KÜÇÜK BİR HATA

Durağa yaklaştığım anda elinde bir çap fatura ile burnundan soluyordu, arkadaşım. Tabii kimseye hayır dua etmiyor. Verip veriştiriyor,  tam gaz. Verdiğim selamı bile duymadı.

         -Hayırdır hocam, bu ne şiddet, ne celal?

         -Bu memlekette işini doğru yapacak birine rastlamayacak mıyız arkadaş? Şunların hepsi de evimin su faturası. En pahalısında seksen beş lira yazıyor. Son fatura, sekiz yüz on beş lira kesilmiş. Rutin ev suyu. Sanki benim bağım bahçem mi var ki sulayayım! Düğün edip yemek de vermedim.

         -85 in sekizi ile beşi arasına dalgınlıkla bir rakamı konmasın, sakınJ)))

         - Ben bilmem arkadaş. İlgili yere itiraz ettim. “İndirsek indirsek beş yüz liraya indirebiliriz dediler. Gerisini Müdür Bey bilir.

Müdüre gittim, odası itirazcılarla dolu. Üstelik müdür, bizim üniversiteden öğrencim.

         -Hocam, şunlar gitsin, bir çaresine bakarız.

         -Ne keseceksen kes de parasını ödeyip şu beladan kurtulayım.

         - Maalesef hocam, üç yüz liradan aşağı olmaz.

Parasını ödedim, şimdi akıllı sayaç alacağım. Liyakate bakmadan bizdendir diye tuttuğunu doldurursan olacağı bu.

         O sırada otobüsüm geldi. Arkadaşımı faturalarıyla baş başa bırakarak Hemen bindim… Otobüste düşünüyordum: demek ki her faturayı incelemeden ödemeyeceğiz, benim gibi... Rakam, aklımıza yatmazsa hakkımızı arayacağız.

 

         Bir de ne hikmetse. Hatalar hep müşteri aleyhine tezahür ediyor. Şimdiye kadar müşteri lehine bir hataya rastlamadım da ona yanarım…