MELEKLER HASRETLE ÇİÇEK BEKLER

Yine yüreğimiz yandı, dağların öte yüzünde… Kara sevdalar mezara salındı bir kez daha… Usanmadı bu topraklara bu millet can vermeye… Atalardan öyle miras kaldı bizlere… Biz de çocuklarımıza öyle miras bırakacağız.. Vatan topraklarını canları bahasına sevsinler, gözü kara hainlerin üstüne varsınlar diye… Ömrümüz var oldukça, yılların izi gönümüzde izbe izbe sevda yığdıkça ne biz ölmeyi unutacağız, ne vatan sevdası uğruna ser verip, ser almayı unutacağız… Çünkü bizler nefes aldıkça hasretiz, şehitlik şerbetini içmeye… Ol Resulün sancağı altında gölgelenmeye…

                “El değip kanatma, gönül yaramı, derde derman olan, yaramı saran gelsin. Bu yarayı bana verinin gelsin, yanar gizli gizli bağrımızda… Gel desen, gelir miydin? Gül desem güler miydin? Ben yoluna can koydum, öl desem ölmez miydin ey yar?” diyen şairin yüreğindeki sevdanın büyüklüğü, bir vatan sevdası kadar güzeldir. İnsan vatanını sever. Niçin? Çünkü bütün sevdikleri o toprağın kucağındadır. Kimi altında, kimi üstünde huzurun ve sükûnun sembolü gibi hep birilerini beklemektedir.

                Hainler yine hainliğini yaptı. Nöbet yerini bir sevda uğruna bekleyen üç evladımız daha şehitlik şerbetini içti… Bunlardan biri iki çocuk babası, Tokat’ın Turhal ilçesinden Astsubay Üstçavuş Şenel Ağıl… Başımız sağolsun! Allah, Resulullah Efendimizin Liva-i Hamd Sancağının dibinde gölgelenmeyi nasip etsin. (Amin!)

                Bir şehit babası: ”Gülsem mi ağlasam mı? Aslında içimden gülmek geliyor… Çünkü Şehit babası olmak kadar şu fani dünyada güzel olan ne vardır?” diyor. İşte bizim insanımız. İşte bu toprakların gerçek sahibi olan anaların babaların hali… Ne kadar içi buruk, ne kadar bağrı yanık olsa da yine de gülmekten, sevinmekten başka bir düşünmez... Çünkü hepimizin özlemi olan vatan uğruna “Ya Şehit Olmak Ya Gazi Olmaktır!”  diye düşünüyor.

                Değil bir şehit, bin bir şehit versek de bu vatan için, her birine gönülde bin bir çiçek sunarız için için... Hepsi sonsuzluğa kanat kaçmış melek gibidir… Bu güne kadar bu vatan için milyonlarca melek uğurladık sonsuzluğa… Tıpkı şairin:

“İleri atılıp sellercesine

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine

Şu kara toprağa girenlerindir.

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan,

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,

Her taşı yakut olan bu vatan

Can verme sırrına erenlerindir.” Dediği gibi hepimiz, vatan için gül bahçesine girercesine şehitlik şerbetini içmeye hazırız…

                Dün, bugün, yarın bu dünyada değişmeyecek tek şey var. Vatan Sevdası…

                Bu sevda uğruna can veren meleklere, bu millet hasret ve muhabbetle en güzel dua çiçeklerini göndermekten, onların geriye bıraktıkları emanetleri koruyup kollamaktan asla geri durmayacaktır.   

                Hepimiz, kanatsız meleklerimizin, bizden hasretle bin bir dua çiçeği beklediğini biliyoruz… Bizler de onlara bu çiçekleri göndermekten asal geri durmayacağız. Hainlere fırsat vermeyeceğiz…

                Onların kanları yerde kalmayıncaya, bu mukaddes topraklardan hainlerin kökü kazınıncaya kadar savaşacağımıza and içtik.

 

MEHMET EMİN ULU