ATATÜRK KİMDİR? -X-

                     Bandırma vapuru’ndaki genç subaylardan Kurmay Binbaşı Hüsrev’e (Gerede) göre ise M. Kemal Paşa, “Budala herifler bizim silah-cephane değil, kafa götürdüğümüzü bilmiyorlar mı?”dedi.

                 Ufukta düşman gemisi görüldüğünde, Bandırma gemisi karaya oturtulacak ve M. Kemal ile arkadaşları Anadolu’ya çıkacaktı. Gemide 3.Kolordu Komutanı Albay Refet(Refet Bele),kafileye son dakika katılmıştı.

                      İstanbul’da mütareke basını boş durmuyordu. Bunlardan Alemdar Gazetesi, direniş gösteren “millicilere” kızıyor şöyle yazıyordu:                         

                     “Mustafa Kemal ve Kuvay-ı Milliye maskaraları, Yunan askerlerinin önünden korkakça kaçarken, zavallı saf ve gafil halk ve askerden topladıkları kuvvetleri düşmanla savaştırarak… Zavallı askerlerimizi ve halkımızı boşu boşuna kırdırmak yöntemini izliyorlar. Çaresiz millet! Bu yankesicilerin hilelerini hala tümüyle anlayamamıştır. Memleket bunların fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Talat, Enver, Cemal, Mustafa Kemal gibi beş on eşkıyanın bedenini ortadan kaldırmak için gereken küçük özveriyi göze aldıramayarak ülkeyi ve kendilerini ebedi tehlikeden kurtarmak ve esenliğe çıkarmak yolunu kavrayamadı ve hala da kavrayamıyor!”  

                    Peyâm- Sabah Gazetesi’de “Şimdiye kadar Türk olmadıkları halde Türk Milleti’nin başına geçerek, kendilerini öz Türk gösteren ve Türk’ün malını, canını, ırzını yok eden, çocukları öksüz, kadınları dul, evleri yoksul bırakan, bunu kendisine iş ve güç edinerek çeşitli ad ve unvanlar takınarak ortaya çıkan ve her gün Türkleri aldatan hainlere aldanmayınız.

                Süslü ve yaldızlı sözlerle ortalığı velveleye veren, Arnavut’u, Türk’ten, Kürt’ü Türk’ten ve arada kalan Çerkez’i bu defa Türk’ten ayırmaya çalışan ve bugünkü durumun oluşumuna neden olan Kuvay-ı Milliye adıyla çıkar sağlayan ve Moskof elindeki Bolşeviklik kafası taşıyanlar gibi yersiz yurtsuz serserileri, eski zamanlarda padişahlarımız birer, birer tepelediler ve milletin gayretine güvenerek milleti kurtardılar.” 

                Bu durumu yalnızca, “para karşılığı satılmışlık” kavramıyla açıklamak yeterli olmaz. Birkaç gün sonra yayınlanan (24 Mayıs 1919) The New Gazetesi, “yılgınlık” kavramının da etken olduğunu açıklıyordu

                İngilizler Urfa’da aşiretleri silahlandırmaya başlamıştı. Amaç bölgede karışıklık çıkarmaktı. Aşiretlerin büyük çoğunluğu silahlanmaya karşı çıktılar. Bunun sonucu İngilizler Urfa’yı işgal ettiler.(24 Mart 1919)

               İngilizler daha önce de (22 Şubat 1919) Maraş’ı işgal etmişlerdir. İtilaf Devletlerinin Türkiye’yi paylaşma planları gereğince, Batı Anadolu’da işgalci Yunanlılara işkence ve soykırım izni vermeleri Erzurum’da da büyük tepkilere neden oldu. Çünkü aynı sömürgeci Batı Adana, Urfa, Maraş ve Antep’te de bu kez Ermeniler eliyle benzer yöntemi uyguluyordu.

                Güney Ve Güneydoğu Türk halkı kurtuluş çareleri arıyor ve bunun için de silahlanıyordu. Bunu gören Mustafa Kemal Paşa, bölgedeki örgütlenmeyi organize ediyordu.

                 İngilizler,30 Ekim 1919’da Urfa’daki “işgali Fransızlara devrettiler!”Yani sömürgeciler Türkiye’yi “paslaşarak” paylaşıyordu. İngilizlerin amacı Fransızları Anadolu’nun içlerine çekmekti. Musul’u gözden kaçırmaya çalışıyorlardı. Dünya kamuoyunun gözü önünde Urfa işgali tartışılırken, kendileri Musul’u işgal ettiler.

                 Maraş’ta bir Ermeni kızı: “Türk bayrağını indirirseniz, dans derim.”diyordu.

                 Hamamdan çıkan kadınların çarşaf ve peçelerini açarak, kutsal değerlerine dil uzatmaya başladılar. Kadınların bağrışmaları üzerine Sütçü imam tabancasını ateşledi. Fransız ordusundaki Ermeni asker yere yıkıldı. Maraş halkı direnişe böylece başlamış oldu.

                 M. Kemal, İzmir valisi Kambur İzzet’in Yunanlılardan yaklaşık 4 ay sonra “manevi zarar tazminatı” altında 15 bin altın alacağını öğrenmişti. Tıpkı, Selanik’i Yunanlılara telsi eden Tahsin Paşa’nın 65 bin altın alması gibi!

                 “İşgalcinin merhametine sığınarak” devlet yönettiğini sanan Vali İzzet gibileri için, M. Kemal:

                  “Yüreksizlerin, yabancı hayranlarının, umutsuzların ve korkakların Anadolu’nun bağrında yeri yoktur.”diyordu.

                                                                                             Devamı var.