17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 18. YILI VE DEPREM GERÇEĞİ

17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİNİN 18. YILI VE DEPREM GERÇEĞİ

            Yeryüzünde 20. Yüzyılın en büyün depremi ülkemizin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olarak tarihe geçen 17 AĞUSTOS 1999 MARMARA DEPREMİNİN üzerinden tam 18 yıl geçti.

            Ülkemiz yeryüzünde birinci derecede deprem kuşağında bulunmaktadır. Bu nedenle asırlar öncesinden bugüne kadar yüz binlerce insanımız hayatını yitirmiş ve sakat kalmıştır. Halbuki deprem felaketinde ölmek insanlarımızın yazgısı olmamalıdır.

            Deprem felaketinde insanlarımızın ölmesini veya sakat kalmasını işgücü kaybından dolayı bireylerin zarar görmelerini, binaların, köprülerin, viyadüklerin yıkılmasını, karayolları ve demiryollarının hasar görmesin, dolayısıyla milyonlarca dolar ekonomik kayba uğramamızı önlemek için alınması gereken önlemler konusunda çok geç kalmış bulunuyoruz. Ülkemizde deprem konusunda yeterli bilgi ve teknoloji birikimi ve bilim adamları vardır. Üniversitelerimizde "Deprem Mühendisliği Fakülteleri" ihdas edilmiştir.

            Geçmişte ülkemizde birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de yine depremlerle yüz yüze geleceğimiz bir gerçektir.

            Deprem hafızlarda daima canlı tutulmalıdır. Yazılı ve görsel basın deprem konusunu daima gündemde tutmalıdır. Toplum demokratik olmalıdır. Standartlara dört elle sarılmalıdır. Toplumun denetim mekanizması çalıştırılmalıdır.

            Deprem olduğunda hasarlı binalara girilmesi yasaklanmalıdır. Çünkü artçı şoklar nedeniyle az hasarlı binalar orta hasarlıya, orta hasarlılar ise ağır hasarlı binalar haline gelmektedir. Bu nedenle hasarlı binalarda oturulması çok tehlikelidir.

DEPREMİN ETKİLERİ

            Sadece 94 yıllık Cumhuriyet Türkiye'sinde 50'den fazla deprem olmuş, 70 binden fazla vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve 600 bine yakın bina yıkılmış veya oturulamayacak derecede ağır hasar görmüştür. Zihinlerimizde halen tazeliğini koruyan 17 Ağustos 1999 İzmit-Marmara ve 12 Kadım 1999 Düzce-Bolu'da yaşanan depremlerde toplam 18 bin 243 insanımız hayatını kaybetmiş, 108 bin 861 adet bina yıkılmış veya hasar görmüştür. İzmit-Marmara ve Düzce-Bolu depreminin kamuya yükü İstanbul Sanayi Odası 1999 yılı verilerine göre 12 milyar dolardır.

            Bu da depremlerin sağlıksız ve dayanıksız yapılaşma sonucunda ne denli ağır can ve mal kayıplarına neden olduğunu göstermektedir. İlgili ve yetkili makamlar ve toplumumuz tarafından deprem gerçeği tam anlamıyla kabul edilerek depremle yaşamak bilincinde olunmalıdır.

DEPEREMİN TANIMI

            1- Yer kabuğunun öfkesinin bir sonucudur.

            2-Enerji boşalmasıdır. (Bunun sonucunda yer kabuğunda büzüşme, sıkışma, genişleme, oturma ve kırıklar meydana gelmektedir.)

            Deprem, yer kabuğu içerisindeki bir merkezden ani olarak çıkan titreşimlerin şok dalgalar halinde yayılarak, geçtikleri ortamları ve yeryüzlerini kısa süreli sarsma olayına denilir. Depremlerin oluşumları ile ilgili pek çok görüş ortaya atılmış olup, bunlardan en geçerli olanı; Amerikalı Reid tarafından önerilen "Elastik Geri Çekme Kuramı" veya "Elastik Kırılma Teorisi"dir. Bu teoriye göre, yerin derinliklerinde ve belirli bir merkezde, kayaçların içerisinde biriken elestik deformasyon enerjisinin kritik değere ulaşması sonucu, ani bir kırılma veya yırtılma hareketi ile deprem oluşmaktadır.

            FAYLAR deprem kuşakları üzerinde itmekte veya itilmekte olan levhalar arasında harekete engel olan bir sürtünme kuvveti mevcuttur. Bu sürtünme kuvvetinin aşılması sonucunda kabuk kırılarak büyük bir enerjinin açığa çıkmasına neden olur. Bu enerji kısa süreli şok dalgalar şeklinde sarsıntılar oluşturur. Bu dalgalar yeryüzünde bazen gözle dahi görülebilen, kilometrelerce uzayan FAY adı verilen arazi kırıklarını ortaya çıkarırlar.

LEVHALAR, DEPEREMLER KUŞAKLARI VE FAYLAR

            Yer kabuğuna sonsuz bir devingenlik kazandıran tektonik etkinlik, levhaların, deprem kuşaklarının ve fayların oluşmasına neden olmuştur. Taşküre altındaki üst mantonun konveksiyonel (ısı yayımı) hareketliliği nedeniyle dış kabuk parçalanarak birçok levhaya bölünmüştür. Bu levhalar üzerinde bulunan kıtalarla birlikte insanların hissedemeyeceği  bir hızla hareket etmektedirler. Bu hareketler levhaların birbirinden uzaklaşması veya yaklaşma-sıkışma şeklinde yılda 1-10 cm civarında olmaktadır.

