BAYRAM DEĞİL SEYRAN DEĞİL

1-Tokat Öğretmen Okulu Mezunları olarak, bu sene Ayvalık‘da buluştuk. Hepimiz aynı otelde kaldık. Beş gün boyunca aynı yemekleri yiyip, aynı suları içtik. Karşılaştıklarımızla selamlaştık. Sabahları günaydın akşamları iyi akşamlar ya da iyi geceler diledik. Programa göre geziler yaptık. Akşamları hep beraber doya, doya eğlendik.

 

Boynumuzda fularlar, elimizde minik, ay yıldızlı Türk Bayraklarıyla 19 Mayıs Atatürk Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı Ayvalık Cumhuriyet Meydanı’nda büyük bir coşkuyla kutladık. Saygı duruşunda durup, önce İstiklal Marşı’nı, peşinden İzmir Marşı’nı söyledik. “Sarı Saçlım Mavi Gözlüm” Türküsü ile duygulandık. 

 

Ne var ki boş zamanlarımızda hepimiz, kafa dengi ve uzun süre hasret kaldıklarımızla beraber oturduk. Bu da doğaldı. Örneğin Eroğluer ailesi ile bütünleşmiş gibiydik. Önce öğrencim sonra meslektaşım olan ve de İzmir’e yerleşen Hasan ve eşi Pakize nerdeyse bizi kanatlarının altına aldılar. İlerideysek gözleriyle takip ettiler. Geride kaldıysak bizi kollamak için boyunları ağrıdı, gençlerin.

 

Bu minval üzre beş günümüzün nasıl geçtiğini anlayamadık. Beşinci gün birden bire Topçam otobüsünü buluvermeyelim mi kapımızın önünde. Eşyalarımızı bagaja kim yerleştirdi, kimlerle vedalaştık. Yalnız Pakize – Hasan çiftiyle vedalaşırken gözlerim doldu.

 

1–2 numaralarda yerimizi alıp aşağıdakilere el sallarken Recai Tekin, “elini öpeceğim” diye birden bire otobüse fırlayıp yanıma geldi. Sayın Tekinle bu gezilere ikidir katılıyoruz ama o kadar da sıkı fıkı değiliz. Ancak face’de paylaşımlarımızı beğenir, bazen yorum bile yapardık, karşılıklı. Tabii, bu harekete çok sevindim. Tam duygular tavanda iken el öpme olayı vedalaşmanın tuzu biberi oldu.

 

Recai Tekin öğretmeni unutmayacağım. 

 

2- Öğretmen evinin lobisinde bir gurup arkadaşla sohbetteyiz. Birden yanımızda beliren Muhsin Bey, elime sarıldı, öpeceğim diye. Ben çekerim o çeker başaramadım. Tabii o genç.

 

Amacına ulaşan Muhsin Bey, bir yazımı çok beğenmiş geldiğinden beri izlediği kadar da davranışlarımı yazımla eşleştirdiği için el öpme ihtiyacı hissetmiş.

 

Muhsin Bey de emekli öğretmen. Erzurumlu. Çocukları Tokat’ta öğretmen oldukları için onların yanına gelmişler, ailecek. Yaklaşık üç aydır burada yaşıyorlar. Yaz tatilinde gideceklermiş. Yakın mesaimiz olmadı ama geriden geriye davranışlarını beğeniyordum. Saygılı, efendi, oturup kalkmasını, konuşmasını ve dinlemesini bilen. Ölçülü. Demek ki o da beni izlemiş. “El eli iğnenin deliğinden izler” dedikleri bu olmalı. Ayrıca bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim sözü de uyar mı bu duruma, bilmem… 

 

İki el öpme olayı. İkisi de aniden gelişti. Bana göre bayram yok, seyran yok gibiydi ama onların gerekçeleri varmış. Çok memnun oldum. İkisine de teşekkür ederken memnuniyetimi dostlarla paylaşmak istedim.

 

Şikâyetim olsaydı, müdüriyete giderdim ama ortada ne şikâyet vaar, ne de müdüriyet…