ŞİİR TADINDA SOHBET…

Bişkek havaalanından İstanbul’a ulaşmak üzere Türk Hava Yolları uçağıyla gökyüzündeyiz. Koltuğuma oturduktan bir süre sonra komşularımla kısa bir sohbet yapıyorum. Tanışma ve yolculuk için iyi niyetlerin karşılıklı iletilmesi de diyebilirim.

Uçağa binerken birkaç gazete alıyorum. Yolculuk esnasında gazete ikramlarını hiç geri çevirmem. Uçak ve otobüs yolculuklarında birden fazla alır, detay yapmadan başlıklara bakar, geri kalan zamanda uyurum. Çok sık ve uzun seyahatlerimden kalan uyku alışkanlığım halen devam etmektedir.

01 Haziran 2017 Perşembe günü Bişkek saati; 16.25, İstanbul saati; 13.25 İstanbul’a varış için kalan süre; 4,20 dk., saat farkı 3.  Yükseklik; 10.364 m., Hız; 692 km. Bulutların üzerindeyiz. Pencere kenarındayım bulutların değişik hallerini ve hareketlerini izlemek harika. Mutluluk verdiği gibi her an bir dörtlük çıkabilir diye kâğıt ve kalemim hazır. Elimde gazete sayfaları yavaş yavaş inceliyorum. Gazeteler bir gün öncesine ait. 

31Mayıs 2017 tarihli bir gazetenin “Yaşam” sayfasında “Çocukların Kalbine Takılan Hikâyeler” başlığıyla yeni yayınlanan hikâye kitabının tanıtım yazısına takılıyorum.

Genç hikâye yazarlarımızdan Mustafa Uçurum ve “Kalbime Takılan Uçurtma” yeni kitabının tanıtım yazısı. Büyük bir zevkle ve mutlulukla okuyorum. Mesleğinin ilk yıllarından itibaren çok yakinen tanıdığım, yazılarını zevkle okuduğum, birçok kültür etkinliğinde birlikte olduğum,  edebiyatımıza kalıcı eserler bırakacağına inandığım meslektaşım.

En son 16 Mayıs 2017 Salı günü Tokat Milli Eğitim Müdürlüğünün “Okur Yazar buluşması” projesi kapsamında Z kütüphanede görüştüğümüzde kısa bir sohbet etmiştik. Son çıkan kitaplarını da benim için imzalamıştı.

Duruşu, ses tonu ve samimiyeti, hocam deyişi bende daima olumlu bir iz bırakmıştır.

Aşağıda bulutlar gezintiye çıkmış…  Kar ve duman bir şair için duygu dolu dakikalardır. Zaman zaman bulutları delen güneş mini pencereden içeri sızarak ısı ve ışığı ile gülümsüyor.

Kırgızistan ziyaretini düşünüyorum. Bişkek ve Talas’ta yaşadığım unutulmazları yeni baştan notlarla elden geçiriyor, okuyucularımla paylaşmak üzere yeni bir yazı hazırlığı yapıyorum. Aladağ bembeyaz örtüsüyle karşımda, hep öyle kalacak. Yol boyu çadırlar.  Talas şehri, Manas ve kırk yiğidi. Detayları ile birlikte yazılacaktır.

Bütün yolculuklarımda yanıma değişik konu ve tür kitaplar alırım. Yolculuk esnasında ihtiyacım olduğunda ulaşabileceğim çantaya yerleştirir, uyku öncesi vaktimi değerlendirmiş olurum. Gazete taramam bitince Mustafa Uçurum’un son imzaladığı kitabı “Konuştukça Memleket” 2015 yılında okuyucuları ile buluşmuş. 70 sayfa. okumaya başlıyorum. Şiir tadında sohbet diye aklıma gelen yazıları yolculuğum bitmeden tamamlıyorum.

Son şiir Şekersiz Çay’dan kısa bir bölümü okuyucularımla paylaşıyorum.

Kaybolmuş bir akşamdan bahsediyorum

Yitirilmiş sessizliğimde daha çok

Yamacımda beni çağıran bir toprak ağırlığı

Sevincimde yarım kalan bir şeyler var

Kovdun yüzümdeki savaş kalıntılarını

Biraz azık, çokça masal öğretiyor dünyaya

 

Umuduma sözüm yok, masada kim varsa benden

Rüyalarım hatırına bir şehri yeniden yaşatabilirim

Hangi durak daha sessiz, hangi çay daha şekersiz

Böyle yağmur, böyle sevmek, açık kalp kapakları

Benden bu kadar, senden o kadar

Allah sonsuz, çay şekersiz, saat hep aynı yerde

 

Şiirle ve dostlukla sürecek bir ömür dileğiyle…