TOKAT’TA BİR TÜRKÜ SEVDALISI

TOKAT’TA BİR TÜRKÜ SEVDALISI

ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TÜRK HALK MÜZİĞİ UZMANI

KEMÂL BİLSEL SARISÖZEN

Hasan AKAR

                Yaz tatili için gittiğim Bolu’da Abant  İzzet Baysal Üniversitesi  Müzik Eğitimcisi, akademisyen Kemal Bilsel Sarısözen’i, 20 ve 22 Temmuz 2017 tarihlerinde Bilgi İşlem Daire Başkanlığı’ndaki ofisinde  iki kez ziyaret ederek bir röportaj gerçekleştirmeye çalıştım. 

                Kendisini hemşerim olması ve Tokat’ta uzun süre öğretmenlik ve yöneticilik yapması ayrıca ağabeyimin de öğretmeni olması sebebiyle çocukluğumdan beri tanıyordum. Onunla ilgili olarak net bildiklerimiz; TRT’de Yurttan Sesler ‘in kurucusu, türkü derleyicisi ve folklor araştırmacısı büyük üstat Muzaffer Sarısözen’in yeğeni olması, kendisinin de bir müzik adamı olmasıydı.

                Kemal Bilsel Sarısözen Hocamla bu iki gidişimde uzun uzun Tokat'ı ve müzik çalışmalarını konuştuk, dertleştik. Belli ki Bolu’da huzurlu ve mutluydu ama sohbetimiz sırasında onun sık sık Tokat sözünü sarf etmesi ve bu sırada gözlerinin derinlere bakışından anladım ki bu memleketine olan bir hasretin yansımasıydı.

                Hayatından ve çalışmalarından kısaca bahsedip sözü değerli hocama bırakacağım.

                9 Temmuz 1939 yılında Tokat’ta doğan Kemal Bilsel Sarısözen, aslen Sivaslıdır. Babası Tokat kültür ve sanatında büyük izler bırakan, eğitimci Numan Sarısözen, annesi Tokat eşrafından Emine Melek Hanımdır. Zaten Tokat’a yerleşmesinin sebebi de bu evliliktir. İlkokulu Cumhuriyet İlkokulu’nda tamamlayıp ortaokula Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi orta bölümünde devam etmiş liseye aynı okulda başlayıp Antakya Lisesi Edebiyat Bölümünden mezun olmuştur. Ailenin tek kız evladı Bilge Sarısözen olup diğer bireyleri, Mustafa Ünsal Sarısözen, Veysi Tamer Sarısözen’dir.

                Ankara İdari İlimler Fakültesini kazanarak başarıyla tamamlamıştır. Ankara Radyosunu açtığı Türk Halk Müziği sınavını bağlama dalında kazanarak sanatçı unvanına sahip olmuştur.

Tokat, Kırşehir, Merzifon, Bandırma’daki liselerde öğretmenlik ve yöneticilik yapmıştır. TRT, Türk Halk Müziği Dinleme Kurulunda da görev alan Sarısözen, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi'nde açılan imtihanı kazanarak Müzik Bölümü Öğretim Üyesi olmuştur. Bu süre içinde Anadolu Güneşi Müzik Topluluğu’nu kurmuştur. Yıldız Hanımla evli olan ve Müzik öğretmeni üç kız babası olan Sarısözen halen görevini aynı üniversitede başarıyla yürütmektedir. Kızları Müjde, Neşe, Özde müzik öğretmenliklerini  yanı sıra ülke genelinde konserler vermekte  açtıkları kurslarda öğrenci yetiştirmektedir.

                Şimdi sözü hocamıza bırakalım:

                -Değerli Hocam musikiye ne zaman başladınız?

                -Musikiye fıtratımızdan gelen bir özellik ve ailemizden tevarüsle yedi sekiz yaşlarında başladım. Babam Tokat’ta Cevdet Erek’in (Tokat Eski Milletvekili, Bakan Ali Şevki Erek’in babası) mağazasından bir bağlama almış eve getirmişti. Bağlamayı elime aldığım zaman bir düzen verdim.Biraz perdelerinde gezindikten sonra ilk olarak “Kars’a Giderim Kars’a” türküsünü çaldım. Babam hayretle anneme dönerek:

                -Melek Hanım Kemal Bilsel oğlum hemen bu ezgiyi çaldı, bu nasıl hassas bir kulak? Diyerek bana güzel bir aferin çekip, yüzümü, sırtımı okşadı. Bu benim hayatımda unutamadığım en güzel hatıradır.

                -Bestelediğiniz türkülerden bahseder misiniz?

                -Elbette Tokat’a ait bestelediğim türkülere gelince:

1.Geçti ömrüm yine sensiz neyleyim 2.Kıymet Kız (Alaca da çorap örmedim) 3.Erkilet var, Pazar var. 4.Ellik (Ellikten gel ellikten)

5.Camekânın içinde ayna mısın, cam mısın? 6.Şu Tokat’ın etrafı al yeşil dağlar, 7.Tokat Sağması (Tokat oyun havası) 8.Kazova Halayı, 9.Ellik (Oyun havası) 10.Çekirgenin ayağında nalını, 11.Irmağın geceleri 12.Alçacık duvar  üstü

(Bu türküler TRT’de kaynak kişileri ve notaya alanları ile kayıtlıdır)

-Bestelediğiniz şiirleriniz oldu mu?

