İnsanı Önemsemek

İnsanı Önemsemek

Yarım asırlık yaşantım boyunca okuduklarım, yaşadıklarım, görüp işittiklerim, dokunup tattıklarım, algılayıp anladıklarım bana gösterdi ki; “mevki makam ne kadar farklı olsa da, insanın özünde ‘Onur’ diye bir kavramda her kes eşittir. Hele Allah katında. Allah bile insanı ölmeden yargılamıyor ama biz insanlar ONUR’lu olmak isterken, ONUR’lu tanınmak isterken başkalarını dinlemeden, anlamadan hemen onun-bunun dedikodusu ile yargılıyor, mahkûm ediyoruz. Sonuç PİŞMANLIK.

“Öfke ile kalkan zararla oturur”

“Keskin sirke küpüne zarar verir”

“Taş yerinde ağırdır”

“İnsan insanın aynasıdır”

Bu ve benzeri atasözleri bunu gösteriyor.

Her kes birbirini küçümseyerek kendine üstünlük sağladığını düşünüyor. Bu onun cehaletini gösteriyor. Bunun farkına varamıyor insan.

Son yıllarda o kadar hak etmediğimiz şeylerle yanlış anlaşılan yazılarımızdan, ağzımızdan çıkmadığı sözlerden dolayı suçlandık ki insan dedikodularla nasıl dostlarını bir çırpıda suçlayarak onlara hakaret edebiliyor. Onlar kaba kuvvete başvurup da hatasını anladığı zaman da özür dileyecek yerde “geçmişi bırakalım” diyebiliyor hayret ediyorum.

 

İnsan önemsenmek ister. Değer görmek istiyorsak önce değer vereceğiz. Hiç kimse bizden üstün ya da altımızda değil. Ben üstünüm başkası bana değer versin, ben değer vermesem de olur mantığı ancak cehaleti ortaya koyar.

 

Yarın küçümsediklerimiz, bizden daha güzel söz, eser, düşünce ortaya koyunca ondan faydalanmak yerine söyleyeni, eserini küçümsemek o insanın aslında küçük insan olduğunun da ispatı değil mi?

 

İnsan 5 duyusuyla insan olmaz. İnsan sevgisi ile bilgisi ile insan olur. O yüzden beş duyusundan birisini kaybetmiş insanları küçümsemek yerine, 5 duyumuzun dışında neyimizin eksik olduğunu bir düşünürsek çok şeyimizin noksan olduğunu ama görmek istemediğimizden göremediğimizi, görmediğimizi anlayacağız. Anlama algılama noksanlığı olanın 5 duyusu çalışsa da o insan neye yarar.

İnsanları önemsemeli ve sevmeliyiz. Okumasını bilene her insan en güzel kitaptır. Hayat bir kitaptır.

 

Ama sen inatla “ben okumam, okuyanı sevmem, okumayı sevdirmeye çalışanla alay ederim, eser ortaya koyanla kafa bulurum” dersen ne çocuklarının ne torunlarının okumayı sevmemesinden şikâyet etme hakkın yok. Çünkü o senin eserin…