekliye ayrıldı. Ancak yapısı itibarıyla daima çalışmaya ve bir şeyler yapmaya alışkın olduğu için, boş durmayarak Sivas’ta avukatlık yapmaya koyuldu.

 

            1955–1957 yılları arasında Sivas Baro Başkanlığında bulundu. Bir taraftan da Ülke Gazetesine makaleler yazdı. Folklor incelemeleri ve musiki konularında gazete ve dergilerde çok sayıda makalesi yayınlanmıştır. Gazete yazılarında özellikle esprili uyarıları dikkati çekmiştir.

 

            1958’de Ankara’ya yerleşti. Sami Ocakcıoğlu ve daha birkaç arkadaşıyla birlikte Sivil Emekliler Derneği’ni kurdu. Emeklilerin Sesi adında birde dergi yayınladı. 1973 yılında vefat etti.

 

            Saadet Hanımla evliliğinden kızları Ülker, Turgay ve Bilge Sarısözen doğmuştur. Turgay hayatta olup diğerleri vefat etmiştir. Eşi Saadet Hanım da 1976 yılında aramızdan ayrılmıştır.

 

            Onun asıl gayret sarf ettiği alanlardan biri de aileden gelen müzik bilgi ve birikimidir. Bu konuda kızı Turgay (Çapan) Sarısözen ailesinin müziğe düşkünlüğünü anlatırken diyor ki ; ‘’ Babam keman, kanun , bağlama çalardı . Mesleği icabı gezdiği yörelerde dinlediği türküleri kardeşi Muzaffer

Sarısözen’e aktarır, bazılarını da kendisi söylerdi. Böylece Türk Halk müziğine kardeşi Muzaffer Sarısözenle birlikte büyük hizmetleri geçmiştir.

 

            “Sivas’ın 1920 ile 1930’lu yıllarında Ulu Cami’nin yanındaki evlerinin önünden geçenler 5 erkek kardeş olan Sarısözen’lerin çaldıkları tambur, keman, org ve bağlama seslerini dinlerlerdi. 5 kardeşin hepsi müzikle uğraşır ve çeşitli musiki aletlerini – org dâhil-çalarlardı.”

 

            Onun Tokat’a vali olarak atanması şehrin büyük bir sel felaketi geçirdiği zamana rastlar. Valilik makamı vekâleten yönetilmektedir.19 Haziran 1949 Tokat’ta sel felaketi meydana gelmiş, bunun üzerine şehre gelen CHP Sivas Bölge Müfettişi Trabzon Milletvekili Hamdi Orhan 20.06.1949’da CHP Genel Sekreterliğine çektiği telgrafta:

“Vilayet Makamına vekalet eden vekille, jandarma komutanının iş başında bulunmadığını Tokat’taki bu değişikliğin mütalaa etmesinin mümkün olmadığını, vali vekilliğine tayin edilen Mülkiye Müfettişi          Abdulkadir SARISÖZEN’in iş başına gelip, işleri düzenlemeye başladığını belirtmektedir.” Bu telgraftan anlaşılan Abdulkadir Sarısözen 19 Haziran 1949’da Tokat Valiliği görevine başlamıştır.

 

            Halen Bolu İzzet BAYSAL Abant Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Eğitim Fakültesi’nde Öğretim Üyesi ve Rektör Danışmanı olan Abdulkadir Sarısözen’in yeğeni Kemal Sarısözen Ağabeyimiz sağ olsunlar, amcası ile ilgili fotoğraf ve bilgiler aktardı. Biz de bu gönderideki hatıralardan ikisini paylaşalım:

 

Tokat’ta görev yapan Vali Abdulkadir Sarısözen bir gün makam şoförü rahmetli Hakkı Uçkunoğlu’na:

 

—“Hakkı Bey, Reşadiye ilçemize gideceğiz, Ancak, biraz hızlı olalım çünkü valilikte yapılacak bir toplantıya katılacağım” der.

Hakkı Bey de:

—Olur efendim. Diyerek yola çıkarlar. Bir müddet sonra Reşadiye yolu üzerinde sağ taraftan bir zurna sesi gelir. Bu ses o alana yaklaştıkça kuvvetlenir. Vali Bey bir müddet sonra:

—“Hakkı Bey, hemen burada dur, aracı uygun bir yere park et. Forsu da yani bayrağı da kılıfına geçir. Beni burada bekle” der.

 

Vali Bey gider ve bir zaman gelmez. Hakkı Bey haklı olarak meraklanır o da yavaş, yavaş zurna sesinin geldiği yöne doğru gider.

 

Biraz ileride büyük bir harman yeri vardır. Bakar ki bir grup insan halay çekmektedir. Şoför Hakkı Bey orada bulunanlardan birisine sorar:

—Buraya uzun boylu, ince uzun yapılı birisi geldi mi? Der. O kişi cevaben:

 

—Biraz önce şu halayın başını çeken kişi düğün sahiplerinden müsaade istedi ve halayın başına geçti. Der. Evet, halay başı elinde mendil halay çeken bu kişi Vali Abdulkadir Sarısözen’dir. Sonrası düğün yeri bir hayli hareketlenir.

 

— Halay başı olan bu kişi Tokat Valisidir haberi yayılır. Haliyle de bu arada herkesi bir resmiyet endişesi alır.

Bu arada Makam Şoförü Hakkı Bey’in yanına gelen Vali Abdulkadir Sarısözen şöyle seslenir:

 

—Hakkı Bey, ben burada kimseye vali olduğumu söylemedim. Düğünde köylü vatandaşlarımızla ne güzel eğleniyorduk. Şimdi neşemiz kaçtı.

