Azarlamadan Sevmek

Son zamanlarda insanların gerekli, gereksiz birbirlerini azarlamasına şahit oluyoruz. Çocuklar bile anne ve babaları ile medenice değil de azarlayarak bağırarak diyalog kurar olmuşlar.

Bağırarak konuşmak sağırların iletişim şeklidir. Duymayan ama konuşan sağırlar konuşmasını duymadığından bazen yüksek sesle konuşurlar. Bu çevreyi rahatsız eder. Çünkü duymayan insanın konuşması toplumumuzda yadırganır.

            Normal bir insan amir, anne ve babaysa bağırarak konuşması normal görülürken çocuğun anne ve babaya, memurun amirine bağırması yadırganır hatta ceza almasına sebep olur. Hâlbuki kimsenin kimseye bağırmaya hakkı yoktur modern ve inançlı toplumlarda.      Bağırarak konuşmak iletişim her iki taraf içinde kopma noktasına geldiğini gösterir. Ama bağırarak konuşmakta hiçbir sorunu çözmez. Çünkü sevgi işe iyi bir etkili iletişimle sorunlar daha rahat çözülür.

“Ben” dili yerine “Biz” dili “Sevgi Dili”ni öğrenmek ve bunu da uygulamak insana her zaman artı değer katar. Anlayan eğitimciler, etkili hatipler bunu anlayarak uygular ve sevilir ve sayılırlar. Tabi ki istisnaları da olur bunun.

Çocuklarımızı azarlamak yerine onları sık, sık kitap okumayı seven komşularımız ve akrabalarımızı ziyarete götürmek, onlarda ki kitap okuma sevgisinin çocuklarımıza geçmesini sağlamak çocuklarımız için çok iyi bir “uygulamalı eğitim” olacaktır.

Okuyarak gelişen özellikle engelli, kadın gibi dezavantajlı grupları okullara davet ederek “Okuyarak gelişimi” anlatmalarını sağlamak bağırıp çağırmaktan daha etkili olur.

 

Gerçek seven insan sevdiğinin gelişimini ister. Ona gelişmenin yolunu gösterir. Anlatır, muhatabı anlamıyorsa anlatanın bir kusuru olamaz. Anlamak istemeyene dünya el ele verse doğruyu da, eğride anlatamayız. Anlamak kişisel bir sorundur. Sen anlamak istersen anlarsın. Gerisi  lafı güzaf.

Gerçek manada sevmeyi öğrenemediğimizden be bilmediğimizden anne ve babadan gördüğümüz, okulda olumsuz öğretmenlerden gördüğümüz iletişimi ideal iletişim zannediyoruz. Buda gelişmemize engel oluyor. O yüzden bilimsel olarak etkili iletişim kurallarını öğrenip hayata uygularsak o zaman bağırmadan çağırmadan iletişim kurmakta aldığımız verimin zevkini yaşarız.

Sitemizin bakkalına okuduğum etkili hitabet kitaplarını, veririm okur. Ben okuduğumu uygulamakta zorlanıyorum. O ise daha azimle uyguluyor. Sonunda o sinirlerine daha hakim olarak bağırıp çağırmadan konuştuğunda müşterileri ile daha etkili iletişimde. Burada odak noktası “ bilmek” değil  “uygulamak” çok bilen değil bildiğini uygulayan nasıl başarıya yakınsa, çok bağıran değil, sevgi ile iletişim kuran başarı sağlar.

“Marifet bağırmak çağırmakta değil, sevgiyle dinlemekte, güzel algılayarak okumakta, okuduklarımızı ve dinlediklerimizi uygulamakta ve bağırmaktan kaçınmakta muhatabımız duymak istemiyorsa susmak bağırarak konuşmaktan etkili olur.