                -Bestelediğim şiirlerim yoktur. Ancak Türk Sanat Musikisi içerisinde, şarkı formunda Hüzzam makamında, Edebiyat Öğretmeni Nahide Çelebi’nin bir dörtlüğünü Hüzzam makamında besteledim ve notaya aldım.

“Şarkılar söylenirken göğsünde ağlayayım

Ben,inleyen bir keman,sen titreyen bağlamam

Mızrabını vur tele, birlikte söyleyelim

Sevgisizlere inat,yaşayalım yan yana.”

                -Sizin hayatınızda değerli halk müziği hocaları, âşıklar oldu mu? Kimlerden ders aldınız?

                -Birçok değerli şahsiyet var ancak bunlardan en güzeli rahmetli Âşık Veysel ile oldu. Ankara’da Dikmen’de oturduğumuz yıllarda Aşık Veysel ile ayrıca Ali Can, Turhan Karabulut, Osman Özdenkçi , Hacı Taşan’la güzel günlerimiz ve hatıralarımız oldu elbette. Bunlardan Ali Can, Osman Özdenkçi ve özellikle son zamanlarda  büyük feyz aldığım Yücel Paşmakçı ile nota ve repertuar çalışmaları yaptık.

                -Tokat’ta çalıştığınız yıllardan ve etkinliklerinizden bahseder misiniz?

                -Tokat’ta uzun yıllar kalıp öğretmenlik yaptım. İki kez Anadolu Ticaret Lisesi Müdürlüğü görevinde bulundum. O dönemde her zaman şükranla ve rahmetle andığım Tokat Valisi Recep Yazıcıoğlu ile birlikte çalıştığım hizmet yıllarımda Türkiye’de ilk defa  öğretmenlerimizden Tokat Valiliği Türk Halk Musikisi Yurttan Sesler Korosunu oluşturduk. İlk konserimizde plaketi Vali Recep Yazıcıoğlu’ndan alırken duyduğum heyecanı ve hazzı hiçbir zaman unutamam. O dönemde yaptığımız kültür-sanat çalışmalarının fotoğrafları Vali Recep Yazıcıoğlu’nun talimatı ile hükümet konağının koridorlarına asılmıştı.

                Zamanla bir konservatuvara dönüşen bu çalışmalarımızı ülkemizin değişik şehirlerinde başarıyla sunduğumuz konserlere taşıdık. Ayrıca Tokat Ticaret lisesinde çalışırken personelim ve öğrencilerimle birlikte müzik ağırlıklı kültür-sanat etkinliklerine imza attık.Yine “Dünürlük “ adlı piyesi yazıp oynattım.

                -Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde ne zaman göreve başladınız?

                -1998 yılında dört ayrı branştan akademik imtihana girerek başarılı olup akademisyen olarak burada göreve başladım. Müzik Ana Bilim dalında ve diğer fakültelerin seçmeli müzik derslerine girdim. İlk etapta 70 kişiden oluşan Yurttan Sesler Korosunu kurarak 1999 Eylülünde üniversitede ilk konserimizi verdik. Asıl büyük konserlerimizi Anadolu Güneşi Müzik Topluluğu ile yurt içinde ve dışında sürdürdük. Bu oluşumlarda Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Alpagut ile beraber hareket ettik. Amerika, Fransa, Almanya, Makedonya, Kanada, Çin, Ürdün, Suriye, Pakistan, Avustralya, Malezya'yı gittiğimiz ülkeler arasında sayabilirim.

Bu çalışmaların sonucunda beni en fazla duygulandıran olay Amcam büyük halk bilimcisi Muzaffer Sarısözen’den sonra "Besteciler, Yorumcular, Eserler, Kavramlar" ismiyle yayınlanan üç ciltlik Ansiklopediye alınmam olmuştur.

                -Amcanız Muzaffer Sarısözen’le ilgili düşüncelerinizi aktarır mısınız?

                -Türk Halk Müziğinin bir çınarı hatta abidesi, sesi, sazı, özü ve gözüdür. Asalet dolu, fevkalade kibar, mütevazı saygın bir insandı. O günün şartlarında 19 kez yurt gezisi araştırma ve derlemelerine yaz, kış demeden çıkmıştır. 10.000’i aşkın halk ezgisini derlemiş, notaya almış, kayda geçirmiştir.

Onun, "Yurttan Sesler Korosu”nu önce Ankara Radyosunda sonra İstanbul, Erzurum ve İzmir Radyolarında kurarak türkülerimizin ve oyun havalarımızın geniş kitlelere ulaşması kültür ve sanatımız adına büyük bir olaydır. Musikimizde “Toplu bağlama çalma” geleneğini de kazandıran odur.

