İslâm Âleminde Ramazan Coşkusu

İslâm Âleminde Ramazan Coşkusu

                Ramazan ayının sonuna yaklaştığımız şu günlerde gözümüz kulağımız İslâm Âlemine çevrildi. Kim nerede ne yapıyor? Müminler ilahi coşkunun cezbeleriyle; ezilen, kırılan, gönül dünyalarını nasıl nurla dolduruyor,  bu güzel günleri nasıl geçiriyor?

                İslâm âlemin bir tarafı kan, gözyaşı, acı ve sıkıntılarla boğuşurken; bir tarafında Allah’ın insanlara rahmet ve merhamet ayı olarak bağışladığı Ramazan ayını en güzel şekilde yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyor.

                Ülkemizde her zaman görmeye alıştığımız gelenek ve göreneklerin insanların kardeşlik duygularını perçinlemesi; ilâhi aşkın, vecdin, heyecanın, bütün ramazan boyunca insanları ve ufuklarımız çepeçevre kuşatması elbette ruhlara huzur ve mutluluk veriyor.

                İşte bu huzur mutluluk kuşağının en fazla hâkim olduğu yerlerden biri hiç şüphesiz Balkanlardır.

                Ramazan ayının tüm güzellikleri, Katar, Pakistan, Doğu Türkistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Arap âlemi, Bosna-Hersek, Sırbistan, Kosova, Makedonya, Hırvatistan ve Karadağ'da Müslümanlar tarafından Anadolu'yu aratmayan benzerlikte yaşatılıyor.

                Yardımlaşma ve dayanışma duygusunun doruk noktaya ulaştığı, geleneklerle ayrı bir havaya bürünen Ramazan ayı, Batı Balkanlar'da Osmanlı'dan kalan adet ve göreneklerle bir başka güzellikte ihya ediliyor.

                Osmanlı Devleti'nin yaklaşık 500 yıl hüküm sürdüğü Balkanlar'da cami, köprü, medrese, han ve hamam gibi tarihi mirasın yanı sıra, gelenek ve göreneklerde kalan izler de aradan geçen yıllara rağmen varlığını devam ettiriyor. Balkanlar'da bırakılan izler, özellikle Ramazan ayıyla birlikte gün yüzüne çıkıyor. Balkanlar'da yaşayan Türk, Boşnak, Arnavut gibi Müslüman toplulukların Ramazan hazırlıkları ve gelenekleri Anadolu'yu aratmıyor.

                Her köşesinde Osmanlı'ya ait izler bulunan Bosna-Hersek'te Boşnaklar, kendi değerlerinden bir parça saydıkları Osmanlı mirası eserlere sahip çıkmanın yanı sıra yüzlerce yıl önce bu coğrafyada birlikte yaşadıkları Türklerden öğrendikleri adetleri devam ettirmeyi "ahde vefa" olarak görüyor.

                Ramazan'ın yaklaşmasıyla birlikte cadde ve sokaklarla camilerde başlatılan hazırlıklar dikkati çekiyor.

                Ramazan ayının tüm güzelliklerinin yaşatıldığı bir başka yer ise Sırbistan ve Sancak bölgesi. Sırbistan'ın güneyinde Arnavut nüfusun yoğun olarak yaşadığı Preşevo Vadisi ile Boşnak nüfusun çoğunlukta olduğu Sancak bölgesindeki kentlerde Ramazan bütün güzelliği ile hissediliyor. Osmanlı idaresinde 400 yılı aşkın süre kalan ve o dönemde 273 caminin bulunduğu Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da ise ayakta kalmayı başarabilen tek tarihi ibadethane olan Bayraklı Camisi'nin yanı sıra Borça semtinde yaptırılan yeni cami ile 7 mescitte teravih namazı eda ediliyor. Bayraklı Camii avlusunda ise Ramazan ayı boyunca yoksullara ve misafirlere iftar yemeği dağıtılıyor.

                Sancak bölgesi ve Preşeva Vadisi başta olmak üzere ülke genelinde yaklaşık 300 cami ve mescitte Ramazan ayı boyunca teravih namazı kılınıyor ve mukabele okunuyor.

Kosova'da 1999 yılında yaşanan savaşın ardından bu ülkede bulunan Türk askerinin başlattığı iftar çadırı geleneği bu yıl da devam ettiriliyor.

                Bütün bu gelenek ve göreneklerin her yıl daha büyük bir coşku ve heyecanla devam etmesi elbette insanlığın huzur ve mutluluğunu artıracaktır. Müslüman dünyasında İslâm’ı tam anlamıyla yaşamak ve anlamak kalplerin keşfiyle ortaya çıkıyor.

                Kur’an’ı ve sünneti seniyyeyi gönül dünyasına mezcedemeyen insanların insanlığa ne büyük zulüm getirdiklerini dün olduğu gibi bugünde yaşıyoruz.

                Suriye’de Esed’in halka yaptığı zulümler asla yadırganacak bir durum değildir. Suriye ve Bâtıniler asırlar boyunca İslâm’ı ve onun getirdiği değerleri ortadan kaldırmak için hep çalışmışlar; hep saf Müslümanların gönül kulelerini kan, haset, kin ve zındıklıkla doldurmak için uğraşmışlardır.

                İslâm Dünyasının son yıllarda yaşadıkları içimizi acıtmaya devam ediyor.

                İslam düşmanlığının zirveye çıktığı şu günlerde; Müslümanların el birliği ve gönül birliği ile dayanışma içinde olması mutlak bir gerçektir.

                Rabbimize en büyük niyazımız, yer yüzündendeki bütün kötülüklerin, çirkinliklerin şu Ramazan ayı hürmetine bitmesi ve insanlığa barış ve huzurun gelmesidir.

 

Mehmet Emin ULU