MANAS DESTANI (2)

MANAS DESTANI (2)

-Altay Dağlarının Kaplanı- Mitolojik Destan Roman

                Yazımızın ikinci bölümünde Manas Destanı-Altay Dağlarının Kaplanı-Mitolojik Destan romanın sayfalarında bir gezintiye çıkalım.

                1- “Bu Manas denilen adamın herhalde ok geçirmez bir giyimi var. Bir atı var ki oktan daha hızlı koşuyor. Manas’ın karşısına çıkmak bir cesaret işidir. Çünkü onun karşısında kimse sağ kalamaz. Şahsen ben bir daha Manas’ın karşısına çıkmam. Onunla savaşacak mecalim ve dermanım yok. Ben birliğimle geri döneceğim ve Eser Han’a da bunları anlatacağım.” (sayfa:31)

                2-“Kırgızların artık kendilerine bir başbuğ seçmeleri zamanı gelmişti. Yakup Han büyük bir ziyafet hazırlığına girişti. Kambarboz adlı cins aygırın soyundan gelen dokuz at kestirdi. Birçok yere kazanlar astırdı, altlarını ateşe verdirdi ve at etlerini pişirtmeye başladı. Orta Asya’daki dağınık halde bulunan Kırgızlara haber ulaştırdı, bu ziyafete davet etti. Ziyafete gelen kalabalığa Yakup Han’ın kardeşi aksakallı Bay Ağa toplantının sebebini uzun uzun anlattı. Eser Han’ın zulmüne ve saldırılarına karşı birleşmek gerektiğini, bu birleşen büyük birliği sevk ve idare edecek bir başbuğun seçilmesi lazım geldiğini söyledi. (sayfa: 39) Manas 0n dört yaşında iken Kırgızların başbuğu seçildi.” (sayfa 42)

                3- Yakup Han’ın,Buhara Han’ı Temir Han’dan Kızı Kanıkey’i Manas’a istemesi, “Mihir”in istenmesi de önemlidir.

                 4-“Kanıkey, nazardan korunma tedbirlerini aldı, çocuğu Manas’ın kucağına verdi. Manas, elindeki kamçıyı çocuğun eline tutuşturdu. Kamçıyı birkaç defa onun alnına dokundurdu. Sonra Semetey’i iyice kokladı:“Bana bu yavruyu Gök Tanrı verdi. Onu şükrediyorum” diyerek elini kavuşturdu, dualarda bulundu. Semetey’i kucağına aldı ve yanındaki arkadaşlarına gösterdi. Almambet, Çuvak ve Sargık’ı hatırladı. Acı sesler çıkararak ağlamaya başladı. Manas’ı dinleyen genç, delikanlı, yaşlı, kadın, kız, erkek hep birlikte hüngürdemeye başladılar. Hepsi kızıl giysilerini çıkarıp kara kaftan giydiler. Askerlik hayatlarında pek çok ölü görmeye alışkın olan kahraman askerler bile bağıra bağıra ağladılar.

                Almambet’in güzel karısı Aruke Hatun da:“Aslanım Almambet! Beni de yanına al! Ben de seninle beraber ölmek istiyorum!” diye ağladı ve ağıtlar söyledi. Bu ağıtlar orada bulunan herkesi duygulandırdı ve ağlattı. Manas’ın önüne kızlar geldi, yüzlerini tırnaklarıyla yırtıp ağıtlar söylediler ve ağladılar.

                5-Bu ağıtların yakılması ve ağlaşmalar gelenekten kaynaklanıyordu. Hatta bir insan başbuğ dahi olsa ağıt yakıyor ve ağlıyordu. Böyle davranmayan bir kişiye iyi gözle bakılmazdı. Bu sebeple Manas bir geleneği yerine getirerek uçmağa giden arkadaşları için ağıtlar söylüyor ve yüksek sesle ağlıyordu.“Tatlı sularım kirlendi, temiz göllerim çamur oldu, arkadaşlarım öldü, ben niçin ölmedim, buna yanarım!” diyerek süngüsüne dayanıp, başını önüne eğip inliyordu. (sayfa:327-328)

