FİTNE

Fitnenin sözlük anlamı; geçimsizlik, karışıklık, insanları birbirine düşürmedir. Yani insanları depresyona sürüklemektir. Toplumda bulunan Bu kişiler toplumun düzenini bozup insanları gerim gerim geren, karanlığa sürükleyen ahlaksızlardır. Ürettikleri fitnelerle insanları birbirine düşürüp huzurlarını bozarlar. Ocaklar söndürüp, insanların hayatlarını zehir ederler. Meydana gelen bu elim manzaraları da kıs kıs gülerek doyum yaşarlar. Bunlar sadece kendi saadetlerinin peşindedir. Fitnelerini kendi çıkarları için kullanırlar.

            Fitnecilik yapanlar kültürden, adamlıktan, din ve imandan yoksun kişilerdir. Kültürlü bir kişi sözünün yaptıklarının sonucunu düşünür, insanlara zarar vermekten çekinir. Mevlana “insanda güzel olan yüzdür. Yüzde güzel olan gözdür. Ama insanı insan yapan ağzından çıkan sözdür” diyerek ağzımızdan çıkan sözlerin önemine değinmiştir. Sözünün neler yapacağını, ne zarar vereceğini bilmeyen kişiler, cahil kişilerdir. Bunları nereye koysan sığmaz. Hz. Ali “kişi dilinin altında gizlidir” diyerek, sözün önemine değinmiştir.

            Dinimize göre fitnecilik en büyük günahlardandır. Fitnecilikle insanlara verilen zararlar asla kabul görmez. Cahil kişiler ve kültürden yoksun din adamları dinin özüne inemediklerinden, fitnecilere inanarak dinimizi karanlığa götürürler. İnsanlar Allah’ın kitabından, Peygamberin bildirdiklerinden uzaklaşıp kendi düşüncelerini din olarak empoze etmeye başladılar. Kişiye göre fetva verilir oldu. Dinin temel kuralı olan sorumluluk, sevgi, saygı, merhametin yerini; öfke, sertlik, gaddarlık ve korkutan din anlayışı geldi. Böylece insanlar dinden soğutulur oldu. Dinimizi büyütmek, sevdirmek istiyorsak dogmalardan uzak durmalıyız. Hz. Muhammed “terazide güzel huydan daha ağır gelen hiçbir şey yoktur” demiştir. Dini sevdirmenin en iyi yolu güzel davranışlardır.

            Bugün İslam dünyasının birbirini boğazlamasının nedenini düşünmemiz gerekir. Dinin temeli olan sevgi ve hoşgörüden uzaklaşarak, fitnecilere uyulması en önemli sebeplerdendir. Kitabımızın bildirdiklerine ve peygamberimizin sünnetlerine uyarak dinimizi fitnecilerin ve din tüccarlarının ellerinden kurtarıp özüne kavuşturmalıyız. Bu görev de Diyanet reisliğine düşmektedir. Ortadoğu’da yaşananlar İslam dininin düşmanı olanların fitneleri ile oluşuyor. Müslümanlar birbirini yerken onlar Ortadoğu’nun zenginliklerini paylaşıyorlar. Kendini Müslüman sanan kişilerse dini terör ile yaşatacaklarını sanarak Müslümanları öldürüyorlar. Dinimizi büyütmek herkes tarafından sevilip kabul edilmesini istiyorsak hurafelerden uzak, bilim ve fene sarılmamız lazım. Uyanın ey Müslümanlar!

                                                                                                                      Saygılarımla.

                                                                                                                      19. 06. 2017

                                                                                                                      Mehmet Tapar

                                                                                                                      Emekli Öğretmen