ATATÜRK KİMDİR? -VIII-

                 Metropolit Hrisostomos, Yunan bayrağını öptü, ilk çıkan işgal taburunu, abartılı bir törenle “takdis” etti, tuz serpti.

                Sonra askerlere seslendi:

                “Asker evlatlarım, Elen çocukları!

                 Bugün ecdat topraklarını yeniden fethetmekle, İsa’nın en büyük mucizesini göstermiş oluyorsunuz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı döküp, içerseniz, o kadar sevaba girmiş olacaksınız. Ben de bir bardak Türk kanı içmekle onlara karşı kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Haydi, buyurunuz, bütün azizler arkanızda olacak”

                 İşgalcilerin ve yerli işbirlikçilerinin saldırısını, Miralay Mehmet Arif Bey “Milli Mücadele Anılar”ın da şöyle açıklıyor:

                 “Kiliselerin bir kapısından sivil olarak giren ve diğer kapısından Yunan asker kıyafetinde dışarı fırlayarak, kudurmuş köpekler gibi Müslümanlara saldıran yerli Rumların sayısı her halde Yunan canavarlarının sayısından az değildi.”

                Galiplere göre Türk yurdu “hazır bir lokma”,Türklere göre ise “Ya istiklâl ya ölüm” idi.

                Hasan Tahsin’in devrildiği yerden yeni kavaklar sürecekti. Millet işte böyle direnmeliydi.

              Türk balıkçılar, sandalcılar, zincirlerle bağlanarak denize atılıp öldürülmeye başlandı. Sanat Okulu öğrencisi İhsan boğazlanarak öldürülüyor. Sütçü Ahmet Ağa Cedit mahallesinde parçalanıyor. Karakollarda polisler boğazlanıyor. Aynı mahallede yan yana beraber yaşayan Rumlar Türklerin evlerini basıp kızların ve kadınların ırzına geçiyordu. Kordon boyunda birçok ceset karaya vurmaya başlamıştı.

               Orhangazi’de çırılçıplak soyulan erkekler, ellerine kırbaçlar verilerek kendi eşlerini dövmeye zorlanmışlardı.(15 Ekim 1921)

               Yunanlılar, anneleri erkek evlatlarına peşkeş çekmek istemişler, süngü ucuna taktıkları bebekleri kuzu kızartır gibi ateşlere tutmuşlar, genç kızların göğüslerini keserek kebap yapmışlardır.

               Çınarcık’ta, İmam Hafız’ın kızı Emine(başı kesilerek),Emine kızı Hatice(süngü ile),Celal Efendinin torunu 4 yaşındaki Nigâr (kazığa vurularak),İbrahim Çavuş’un annesi Fadime (yakılarak),Arnavut Mehmet Çavuş’un 9 kişilik bütün ailesi(balta ile) kesilir. (24 Nisan 1921)

                Mustafa Kemal, Havza’dan bütün yurda şöyle seslendi. “İzmir’in ardından Manisa ve Aydın’ın düşmanlarca alınması karşısında sessiz, durgun, başı eğik kalmayınız. Uyanınız! Ulusal bağımsızlılığımızı çiğniyorlar. Dikiliniz. Haklarınızı savunmak içinbirleşiniz, örgütler kurunuz düşmanın karşısına çıkınız: Kanlı kavaklar olunuz. Ben Türk haklıyım. Uyan ve toparlan. Sen kazanacaksın, alacaksın onu.”

                Direniş başlamıştı: Hikmet Recep direnişi şöyle yazar dizelerinde:

                           Demiştik-Yurduma salarken Yunan    Gurbette ölürsem adımı anma

                           Er olan, evinde kalmasın anam            Ayrılık adıyla hiç bana yanma

                           Şehitler evladın bir ölü sanma              Kardeşler ocağı, yıkılan yanan          

                           Gözlerin yaşlarla dolmasın anam.     Toprağı düşmanlar almasın anam.

                Yunanlılardan önce davranan İtalyanlar ise,11 Mayıs Pazar günü Fethiye, Bodrum ve Marmaris’i işgal ettiler.

