AH BU EL ALEM…

AH BU EL ALEM…

El alem ne der ? Belki de hepimizin hayatında bir defa da olsa duyduğu, kullandığı, belki de kullanmak zorunda bırakıldığı bir cümledir bu. Nice güzel duygular yaşatılmadan öldürülmüştür belki de bu el alem korkusu yüzünden. Bu düşüncenin insanlara mutluluk getirdiğini hiç görmedim ben.. Başkaları ne der? Ne düşünür? düşüncesiyle yaşamak bir hayat tarzı olmamalı aslında. İnsan kendini bu düşünceye teslim etmemeli. Oraya gitme el alem görür, o kıyafeti giyme el alem ne der? Bazen çok merak ediyorum, kim bu el alem? Hiç tanışmadığımız fakat her ne hikmetse her yaptığımızı izleyen, yapılanlar hakkında dedikodu üreten bu el alem kim? Kim acaba bu ahlak bekçileri, insanların hayatlarına müdahale etmek isteyen, çoğu insanın kabusları, yaşam sevinçlerini kıran bu namus bekçileri kim? Bir komşu mu, arkadaş mı, mahalledeki esnaf mı, akrabalar mı, anne baba mı ya da caddede yürürken karşınızdan gelen hiç tanımadığınız insanlar mı? Kim bu el alem?

 

Eminim ki, bir çok anne baba sözde evlatlarını koruma iç güdüsüyle, çevre baskısı yüzünden, el alem korkusunu işlemiş çocuklarının beyinlerine. Bu bir koruma içgüdüsü olamaz… Üzerinizdeki bu korkunç düşünceyle ne derece huzurlu yaşayabilirsiniz? Hadi hayatlarına bir şekilde devam ettiler diyelim. Ya sonrası? Çocuk bu düşünceyle kendi doğrusunu bulabilir mi? Öz güven kaybı çoktan işlenmiştir o çocuğun beynine. Alacağı her kararı, yapacağı her davranışı ‘’el alem’’ süzgecinden geçirmek zorunda kalacaktır. İşte insanın yaşama sevincini öldüren bu düşünce maalesef ki hayatımızda hep var. Özellikle kadınlarımızın bu düşünce yüzünden hayatlarını hep kısıtlayarak yaşadıkları aşikardır. Aslında hayat çok kısa, yaşamımızın hiçbir anında bu düşünceye yer vermeden, ahlaki değerlerimizi kaybetmeden, vicdanımızı sorgulayarak, doğrularımızı ve yanlışlarımızı kendi süzgecimizden geçirerek mutlu olabilmek dileğiyle…