Onunla fakülte yıllarında zaman zaman beraber olduk. Ankara Küçük Esat, Beyaz Gül Sokak’ta ikamet ediyordu. Kendisinden Türk Halk Musikisi Nazariyatı hakkında dersler aldım. Ayrıca notalama, dikte, deşifre, işitme, dinleme gibi konularda da bilgi edindim. Bir gidişimde kendisine altın kulaklı bağlamasıyla Tokat yöresinden ve Leveke Köyünden sözsüz, enstrümantal "Ellik" oyun havasını çaldım. Bana dönerek: B u çok güzel bir ezgi dedi ve anında notaya aldı. Bir müddet sonra beni arayarak Yurttan Sesler Korosunda bu ezginin çalınacağını belirtti. O zaman Tokat Talebe Yurdu Müdürü idim. Dediği saatte dinledim radyoda kaynak kişi olarak benim adımla anons edildi. 1966 yılında Ankara Radyosu’nun saz imtihanını kazandığımda amcam hayatta değildi.

-Babanız Numan Sarısözen de iyi bir eğitimci ve musikişinas bir insandı. Kısaca bahseder misiniz?

                -Babam Numan Sarısözen Sivas doğumludur.Tokat’ta Gazi Osman Paşa’nın sülalesinden Mehmet Vasıf Yağcıoğlu’nun ortanca kızı Melek Hanımla evlenmiştir. İlk görev yeri 1936 yılında Erbaa Milli Hâkimiyet İlkokulu’dur. Tokat’ta da Ülkü, İbn-i Kemal ve Cumhuriyet İlkokullarında Başöğretmen olarak çalışmıştır. Mesleğinde başarılı bir eğitimci olan babam çok iyi keman çalan, okullarda İstiklal Marşımızı kemanla çalarak yöneten musiki kabiliyeti üstün bir kişiydi.

                Tabi ben babamdan yüksek bir terbiye, adet, örf, usül, erkân öğrendim. Musiki alanında kemanıyla bilhassa Türk Sanat Musikisinden Mahur makamında şarkı ve saz eserleri alanında repertuarım oldu. Dedem Kemal Sarısözen’in de mükemmel bir bağlama sanatçısı olduğunu belirtmeliyim.

                -Amcanın Muzaffer Sarısözen’le ilgili hemen her yıl Bolu’da panel, müzik ağırlıklı anma programlar yapıyorsunuz. Sivas’ta da bu yönde çok büyük bir organizasyonun içinde bulundunuz. 18 Kasım 2013’te düzenlenen programın bitiminde Sivas Kültür ve Turizm Müdürü Kadir Pürlü tarafından sizi çok duygulandıran bir olay gerçekleşti. Bahseder misiniz?

                -Evet, çok kıymetli bir yönetici, araştırmacı olan Kadir Pürlü Bey bana anonim bir dörtlük hediye etti. Şöyleydi:

“Bir kıptı ki, bir mansıba erende,

Sadr-ı azam gibi,payesine bak.

Başın derde girer,işin düşerse

Bir tecrübe eyle,mayasına bak.”

Tabi ben de bu güzel hediye dörtlük karşısında kayıtsız kalmadım.Tokat’tan şu dörtlüğü okudum.

“Taşa çivi çakılmaz

Haset öğüt dinlemez

Fesatı yüz yıl kaynat

Bir zerresi kesilmez”

                -Tokat musikisi ile ilgili bir yayınınız oldu mu? Kütüphaneniz ve arşivinizin zengin olduğunu biliyoruz, kısaca bahseder misiniz?

                -Evet,  bu alanda iki eserimiz bulunuyor. 1Cilt Tokat Halk Kültürü ve Sanatı adıyla yayımlandı. Bir çocuğun doğumundan ölümüne kadar geçen hayat devresinde örf, adet ve gelenekler kaynak kişiler gösterilerek yapılan bir çalışmadır. Diğer 2.Ciltte "Tokat Ezgileri" adını taşıyor. Tokat’ta bu zaman kadar TRT Repertuarına girmiş 110 türkü notaları, kaynak kişileri, derleyen ve notaya alanları açıkça belli eden belgesel bir eserdir. Kütüphanemde 5000’i aşkın eser bulunuyor. Arşive gelince şu anda Türkiye’nin en büyük notalı Türk Halk Müziği Arşivine sahibim. Ayrıca kütüphanemi 135 kadar takdir, teşekkür, berat, şükran belgesi ve plaket süslüyor.

                -Değerli Hocam sizi biraz yorduk. KÜMBET Dergisi adına bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ediyorum.

                -Sayın Hasan Akar Hocam, Ben de teşekkür eder, kültür ve sanat çalışmalarınızda başarılar dilerim. Sizin bu alanda yapmış olduğunuz üstün gayretlerini bizzat ben de takip ediyor, gurur duyuyorum.

 

                Türk-İslam Aleminin değerli okuyucularımın Mübarek Ramazan Bayramını tebrik eder saygılar sunarım.