DEPREMİN BELİRTİLERİ

1- Kaplıca ve ılıca sularının sıcaklığının artması

2- Fay hattında kırık olan yerlerde "Radon Gazı" sızıntısı olması

3- Kuyulardaki suların seviyesinin yükselmesi

4- Deniz suyu seviyesinin yükselmesi

5- Deniz suyu seviyesinin düşmesi

6- Toryum madeni olan yerlerde ışınım (radyasyon) sızıntısı görülmesi

7- Yerde yamulma olması

8- Yer kabuğunun yer değiştirmesi ve yer hareketlerinin cihazlarla tespit edilmesi. (Kırık olan bölgelerde kırığın davranışının belirmesi)

DEPREMLERİN ÖNCEDEN KESTİRİLMESİ

1- İstatistik yöntemler (Aletsel kayıtlar vasıtası ile)

2- Jeofizik yöntemler (Yer kabuğunun şişmesi, sıcak suların fışkırma durumu v.s)

3- Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca "Deprem Şartnamesi" hazırlanıp acilen yürürlüğe konulmalıdır.

DEPREMDEN KORUNMA ÇARELERİ

Gerek imar planlarının hazırlanmasında ve gerekse inşa edilecek yapıların projelerinin tanziminde, Belediyelerce ruhsat verilme aşamalarında,

a)Jeofizik Mühendisinin hazırlayacağı “Zemin Araştırma Raporu.”

b)Jeoloji Mühendisinin vereceği “İnşaat Sahasının Yerel Jeolojik Yapısına ait Rapor.”

c)İnşaat Mühendisinin tanzim edeceği “Depreme Dayanıklı Yapı Projesi “ mutlaka istenilmelidir.

1-İşsizlik sorunu çözülmek suretiyle, büyük kentlere yoğun göçler önlenmelidir. Bu suretle kaçak yapılaşma ve çarpık kentleşme önlenmelidir.

2- İnşaat safhasında, İmar Yasası’na göre etkili denetimler yapılmalıdır. Bu denetimlerde Yapı Standardı ve Kalite Kontrolü çok sıkı bir şekilde yapılmalı, bazı müteahhitlerin inşaat malzemelerinden, demir ve çimentodan çalmaları önlenmelidir.

3-Bütün inşaatlarda, laboratuar testlerinden geçirilmiş kaliteli, standartlara uygun hazır beton kullanma zorunluluğu getirilmelidir.

4-Yapı tekniğinde başarılı sonuçlar almış bulunan Japonya ve A.B.D örnek alınarak, depreme dayanıklı çelik veya betonarme yapıların inşa edilmesi için gerekli hazırlıklara ve uygulamalara hemen başlanılmalıdır. Yapıların esnek tarzda ve depreme dayanıklı yapılması sağlanmalıdır.

5-Depreme dayanıklı olmayan binaların ve zeminleri sağlam durumda olmadığı tespit edilen betonarme yapıların güçlendirilmesi zorunludur. Bu amaçla, kirişlerin ve kolonların güçlendirilmesi, betonarme perde duvarları güçlendirme, çelik levha yapıştırmayla güçlendirme yapılmalıdır. Bilhassa hastanelerin, sağlık ocaklarının okulların, sinema ve tiyatro salonlarının, kültür merkezlerinin, otellerin, resmi binaların güçlendirilmesi gereklidir.

6-“Birimiz Hepimiz, Hepimiz AKUT” sloganı ile ilköğretimden başlayarak, bütün okullarda ki öğrencilere deprem eğitimi ve depremden korunma tedbirleri öğretilmelidir.

7-Devletin “Ulusal Afet Stratejisi” olmalıdır. Ayrıca “Ulusal Afet Uyarı Birliği” kurulmalıdır. Bu arada “Erken Uyarı Sistemi” kurularak, hızlı haberleşmeyi sağlamak için “Bilgilendirme Sistemi” oluşturulmalıdır. Ayrıca depremden korunmak için “Yol Haritası” hazırlanmalıdır.

8-Depreme kalıcı çare üretmeliyiz. Bu maksatla “Deprem Teknolojisi” üretmek gereklidir. Sarsıntı Yalıtıcı ve Sönümleyici teknolojilerine göre üretim yapılabilir ve yurt dışına ihraç edebiliriz. Deprem sonrası, geri kalanlara verilen hizmetleri deprem öncesine kaydırıp hem ekonomiyi hem yurttaşın canını hem de endüstriyi kurtarmalıyız.

9- Deprem vukuunda görev yapmak üzere özel olarak yetiştirilmiş ve modern cihazlarla donatılmış kurtarma ekipleri hazır bulundurulmalıdır.

10. doğalgaz boru donanımları ve tesisatları depreme karşı tahrip olmayacak şekilde dizayn edilmeli ve buna göre montaj uygulaması yapılmalıdır.

            Depremle ilgili yazdığım şiiri aşağıda takdim ediyorum.

            Hoşça kalınız…

            DEPREMDEN KORUNALIM

            Konut ve işyeri inşaatında,

            Zemin etütleri yaptırmalısın!

            Depremin hasarı çok ağır olur,

            Kaliteli beton kullanmalısın!

 

            Kaliteli proje  çizdirmelisin!

            Deprem yönetmeliğine uymalısın!

            Ülkemiz deprem kuşağındadır,

            Depreme dayanıklı yaptırmalısın!

 

            Depremi önceden kestiremeyiz,

            Deprem için eğitim vermeliyiz,

            Çürük binadan kork, depremden korkma!

            Birçok yapıları güçlendirmeliyiz.

17.08.2017 Tokat

 

Hamdi Ertürk