BİLGİ KİRLİLİĞİ

         Geçen hafta bu sayfada KOSGEB’le alakalı halkın ve esnafın şikâyetlerini dile getiren “KOSGEB KREDİLERİ KİMLERE PEŞKEŞ ÇEKİLİYOR?” diye bir yazı yazmıştım.

Bu yazıyla alakalı son derece olumlu ve olumsuz tepkiler aldım. Kimileri “İsabetli olmuş,  hocam eline sağlık, bu tür bir yazı geç kalınmış bir yazı…” gibi tepkileri verirken kimileri de “Emin Hocam bu yazı sana yakışmamış, gerçekleri yansıtmıyor, dolduruşa gelmişsiniz, bilgi eksikliği var!” gibi tepki vermişlerdi.

Her iki tarafın da kendilerine göre hakkı var. Hatta yazı amacını aşan bir yazı olmuş intibaını daha çok uyandırıyor. Elbette benim amacım, bağcıyı dövmek değil. Gayemiz, yapılan bazı yanlış uygulamalar varsa bunlara dikkat çekmek, kullandırılan kredilerin yerinde kullanılıp kullanılmadığının takibini sağlamaktır. Biz asla ve asla AK Parti hükümetini hedef almış değiliz. Kaldı ki, birilerinin yaşı kadar bizim AK Parti düşünce ufkuyla haşır-neşirliğimiz var. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’la yol arkadaşlığımız ta 1970’lerde MTTB ve AKINCILARLA başlar… Her neyse konuyu buraya kadar götürmek istemiyorum.

Saygıdeğer Vekilim Celil Göçer Bey, KOSGEB konusunda açıklayıcı bir bilgi göndermişler. Kendilerine teşekkür ediyorum. Fakat bu bilgiyi esnaflarımız ve sanatkârlarımız ne kadar biliyor, onu bilemiyorum. Çarşı-Pazar esnafından çıkan bir dedikodu, bir anda zaten işleri iyi gitmeyen esnafın arasında bir müddet sonra doğrudan daha doğru olup çıkıyor. Bu da “Bilgi kirliliğine” sebep oluyor. “Madem yazarlık yapıyorsunuz neden araştırıp soruşturmadan, yazı yazıyorsunuz?” diyebilirsiniz. Bizim görevimiz kredinin nasıl tahsis edildiğini öğrenmek değil, kredi kullanmak isteyenlerin dertlerini ve sıkıntılarını dile getirmektir. Bu yüz de bir bile olsa, dert derttir, sıkıntı sıkıntıdır. Belki de ihtiyacı olan bu yüzde birlik dilimdir.

Bir kısım esnafı, siz ağzınızla kuş tutsanız da memnun edemiyorsunuz. Adamın maliyeye borcu, SSK’ya borcu var. Kredi almak, bu borçlarını kapatmak, artan miktarı ile işlerini düzeltmek istiyor. Siz buna haksızsınız, size kredi vermiyoruz, diyemezsiniz. Elbette kredilerin geri dönüşünde bazı riskler olabilecektir. Fakat risk almadan başarılı olmanın, halkı mutlu kılmanın yolu var mıdır? Yoktur.  Öyleyse kurumlar risk alacak. Halkı azami derecede mutlu kılmak için uğraşacaktır.  

Bunun yolu da kanunları, yönetmenlikleri, yönergeleri ona göre hazırlamaktır. İllerdeki uygulayıcılara da talimatlar gönderirsiniz olur, biter. Hükümetler, mazeret üretmezler, çözüm üretirler. Temsilcileri halkın içine girer halkı dinler, halkın isteklerini yerine getirir.  Bir yerde zulüm, bir yerde haksızlık varsa engellenir.

Geçen haftaki yazıdan sonra 20 bin liralık kredi kullanan bir esnaf, 3 bin liradan fazla kesintinin yapıldığını hırsından ağlayarak anlattı. Bu zulüm değil de nedir?

Daha dün Cumhurbaşkanımız “Bankaların kârı ilk altı ayda %40 ı geçmiş. Bu bir soygundur, bu bir zulümdür” ifadesini kullanmadı mı? Kullandı… Öyleyse bu kredileri kullandıran bankları kim hizaya getirecek? Kim bu zulme, bu soyguna dur diyecek?

Kısaca, haklı her zaman haklı değildir, haksız da her zaman haksız değildir.

Haftaya, yeni bir yazıda buluşmak üzere saygılar selamlar…

 

Mehmet Emin ULU