İNSANLIĞI EROZYONA UĞRATAN ŞEYTAN ÜÇGENİ İSRAF- ZULÜM- KİBİR

Beşeriyeti ve beşeri ilişkileri güzellikleriyle ayakta tutan, bunların devamlılığını sağlayan özel olgular kıstaslar vardır. Bunların bir kısmını insan doğuştan getirirken, birçoğunu da çevresinin, yaşam koşullarının etkisiyle kendine özgü yaşam biçimiyle kendisi tercih eder.

            Ahlaki değerler olarak bir çatı altında toplanan tüm bu olgular sevgi, saygı, hoş görü, yardımlaşma, paylaşma, adiliyet, alçak gönüllülük, kanaat…(vs), olarak adlandırılırken her birisi insan olmanın temel ilkeleridir de…

            Yüce Allah’ın yaratırken, meleklerin ona secde ettirdiği ilahi varlık olan insan, her türlü övgüye, güzelliği de layıktır tabiî ki.

            Lakin bu varlığın, sunulan bu güzelliklere sahip çıkabilmesi içinde Yaradan’ın ona sunduğu AKIL ve FİKİR gücünü çok iyi kullanması gerekir. Zaten gönderdiği ilahi emirlerle de bunun böyle olmasını istemiştir Yaradan.  Çünkü, onun insanoğluna sunduğu onlarca güzellikleri kendine has yöntemleriyle çalacak, saptıracak bir şeytan vardır. Ve o şeytan ki insanlığın tadını kaçıracak bir güce de sahiptir… İşte burada seçimi insanoğluna veren Yaradan, o şeytanın maskarası ve amelesi olmamak için kıstaslar koymuştur. Bu kıstaslar ilimin ve bilimin ışığında, hak ve adalet terazisini dengelerken dini, ahlaki, kültürel ve sosyal değerlerin devamlılığı için insanların akıllarını kullanarak fikir yürütmeleri ve doğruyu seçebilmeleridir.

            Maalesef, küreselleşen dünyamızda insana verilen değer ve saygınlık gittikçe zayıflarken yerini maddiyen güçlü insanlara yapılan mecburi hizmetlere bırakmıştır. Böyle olunca da güçsüzler, sefillik ve yoksulluk içinde, haksızlıklara boyun eğen topluluklar haline gelmişlerdir.

            Böyle toplumlarda da cehalet daima ön plana çıkarken “Karanlığın çocukları, makul görünümlü melunların” toplumların başına bela olarak çoğalmalarını sağlamıştır.

            Evrensel bir din olan İslamiyet’in kutsal kitabında buyrulduğu gibi haksızlığa, zulme, israf ve kibre yasaklar koyan bir dinin mensupları olarak dünya da yitirilen birçok insani güzelliklerin geri kazanımı nasıl olmalı diye düşünmek projeler üretmek zorundayız. Çözüm bulabilir miyiz ve ya ne derece gücümüz yeter onu da çözmek zor galiba.

            Zira yukarıda ki üçlünün içleri o kadar olumsuzluklarla dolu ki, günümüz dünyasında akla hayale gelmeyen hatta şeytana bile çalım atan durumlar mevcut, orada.

            İşte bir tanesi… Yardımlaşma ve paylaşma adı altında yapılan israfın kişi çıkarları uğruna ön plana çıkarılmasıyla insanlık kotlarının erozyona uğramasıdır.

            İsraf, bir anlamıyla da savurganlıktır. İnsanın kendi emekleri sonucu kazandıklarını, saçıp savurması ayrı bir konu. Lakin kişinin kendi emeğinin ürünü olmayan kazancını saçıp savurarak ortaya koydukları eylem ve söylemler tüm ülkelerin, insanlığın ortak derdi değil de nedir?

            “Milletlerin ortak mallarının” talanı diye adlandırılan bu israf şekli dünyada ki tüm kötülükleri tetikleyen en etkili silahtır. Bir insanlık suçudur.

