BAYRAK ALTINDA

BAYRAK ALTINDA

                Bir yazarımız, askerleri fıskiyenin tepesindeki suya benzetmişti. Orada su bulunur ama gördüğünüz su, her an aynı su değildir. Damlalar, sürekli değişir. Biri inerken diğeri yükselip onun yerini alır. Asker ocağı da öyledir. Kışlada her an 20-22 yaşlarında askere rastlarsınız ama gördükleriniz aynı asker değildir, her an değişirler.” Gibi bir cümlesini anımsıyorum.

                Sabah yürüyüşüne giderken gurup gurup asker adayı ile karşılaşırım. Yurdun çeşitli yörelerinden gelen su gibi gençler, sabaha kadar yol almış, terminalden sonra şehrin yolunu tutmuşlardır.

Selamlaştıktan sonra soruyorum,

-Memleket nere?

-Diyarbakır, Şanlı Urfa, Gazi Antep, Kahraman Maraş, Bursa… Hele ikisi, hele ikisi…

-Memleket nere? Birbirine bakıyorlar, ses yok. Tekrar soyuyorum:

-Hangi şehirden geldiniz?

-Van!

Allah yardımcınız olsun. İyilik ve işlerinizde kolaylıklar dilerim diyerek ayrılıyorum.

                Teskerelerini alıp sağ salim evlerine, sevdiklerine kavuşmalarını canı gönülden dilediğim şu gençlerden kaçının baba ocağına kocaman ay yıldızlı Türk bayrağı dikilecek. Baba, “Vatan sağ olsun”, eş ya da sevgili, ya da anne “Ağlamayacağım, hainleri sevindirmeyeceğim diye dik duruş sergiler ve şehidin yetim yavrusu askeri üniforma ile babasının tabutunu selamlarken, yetkilinin “O şimdi Peygamberimize komşu oldu. Mümkün olsa hemen şehit olmak isterim” diye acılı insanları teselli edişi, ya da teselli ediyormuş gibi konuşması, sıkça gördüğümüz haberlerdendir.

                Son yıllarda mezarlıklarımız da renklendi. Köy - kent demeden hangi mezarlığa uğrasan yer yer Türk bayrağı dalgalanıyor. Ve her bayrak, altında yatan bir şehidi gölgeliyor.

                Bu duygularla (bedelliler hariç) her Türk’ün bir asker olduğu inancımla yazımı Faruk Nafiz Çamlıbel’in bir şiiriyle bitiriyorum:

BAYRAK ALTINDA

Bu gün genç, ihtiyar, kadın, kız, kızan,

Uzanıp yatsak da çardak altında,

Boruyu çalınca yarın borazan,

Hemen toplanırız bayrak altında.

 

Bizi hiç tasalı görmez bu yerler;

Yiğitler, ölürken bile gülerler,

Yeter ki yaşayan er oğlu erler,

Bizi çiğnetmesin ayak altında.

 

Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça,

Gözlerde zaferin nuru yandıkça;

Üstünde bu bayrak dalgalandıkça,

Gönlümüz rahattır toprak altında...

 

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL