HIDIRLIK KÖPRÜSÜ TOKAT

“Kesme taştan beş sivri gözlü olan köprü, 117 m. uzunluğunda, 6.50 m. genişliğindedir. En büyük kemer açıklığı on metredir. Köprü kemerlerinin çevresine ince bir tahfif kemeri yerleştirilmiş olup, bu kemer tempon duvarları ile aynı yüzeydedir. Aynı zamanda bu kemerler geniş ayaklar üzerine oturtulmuştur. Önlerinde memba tarafında üçgen, mansap tarafında da yuvarlak sel yaranlar bulunmaktadır.” Google

            GOP Stadı’nın atletizm parkuru tozlu ve de sulanmadığı için kişisel olarak protesto amaçlı orada yürümüyorum. Bu gün yol boyunca devam edeyim dedim. Gazi Osman Paşa Heykeli’ne gelince çok üzüldüm. Kötü niyetliler heykele boydan boya çirkin bir boya serpmişler. Serptikleri nasıl boya ise görevliler samimi gayretlerine rağmen heykeli temizleyememişler.

Bir milli kahramanın anısına dikilen bu heykel kimleri niçin rahatsız eder anlamıyorum.

(Not: Bu konu gündeme geldi ve Cumartesi günü sabahı Gaziosmanpaşa Anıtı tertemiz edildi. İnsan eliyle bir tahribat değil de doğal yapının deformasyonu sonucu olduğuna yönelik kanaat hakim. Editör notu.)

İlerde Hıdırlık Köprüsü’ne uğradım. Tarihi köprünün ayak ve gözleri ortaya çıkarılmış. Selçuklular zamanında 1250 yılında yapılan köprü, yakın zamana kadar bakımsızlıktan kaderine terk edilmiş gibiydi. Heykelin boyanmasına nasıl üzüldüysem köprünün ayakları ve beş gözüyle ortaya çıkarılmasına da öyle sevindim.

Köprü, suyu üçgen şeklindeki sivri burunlu ayaklarıyla karşılıyor, yumurta topuklu ökçeleriyle uğurluyor. Suyu karşıladığı ayaklarını isabetle SEL YARAN diye isimlendirmişler. Aynen uçakların sivri burunlarının HAVA YARAN görevi yaptığı gibi…

Şimdi trafiğe kapalı ama zamanında üstünden iki otobüsün yan yana geçebildiği köprünün üstünde yürüdüm. Biraz yukarda, yakın zamanda yapılan köprü ile Hıdırlığı karşılaştırdım. Hıdrlığın heybeti, vakurluğu karşısında yeni köprünün sıradanlığını hayretle izledim.

Köprüye bir de aşağıdan bakmak istedim. Sabahın çisesi ile ıslanan kuru otların kokusu, yağmur sonlarındaki harman vaktinin sap kokularını çağrıştırdı. Kendimi bir an köyümde imiş gibi hissettim...
Eskiden zar zor köprünün bir iki gözünü ancak kullanabilen sular, şu anda gözlerin beşini de özgürce kullanıyordu.

Bir karşılaştırma daha: Heykelin kaidesinde yapıştırılan mermerler koptum kopacağım görüntüsünde iken köprünün ayaklarındaki ve de korkuluklarındaki taşlar, bu gün yapılmış gibi yerlerinde sapa sağlam, ziyaretçilerini selamlıyorlar.

Eskilerle yenileri karşılaştırınca aklıma kentsel dönüşüm çalışmaları geldi. Acaba diyorum güç bela yıkılan eski evlerimizin yerine yapılacaklar ne kadar güvenli olacaklar?

Temiz havalı bir sabah yürüyüşündeki sevinç ve üzüntülerimi paylaşmak istedim.