            Büyük usta Yaşar Nuri Öztürk’ün deyimi ile “İsraf afetlerin afeti, tüm afetlerin motorudur. Tüm uygarlıkların en yıkıcı, emeğe ve insana ihanetin en dikenlisidir” Nasıl üretebilirim? Sormak yerine “Nasıl harcayabilirim?” düşüncesi afetlerin davetiyesidir. Bu israf ki baskı, şiddet, sömürü hak ihlali, işgalcilik ve cinayet gibi temel zulümleri besleyen olumsuzlukların başında gelir.”

            Hani haksızda değilsin be usta… dünya açlık ve susuzlukla kavrulurken, ülkeler vatansız insanlarla dolup taşarken, analar, çocuklar alev, alev savaşın o korkunç havasını soluklarken artık birilerinin şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekmiyor mu?

            Lakin görünen o ki; Dünya onlarca şımarık servet sahipleri şahsi keyfiyetleri uğruna yok ettikleri ormanları, denizleri, gölleri, ırmakları kirlettikleri atmosferi, kısaca insanlığı İSRAFKAR bir tehdit altına almışlardır.

            Büyük küçük tüm yerleşim birimlerinde ki insan sayısına göre otomobil çokluğu, evlerin her odasındaki televizyon ve bilgisayarlar, ailenin her bireyindeki son sistem telefonlar en küçük israflar listesine girerken insani ilişkilerde de onlarca musibetlere sebep olmuyor mu?

            Bu da gösteriyor ki, medeniyetin onca nimetlerinden faydalanmanın temel kurallarını bilemediğin, onu kendi isteklerine yönlendirmeye kalktığın vakit israfla birlikte canavarlaşan bir sistemin önüne düştüğüne şahit olacaksın.

            Oysa aklınla yüreğini örtüştürerek kullandığın medeni sistem, insanlığı güzelliklere ve refaha taşımak için hareket halindedir. Aksi durumlarda ülkelerdeki yönetim birimleri bu hareketliliklerle o ülkenin kamu kaynaklarının esas gitmesi gereken yerlere değil de başka alanlara aktarmayı amaçlıyorsa o ülke en büyük israf harcamalarıyla karşı karşıyadır diye düşünüyorum.

            Sonuç olarak Ozon tabakasının insanlığı tehdidi, buzulların erimesi, erozyonlar, birçok canlı türünün biyolojik değişikliğe uğraması, bozuk genetikli tohumların doğallığı yok etmesi (v.s) … Tüm bu olumsuzluklar aklı selimle düşünülecek olursa israf sonucu oluşan ekolojik denge bozulmaları değil de nedir? Her biri insanlığa yapılan en büyük zulümlerdendir.

            Bu olumsuzluklar karşısında dünya halklarının ve kültürlerinin kucaklaşması diye açıklanan küreselleşme eylem ve söylem olarak israfın sömürgecilik kanadı değil de nedir?

            Türk Milleti olarak gerçekten fikri zekâmızın gücü asla tartışılamaz. Lakin BEYİN İSRAFIMIZ o kadar yoğunluktaki artık buna dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Zira başka şansımız yok…!  En önemlisi de başka TÜRKİYE yok…!

            “İsrafın dünya bazında genişleyerek yayılması, konfora düşkün şımarık zenginlerin iştahını kabartmıştır…” diyen Yaşar Nuri Öztürk’ü rahmetle anıyor, onun sözleriyle esen kalın diyorum.

            “Ey… İnsanoğlu! Senin hizmetine verilmiş bulunan dünyayı yerin altından üstüne, topraktan yıldızlara kadar kirlettiniz, zehirlediniz. Tüm canlılar sizden şikayetçi olacaklardır…!”

                                                                               Sağlıklı ve hayırlı ramazanlar

                                                                               Şerare Kıvrak