Hakkı Uçkunuğlu da:

—Sayın Valim, işimiz acele demiştiniz. Ben de merak ettim ve sizi aramaya koyuldum. Diyerek kendini savunmaya çalışır. Sonrası düğüne katılanlar büyük bir memnuniyet içinde Valiyi Reşadiye’ye uğurlarlar.

Yıllar sonra bu hatırayı Kemal Sarısözen’e anlatan Hakkı Bey:

 

—Kemal Bey, Vali Bey’in içinde bu köy türküleri sevdası olmasaydı bunu yapar mıydı hiç? Demiştir.

Diğer bir hatırayı Kemal Sarısözen Hocamızın ağzından aktaralım:

 

“Rahmetli Amcam Abdulkadir Sarısözen Gazi Osman Paşa İlkokulu Müdürü Mazhar Uğur ve Arıcı Hoca diye bu konuda çok ismi geçen kişiler bizim evde akşam yemeği yediler.

 

Babam, annem ve gece bize gelen işlerimize yardımcı olan Verep Köyünden Arife Abla ile hazırlık içerisinde iken Vali Bey bağlamasını çıkarıp çalmaya başladı. Bu kabak türküsünü Mazhar Bey rica etmişti. Nitekim bu türkü çalınırken sayın hocamız Mazhar Uğur da ortama ayak uydurup oynadı. Bu neş’e içinde iken tekrar istekler soruldu. Arife Abla:

—Sayın Vali Beyim:

“Baldırcanı dağladım

Dağladım da tuzladım

Serbest, serbest gezerken

İftiraya uğradım.” Türküsünü çalar mısınız? Dedi.

Amcam onu da kırmadı ve bu türküyü de çaldı. Hemen arkasından Arife Abla’ya dönerek:

—“Arife Hanım, bize işkembe çorbası yaptığını biliyorum. Çünkü sen bunu hem güzel temizler, hem de güzel yaparsın” dedi.

Bir müddet sonra sofraya işkembe çorbaları da geldi. Amcam bu sırada bizde kalan Esma Abla da Vali Bey’e dönerek:

—Efendim, ben de bir türkü istiyorum. Dedi ama çok mahcup oldu. Vali Bey sordu:

-Esma Hanım size hangi türküyü söyleyeyim? O da:

“Arabamın atları

Deh deh deh amanda.” Türküsü olsun. Dedi.

 

Amcam onu da kırmadı. Bu hoş müzik ve yemek ziyafeti sürerken tam bu sırada küçük kardeşim Tamer Sarısözen odaya girdi. Amcam Tamer’e dönerek:

 

—Tamer Paşa, gel sen de bir güzel türkü çalıyordun, onu oyna dedi. Tamer aniden:

 

—Oynamıyorum. Diyerek hırçın bir inatlaşma içine girdi. Annem haliyle biraz üzülüp sordu?

 

—Tamer neden böyle davranıyorsun? Tamer cevaben:

 

—Amca, ben anamdan doğdum doğalı vali arabasına hiç binemedim. Dedi.

 

Bu cümle Vali Bey’i ve annemi öyle etkilemişti ki ertesi gün sabahleyin kapı çalındı, açtık. Valilik şoförü Hakkı Uçkunoğlu anneme dönerek:

—Efendim, burada Tamer Bey isminde biri varmış. Sayın valim onu bekliyorlar. Dedi. Tamer hemen giyindi, kuşandı. Valilik arabasıyla Gümenek istikametinde biraz turladıktan sonra şoför Tamer’i eve bıraktı.

 

Böylece Tamer’in gönlü de alınmış oldu. O günden sonra (Anamdan doğdum doğalı sözü) bizlerde bir anı olarak kaldı. (O günkü makam araç mavi Plaeymut marka bir taksidir. )

 

Rahmetli amcam ilk zamanlar ailesini Tokat’a getirmediği için yeni yapılan vali konağına fazla gitmeyerek çoğu kez bizim evde kalır, babamla beraber sohbet ederlerdi.

 

Mülkiye mezunu Baş Müfettiş ilk olarak o gelmiştir. Çok partili hayatın ilk yıllarında Tokat Valisi olmuştur. Oldukça kültürlü, esprili, nüktedan hitabeti mükemmel bir insandı.

 

Halkla dayanışması, kibirden ve gururdan, kasılmadan hiç hoşlanmayan böylelikle de kısa sürede Tokatlının engin gönlünde taht kuran bir vali olmuştu.”(Vali Abdulkadir Sarısözen’e bu tür çalışmaları ve davranışları nedeniyle halk “Çalgıcı Vali unvanını vermiştir.)

 

İstanbul’da yaşayan yeğeni, Araştırmacı-Yazar Uğur Sarısözen de yaptığımız görüşmede amcası Abdulkadir SARISÖZEN’in Tokat’ta kaldığı süre içinde Avukat Ali Baykal’ların bağında şehir eşrafıyla hafta sonları bir araya gelerek memleket konularını konuştuklarını, müzik icra ettiklerini belirtti.

 

Onun bu çalışmalarına bir örnek verelim. Türk Halk Müziğinde bilinen ”Fincanı taştan oyarlar” türküsünün sahibi odur. Muzaffer Sarısözen’de notaya almıştır.(TRT Müzik Dairesi Yayınları TKM Repertuarı No:315 Yöre: Sivas Kaynak kişi: Abdulkadir Sarısözen)Derleyen, notaya alan: Muzaffer Sarısözen)

“Sabah kalktım ergettim

Gök Köyünü yer ettim

Hasan Çavuş utanmaz da

Ben Kıymet’i yâr ettim

Alaca da çorap örmedim de

Ayağıma da geymedim

Çok güzeller sevdim amma

Kıymet gibi de görmedim.”

13.Valimiz Bekir Suphi Aktan yazısında buluşmak dileğiyle.