KIZILAY KOLU

Okullarda, ders yılı başlarında öğretmenler kurulu toplanır. Gündemin maddelerinden birisi de eğitsel kollara rehber öğretmen seçmektir. Türkçe öğretmeni olduğum için genellikle ya kültür edebiyat ya da kütüphane kolunda görevlendirilirdim, yalnız veya birkaç arkadaşımla. Eğitsel kolların en zoru, kültür- edebiyat, kooperatifçilik ve Kızılay koluydu. En kolayı ise okul eşyalarını koruma kolu idi. Yılın her haftasına bir isim verilmiştir. Haftaları isimlerine uygun olarak kutlamak, kültür edebiyat kolunun görevidir.

 Kooperatifçilik kolu her gün hesap yapacak, Kızılay ise para toplayacak, topladığı ve harcadığı parayı hesaplayacak… Velilerden para isteme de ne istersen iste. Onlar, “Para isteme benden buz gibi soğurum senden” havasındadırlar.

Okul eşyalarını koruma kolu, genel kurulunu ders yılı başında bir kez toplar, Sene sonunda da bir faaliyet raporu hazırlayarak görevini bitirir. Okulun eşyalarını zaten idare koruyor.  

O sene Kızılay kolunu istedim gönüllü olarak. Hesap kitapla ilgili olduğu için bu kolu genellikle matematik öğretmenleri alırdı. Onlar da istemeye istemeye kabul ederlerdi. Kızılay kolunu istemem, tebessümle karşılandı. İsteğim, “Bir deneyelim bakalım nasıl olacak” düşüncesiyle kerhen onaylandı kurulca.

Çalışmamda sloganım, YOKSUL ÖĞRENCİLERİMİZE VE DE KIZILAY KURUMUNA YARDIMCI OLMAK ÜZERE ÖĞRENCİLERDEN HER AY BİR SİMİT PARASI istemekti. Zengin yoksul herkes bu parayı ödeyebilirdi. Sloganı, dersine girdiğim sınıflara derste, diğerlerine bayrak törenlerinde ya da ara sıra sınıfları gezerek duyurdum. Gerçek yoksullar hariç diğerlerinden her ay bir simit parası ödeyeceğine dair imza aldım. Bunlar en az bir simit en çok da bir simit parası ödeyecekti. Çocukların, velilerini zorlamasına da gerek yoktu. Bir genç, arkadaşına ayda bir simit ikram edemez miydi? Bu gazla o yıl, okulun tarihinde görülmemiş para topladık, velileri rahatsız etmeden, öğrencileri zorlamadan.

Ay sonlarında sınıf temsilcileri, baştan kararlaştırdığımız miktarları eksiksiz getirdiler. Yılsonunda da bir hayli öğrencimize ayakkabı aldık. Hatta bir miktar parayı da seneye devrettik.

Böylece azmedince başarılamayacak iş olmadığını da ispatlamış olduk.