                Romanda geçen kültür, gelenek ve görenekler günümüzde de halen vardır, yaşamaktadır. Bugün, kahraman tasvirlerinde aynı ifadeleri görmek mümkündür. Kurultay geleneği çok önemlidir ve farklı adlarla halen devam etmektedir. Kız isteme ve “Mihir” önemli şekliyle kendi hayatımızda dahi şahit olduğumuz unutulmazlarımız arasında yaşadıklarımızdır. Manasın oğlu Semetey’i ilk kucağına alışı ve nazar kültürü de bugün yaşamaktadır. Ölenlerin ardından dil dökerek, sesli ağlayış. Bugün halen devam etmektedir. Yine yazarın açıklamaları çok önemlidir. Yazarın romanda bir eksiğin, anlaşılmayan bir ayrıntının kalmaması için yaptığı açıklamalardır.      

                Öğrenmeyi kolaylaştırmış, tarihin roman olarak öğretilmesi ve okuyucuya aktarılmasında yazarın mesleki bilgi, birikim ve pedagojik formasyonundaki bilgeliği okuyucuya yansımıştır.

                Yazar, Türkçeyi doğru, etkili ve anlaşır şekilde kullanmıştır.

                Şanlı bir tarihe, gurur duyduğumuz bir geçmişe sahip Türk milletinin genç nesillerine öğretilmesinde tarihin romanlarla anlatıma ihtiyacı bir gerçektir.Çocukların gelişim ve öğrenme süreçleri de dikkate alınarak, öğrenmeyi kolaylaştıracak çalışmalar yapmak gerekmektedir. 7-14 yaş ve üst yaş gruplarında öğrenme farklı olmaktadır.

                Tarihî roman, destan romanların her yaş grubuna hitap eden şekilde hazırlanması da ilgili kurum ve kuruluşların görevleri arasındadır.Öğretilecek bir destanın uygun yazı puntosuyla, daha az sayfadan oluşan, seviyeye uygun anlatım ve özet (kısa) çalışmalarla ilkokul öğrencilerine sunulabilir. Yine Ortaokul, Lise ve dengi okullar içinde aynı çalışmalar yapılabilir. Yaş gurubuna uygun resimlendirilebilir.

                Bilindiği üzere; çocuklar yaş guruplarına göre dünyayı, olayları, insanları, nesneleri çok değişik algılarlar. Bu, onların belli dönemlerde farklı farklı anlama, kavrama, hissetme yeteneklerine sahip olmaları anlamına da gelmektedir. Çocukların, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimleri ile Türk destanlarının bunlar üzerinde olası etkileri iyi bilinmeli yapılan değerlendirmeler çalışmalara yansımalıdır

                Sonuç olarak;

                Türk destanlarının her yaş gurubunun rahat okuyabileceği, anlayabileceği şekilde yazılmalı ve okuyucuya ulaştırılmalıdır. Özellikle genç nesillere okutulmalı ve öğretilmelidir.

Türk destanları ile ilgili sinema filmleri, çocuklar için çizgi filmlerin yenilerinin yapılması devam etmeli bu çalışmalar, Eğitim –Öğretim programları ile de desteklenmelidir. Biliyoruz ki yazılacak ve söylenecek çok şey var.

                Kırgızların milli destanı, dünya edebiyatının da sayılı şaheserlerinden ve en uzun destanı olan Manas Destanı, adını, destandaki kahramandan alan bu Altay Dağlarının Kaplanı MitoljikDestan Roman Manas ile Hayrettin İvgin destanların günümüz nesline aktarılmasında çok önemli bir hizmeti ilk olarak gerçekleştirmiştir. Yapılacak olan bu tür çalışmalara da örnek olmuştur.

                2009 Puşkin Edebiyat Ödülü bu esere uygun ve layık bir ödül olmuştur.

                Elimizdeki kitabın TİKA katkıları ile basılması çok daha önemlidir. Kısa bir dönem görevde yaptığım TİKA yetkililerine teşekkür ediyorum.

 

                Hayrettin İvgin Hocam sizi tebrik ediyorum. Sağlıklı ve verimli bir ömür diliyor, destanlarımızla ilgili yeni romanlarınızı beklediğimi ifade ediyorum.