KENDİ KADERİNİ KENDİ YAZAN MAHZUN AMA MAĞRUR ŞEHİR TOKAT

Solunacak havasıyla, yaşanacak doğasıyla, sevenlerin duasıyla bu günlere uzanan bi güzel şehirdir Tokat.

            Çocukluğum en ödüllü günleriydi bir vakitler. Benim de, benden önce yaşayanların da benden sonrakilerin de yaşantılarında bir ödül, bir farklılıktı bu şehirde yaşamak.

            Ne denizi, ne gölü, ne de cırtlak, cırtlak öten martıları vardı bu güzel şehrin. Birçok sokağında elektrik direği bile yoktu. Ama geceler gündüzcesine korkusuz, sokaklar karanlık değildi.

           

            Renk, renk çiçeklerin açıldığı, bal tadında meyvelerin şifa dağıttığı, yaz boyu tembel, tembel öten cırgıtların seslerine fıskiye seslerinin karıştığı bağ ve bahçeler vardı. Dostluğun, paylaşımcılığın, hoş görünün en güzel örneklerinin yaşandığı beraberlikler vardı bu şehirde…

            Neler yoktu ki bu şehirde…! Çocuk kalplerini sevgiyle dolduran, doğruyu güzeli öğütleyen, saygı ve sadakati yaşam biçimi yapmış yürekler yaşardı.

            Bir Yeşilırmak vardı…! Tüm bir şehri kucaklarcasına kolları arasına alarak akan. O Yeşilırmak ki, geçmişi geleceğe taşırken hep mağrur ve coşkuluydu. Aynı zamanda sevecen bir suyoluydu. Şehrin gençleri ve çocukları için yüzme öğreten bir eğitim yuvasıydı kıyı boyları. Yüzmeyi öğrenirken sulara kaptırdıkları ayakkabı ve çamaşırlarının hikâyelerini o günleri yaşayanlar gözyaşları içerisinde anlatır, anlatırlar…

            Irmak boyu uzanan o yeşil söğütlerin dip sularında tutulan sazanların, alabalıkların tadı anlatılır hala dost meclislerinde.

            Yeşilırmak yine var. Gerdanlık misali süslüyor bu şehri. Lakin fiziği de, tüzüğü de, kimyası da bozulmuş belli ki… Sıkıntılı akıyor.

            Etrafındaki çılgın yeşillikler katledilirken korkuyla kaçışan su kaplumbağaları, yaz geceleri usanmadan vırraklayan kurbağalar ve onlarca balıklar yataklarını terk etmişler. Kıyı boyu uzanan yabani su nanelerinin, söğüt kokularına karıştığı o güzellikleri de solumak artık mümkün değil bu şehirde.

            Öte yanda inşaat sektörünün acımasızca yeşili yok etme hastalığından nasibini alan güzelim Tokat Bağları ve bağ evleri de çocuklarımıza anlatabileceğimiz “hayal şehrin” güzellikleri olarak anılarımızda yaşayacaktır.

            Peki ya…! Suçlu kim…! Bu şehrin kaderini yazanlar kimler…?

Allah’ın sunduğu onca güzelliklere sahip çıkamadığımız gibi, kullarının sunduğu onlarca güzelliklerin de ellerinden, illerinden kayıp gitmesine seyirci kalan bizler suçlu değil miyiz…!

            Politik ve ekonomik doymazlıkların girdabında dönüp duran bizlerin, bu şehrin evlatlarının suçu değil mi?

            İsteyerek veya istemeyerek, “Doğduğun yer değil, doyduğun yer” mecburiyetiyle bu şehri terk eden, bizler değil miyiz!

Bizler değil miyiz büyük boşluklar bırakarak terk ettiğimiz, sahip çıkamadığımız bu şehirden daima bir şeyler bekleyen…!

İşte melül ve mahzun bırakılan bu şehirdeki o boşlukları da elbette birileri dolduracaktı. Çünkü davetiyeyi biz çıkarmıştık.

Aynen öylede oldu. Görüş, düşünüş yaşam şekli olaylara ve insanlara bakış ve hatta sosyal ve kültürel özelliklerin biçimi bile değişik bir yapılanma oluştu bu şehirde ve Tokat bir başkalaşıma uğradı.

            Şunu asla unutmamalıyız. Bir şehri, içinde yaşayanlar biçimlendirirler. Bu yüzden şehirlerine sahip çıkmak o yöre insanlarının en kutsal görevi olmalıdır diye düşünüyorum.

Zira insanoğlu, kimliğini ve birçok özelliğini yaşadığı yöreden alır. Bu yüzden yaşadığımız şehri çok iyi tanıyarak özümsemek zorunluluğumuz vardır.

