SATRANCIN HİKÂYESİ

      Kimi çocuklar vardır, hayatı oyunla eğlenceyle geçer. Kimi çocuklar vardır, işi gücü okumak araştırma yapmaktır. Yaptığı araştırmayı kendi düşünce dünyasının güzellikleriyle paylaşarak bir şeyler üretir.  Aşağıdaki hikâye ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi bir uyarlamasıdır.   Hiç değirmeden okumanızı istirham ediyorum. Selam sevgilerimle…

   

        “Çok eski zamanlarda, bir köyde Hakem adında bir adam yaşarmış. Bu adam, çiftlik evinde, iki oğluyla beraber mutlu bir yaşam sürüyormuş. Hakem Bey, bir sabah uyanınca oğullarının kavga ettiğini görmüş. Onları barıştırmak için yanlarına gitmiş. Ama ne fayda! Ne söz dinliyorlar, ne bağırmayı kesiyorlar, ne de barışmayı deniyorlarmış. Hakem Bey, gece boyunca düşünmüş, taşınmış. Sonunda bir karar vermiş. Oğullarını barıştıracakmış. Ama bunun için ormanın; 4 koruyucu kalesini, 4 prens atını, 4 iri filini, 16 acemi çırağını ve Kral’ın en güzel iki kızını ikna etmesi gerekiyormuş.

         Ertesi gün, Hakem Bey erkenden kalkıp Koruyucu Kaleler Birliği’ne gitmiş. 4 kale seçip onlara olayı ve planı anlatmış. Kaleler aralarında kısa bir süre konuşup bir karar almışlar. Kenardaki birisi:

Tamam. Ama biz nöbet tutarken hep düz yürürüz. Biz sizin inşa ettiğiniz tahtanın üzerinde de hep düz yürürüz, demiş. Hakem Bey, çaresiz kabul etmiş.

Kaleleri yanına alıp Prens Atları Çiftliği’ne gitmiş. Atlara da olayı ve planını anlatıp kabul edip etmediklerini sormuş. Atlar bir karar alınca bunu:

—Bizim de tıpkı kaleler gibi bir şartımız var. Bu krallığın en büyük at atası Lüleli at, Atlar Camiası’nın da en büyüğüdür. Ve biz atlar, onu her yerde anabilmek için “Lüleli” isminin baş harfi olan “L” yi simgemiz olarak kabul ettik. Sizin Barış Oyununuzda da “L”  harfi şeklinde ilerlemeyi talep ederiz, diye ifade etmiş. Hakem Bey, bunu da kabul etmiş.

Yola çıkmışlar. Atlar yolda sürekli konuşuyorlarmış. Hakem Bey tam filleri unutacakken atların konuştuklarından aklına gelmiş. Tesadüf bu ki tam yanlarında OFB yani Orman Filleri Birliği varmış. Fil Güvenlik Görevlilerinden birine en iri 4 fili sormuş. Görevli ıslık çalmış. Ve bir anda 4 iri fil yanlarında bitmiş. Bu fillere de olayı ve planını anlatmış. Filler sanki her saniye bu anı bekliyormuşçasına:

—Tabii ki kabul ediyoruz! Ama biz iri fillerin en büyük kusuru olan Çapraz Yürüme Sendromu’nu kabullenmeniz gerekecek, demişler. Hakem Bey, herkesin kusurları olduğunu bildiği için, bunu bir kusur olarak görmemiş ve fillerin teklifini kabul etmiş. Filler büyük bir mutlulukla çapraz, çapraz zıplarken, çıraklar bu büyük topluluğun sebebini merak edip tam da arandıkları yere, Hakem Bey ve takımının yanına gelmişler. Hakem Bey, çırakların anlayacağı basit bir dilden onlara olayı ve planı anlatmış. Çıraklar da en az filler kadar sevinerek:

—Madem bu kadar çok kişi kabul etmiş, biz de kabul ederiz ustalarım! Ama biz, işi henüz sizin kadar iyi bilmediğimiz için sadece başlarken iki adım ilerleriz ve çapraz yeriz. Bu prensibimizdir. Tabii ki bir gün gelişeceğimiz için sizin gidebileceğiniz en uzak noktaya kadar gidince terfi almak isteriz, demişler. Hakem Bey, bu fikri mantıklı bulup kabul etmiş.

Kralın en güzel iki kızını almak için Kral’ın yakın arkadaşları olan iki kaleyi göndermişler. Kaleler olayı ve planı Kral’a anlatıp ona ”Ne dersiniz Kralım?” sorusunu yöneltmiş.

Kral:

—Olur, ama benim kızlarım özgür oldukları için istedikleri zaman istedikleri yerde olabilmelerini isterim, demiş. Kaleler Kral’ın bu cevabına çok sevinip teklifi kabul etmiş. Prensesleri alıp geniş bir oyun alanına götürmüşler.

Hakem Bey oğullarını da oraya çağırmış. Oyunun tüm kurallarını ve takım olmanın önemini anlattıktan sonra oyunu başlatmış. Siyah taraftaki oğlu takım olmayı önemsemiyor, rastgele oynuyormuş. Beyaz taraf ise takım gücü ve ruhuyla harika işler başarıyormuş. Oyunu beyaz taraf kazanmış. Hakem Bey:

 

—Oğullarım. Siz küstünüz. Ve ben bunu size birlikten kuvvet doğduğunu hatırlatmak için hazırladım. Unutmayın ki siz ben ve sen olarak değil siz olarak güçlüsünüz, demiş onlara.

—Bu olaydan sonra bütün köylüler insanları barıştırmak ve birliğin kuvvetini bazılarına anlatmak için bu oyunu oynamışlar. Zamanla oyunun adı değişmiş ve günümüzdeki “Satranç” adını almış. Bengü Duru Açıkkapı”

                                                          

 

Mehmet Emin ULU