                Yunan askerlerinin İzmir’i işgal’inden 4 gün önce, 11 Mayıs’ta Amerika’nın Arizona zırhlısı Dyer,Gregory,Luce ve Manleyadlı dört destroyeri ile bir İngiliz zırhlısı,bir İtalyan zırhlısı ve birkaç İngiliz torpidosu İzmir limanına demirledi.

                ABD’de Başkanı Wilson ve Zırhlının komutanı Dayton, “İzmir’i kendilerinin işgal etmesini önerdi. Ama Yunanistan’a söz verildiği için “maşa” kullanılmasını tercih ettiler. ABD’de bir de işgal raporu yayınladı.

                Musevi mezarlığında toplanan binlerce vatandaş, işgali protesto etti. “Yunanistan yerine Amerika, İngiltere, İtalya işgal etsin” istekleri ortaya çıkınca gençler “silahlı direniş” hazırlığına başladı. Başta Harbiye Nazırı Şakir Paşa olmak üzere İstanbul Hükümeti “işgal söylentilerine inanmayın!” derken işgali haber alan halk tepki koymaya başladı.

                Bu işgali destekleyen Ali Kemal’in etkin olduğu Hürriyet ve İtilaf fırkası’ndan, Musavat Gazetesi sahibi Avukat Sadık Bey, şiddetle itiraz etti:

               “Olmaz, olmaz. Memleketi yangın yerine çeviriz.”Gençler silahlı direniş taraftarı olurken Kolordu Komutanı Nadir Paşagençlere tepkisini şöyle göstermişti:

               “Silahlı göreceğimiz her kimseyi Divan-ı Harbe yollayacağım!”

                İzmir Valisi İzzet ise, milli kuvvetleri örgütleyip, direnişi başlatmak yerine, Türk gazetelerini yalanlama, halkı tepkisizleştirme ve İstanbul hükümetine yaranma telaşındaydı.

                Genel Kurmay Başkanı Mustafa Fevzi Paşa, ani bir emirle görevinden alınarak, yerine Cevat Paşa getirildi… Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a gitmeye karar veriyor… Türkleri savunanlar görevden alınıyor, Türk mahkemelerine Ermeni hâkimler atanıyor, Patrikhane azıtıyor, Yunanistan “Rum nüfus var” gerekçesiyle İstanbul ve Edirne’yi de istiyor.

                İzmir’in işgaline karşı gelenler hemen görevden alınıyordu. Görevden alınan Mustafa Fevzi Paşa, İzmir Kolordu Komutanı Nadir Paşa’ya verilen “silahları teslim et, direniş gösterme” emrinekarşı çıkıyordu.

                9.Ordu müfettişliğine atanan Mustafa Kemal, Başbakan Damat Ferit ile yaptığı toplantıda, “Efendim” dedi,”İngiliz raporlarına göre, Samsun ve havalisinde bazı karışıklıklar varmış. Yerinde yapacağım inceleme ile bunları hallederiz.”

               Damat Ferit’in verdiği yemekten birlikte çıkan Cevat(Çobanlı) Paşa, Teşvikiye’ye doğru yürürken, Mustafa Kemal’e döndü:

               “Bir şey mi yapacaksın Kemal?”

               “-Evet, Paşam, bir şey yapacağım!”

               “Allah muvaffak etsin.”

               “-Mutlaka muvaffak olacağız!”

               

                Amerikan savaş gemileri İstanbul Boğazı’nda yerini aldı. ABD’nin Türkiye’ye gönderdiği savaş gemilerinin sayısı en az15 idi.                                       

                Gün ışığıyla birlikte Müttefiklerin İstanbul’u işgali başladı.4000 bin kadar İngiliz deniz piyadesi karaya çıktı.

 

                İşgalcilerin Bildirisi:

               İtilaf Devletleri Türk halkının tepkisini çekmemek ve işgalin haklılığını kanıtlamak için aşağıdaki bildiriyi yayınladılar:

              “İşgal geçicidir.

               Padişahlığı ve halifeliği korumak ve güçlendirmek için işgal gerçekleştirilmiştir.

               Azınlıklara yönelik bir katliam başlarsa İstanbul Türklerden alınacaktır.

 

               Herkes padişahlık makamının İstanbul’dan vereceği kararlara uyacaktır.”