Tokat şehri ki; topraklarında altı medeniyetin yaşanmışlığın derin izleriyle bu günlere taşınırken, sorumluluklarını gururla yüklenmiş memleket sevdalısı, Tokat sevdalısı insanlarla büyük aşamalar kaydetmiştir.

Lakin bu mahzun ve mağrur şehirde hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı da açıkça görünmektedir.

Tokat, kentleşiyor, büyüyor, çağın teknolojisine uyabilme çabası veriyor. Ama “Güneş balçıkla sıvanmaz” derler ya gerçeklerden de hiçbir zaman kaçınılamayacağını anlamak, görmek lazım. Şöyle ki son yıllarda ortak akıl süreçleri, kentsel gelişim projeleri, siyasal ve ekonomik nedenlerle sürüncemelerde bırakılıp, yapıcı ve onarıcı bilimsel tasarımlar hayata geçirilemeyince kazanılan onlarca güzelliklerde tek, tek avuçlarımızdan kayıp gitmiş, şehir kendi kaderini kendi yazar olmuştur.

Çok sevdiğim bir söz vardır. “Hayalleri ve hedefleri sınırlı olanlar gelişimlerini asla sürdüremezler” der. Bu söze sadık kalarak artık ufkun ötesini gören kişi ve kurumlara acil ihtiyaç olduğunu da haykırmak gerektiğini düşünmek zorundayız.

Bizler Tokat’ı çok seviyoruz. Kentsel, kültürel, sosyal ve ekonomik gelişimi için de her türlü fedakârlığa hazırız.

Tokat, canlı, heyecanlı, çağdaş gelişimiyle kendi öz değerlerine sahip çıkabilen, milli değerlerine sadık ve onunla gururlanan, geleceğe hep umutla bakan bir şehir olma çabasını sürdürürken; Bu şehirde doğan, yetişen ve yaşayan herkesin taşın altına ellerini koyarak kalan güzelliklere sahip çıkmalarını yürekten istiyorum.

Bunun için de bu şehrin insanlarının “olurlarını “almış politik güçlere, bürokratlara, sivil toplum kuruluşlarına, derneklere büyük görevler düşüyor. Elbette yeterli güç birikimlerinin olduğunu gözlemlediğimiz sosyo-politik ve ekonomik nedenlerin problem olamayacağı bu dönemlerde “Yaşanası bir Tokat” yaratabilmenin zor olmayacağından da asla şüphemiz yok…

            Çünkü şehirdeki yaşam kalitesi, büyük ölçüde insan yapısı olan çevre güzelliklerine bağlıdır. Bu güzelliklerde o toplumun ortak kültürü olarak o şehri temsil eder.

Tokat kentleşiyor, büyüyor dedik. Böyle olunca da elbette çok ağır bedeller ödeniyor. Birçok güzellikler yok olurken üzülsek de, ağlasak da, yakınsak da hayatın acımasız devamlılığına alışmak zorundayız. Tokat ortak sevdamız olurken sahipsiz bir şehir durumuna düşmesine asla seyirci kalmamalıyız.

            Bilindiği gibi şehirler, içinde yaşayanlardan aldıklarını, yine içinde yaşayanlara verirler. Bu nedenle o yörede yaşayan herkesin o şehre karşı sorumlulukları vardır. Tokat’taki yerel yönetimlerin de Tokat’a ve Tokatlıya karşı sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar kuşkusuz bütün kişi ve kurumlardan daha büyük olduğuna ve olacağına inancımız sonsuzdur.

            Çünkü genç, dinamik, Tokat’ı çok iyi tanıyan, Tokatlıyı özümsemiş bu toprakların çocuğu olan bir belediye başkanımız var. Özverili çalışmalarını zaman zaman da izleme fırsatı bulunca çok da mutlu oluyorum.

            Bir eğitimci, bir anne ve bir Tokatlı olarak inanıyorum ki bu şehre, doğduğu, doyduğu bu yöreye yaptığı ve yapacağı her hizmet sonucunda büyük bir onur ve haz duyacaktır mutlaka.

            Buradan diyorum ki; Tokat….! Güzel şehir, gülen şehir. Kendi kaderini kendi yazan mahzun ama mağrur şehir.

Mahzuniyetini gölgede bırakan mağrur duruşun her zaman gurur vermiştir sevenlerine.

            Zira Plevne’den, Sakarya’ya… Sakarya’dan Cumhuriyete uzanan ilahi güzelliklerle dolu bir tarihin, bu tarihi yazan ve de yaratan cesur yüreklerin harman olduğu o şehrin adıdır Tokat.

 

Esen Kalın.