Sana Bağlı

                                                           Sana Bağlı

Günlük hayatta insanlar genelde bir insanla öbür insanı tanıştırırken mesela bir öğrenci ile profesörü tanıştırırken öğrenciye  “Aman Hocanın kıymetini bil, onunla iyi geçin. Kariyerin sana bağlı” derler. Yani güçsüz gördüklerine yüklerler suçu.  Halbuki profesör öğrenciyi istemezse öğrenci ne yapsın.

Burada anlatmak istediğim,  insanların büyük çoğunluğunun halen iletim ile iletişimi ayıramamaları. İletim tek yönlü, iletişim iki yönlü. İletişim kurmak istemeyen adamla biz ne kadar iletişim kurmak istersek kuralım iletişim devam etmez.

Yarım asra yakın hayatımızın nerede ise 35 yılı yazarak geçti. Gençlerin kendilerini ifade etmesinin önemini anlatmak için gençlerle bu gazetede röportajlar yapıyorum. Her tanıştığımız gence söylüyorum. Kimi hemen cevaplıyor. Kimi soruları cevaplamıyor. “sonra” diyor. Sonra da unutuyor. Kimi daha dinlemeden reddediyor.

Şimdi burada gençlere faydalı olmak bana mı bağlı?

Bunları niye anlattım?

 Geçen bir yakınım kitap okumanı gençler arasında yaygınlaşması için çaba harcayan bir profesörün iletişim numarasını vererek, “bu adamla iletişime geç. Adam ünlü onunla iletişim kurmak faydalanmak sana kalmış. İletişimi geliştirmek sana bağlı” dedi. Bunu söyleyen insan eğitimli bir insan, o anlattığı profesöre sosyal medyadan mesaj attım. Cevap yok. Şimdi bana mı bağlı iletişim kurmak. Bu gibi yaklaşımlar muhatabı küçümsemektir. Onu değerli görmemektir. Ona değer veriyormuş gibi onu küçük görmektir. Toplumumuzda unvanlılar unvansızlarla kolay iletişime geçmezler. Unvansız insan ne yapsın. Bize değer veren davet eden bizi ciddiye alan az, almayan çok. Ciddiye almayan adamın hatasını bile bize yüklemek en azından haksızlık. İletişim karşılıklı istek heves ve gayretle beraber yapılacak şey. İnsanlar genelde kadın, engelli ve değersiz gördükleri insanlara suç isnat etmeyi onları suçlamayı seviyorlar. Egosu şişkin insan egosunu şişirmeye yardım etmeyeni sanki onu seviyor, onu düşünüyormuş gibi davranıp suçlamaya “sana bağlı” diyerek son verir. “size bağlı” dese anlarımda direk “sana bağlı” demek kabullenilebilecek şey değil.

İnsan kitap okumayınca gelişemiyor, gelişemeyince konuşmaları “boş konuşmadan” öte gidemiyor. Boş konuşanda kırıcı konuşuyor. Suçlayıcı konuşuyor. Kendine gerçek manada yardım edecek insanları böylece kendinden uzaklaştırıyor. Sonrada konuyu anlamadığından dolayı “sen eskiden bana gelirdin. Şimdi gelmiyorsun” diye gene muhatabını suçlar mahiyette konuşuyor. Okumuyor öğrenmiyor ama her şeyi bildiğini sanıyor. “okuma yazma bilmeyenle okuma alışkanlığı olmayan arasında fark yoktur” diyenlerin sözünün ne kadar doğru olduğunu burada çok iyi görüyoruz.