İKİ FARKLI YORUM

“Söz ola kese savaşı söz ola bitire başı

Söz ola ağılı aşı bal ile yağ ede bir söz”

 

1-AYDINLIĞA – DOĞRU

Rasim Canpolat, kimdir?

Aslı: Rasim Canpolat.

Nüfus Müdürünün, azizliği

Rasim (Bolat) Canbolat

Sizleri analiz etmek için, kitabınızı, elime aldığımda:

Kitabın kapağı: tarih çağlarını yeniden gözden geçirmeme, “Dış ve iç dünyama da” ağır hüzünlerin yüklenmesine, neden oldu!

İki, Canpolat!

Birincisi MÖ’ceki Rasim Canpolat!

İkincisi, MS’raki Rasim Canpolat!

MÖ’ceki, Rasim Canpolat! Ailenin içinde “küçük bir karaltı”

Uzaklara gitmeye, aile içinden bir talep çıkmadığı için üretimde rol üstlenmiş, büyüklere su taşıyan RASİM CANPOLAT.

         Üretimde rol üstlenmiş büyükler, ilgilenmediği için, “Ahırda açlık ve susuzluktan meleşen, koyunlar- kuzular, büyük baş hayvanlar,” karınlarlının doyması, susuzluklarının giderilmesi için, “Issız, bazen korkutucu, ormanlarda, kırlarda.” ÇOBAN, Rasim Canpolat!

         Çobanlıkta, bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken elinde “Küf kokan, kimden ne zaman geldiği, belli olmayan, PALTOYU, ağabeysi, Hızır gibi, RASİM CANPOLAT’A uzatması,” kokulara aldırmadan, paltoya sarılan RASİM CANPOLAT!

         Dövenin üzerindeki, sıcağa dayanamayıp, arazi olan, aile büyüklerine sesini duyuramayan, “saatlerce dövenin üzerinde, aç- susuz MELANA gibi, kimseye sitem etmeyen, bağırıp- çağırmayan RASİM CANPOLAT!

Bu kadar çetrefil yetmiyormuş gibi,

         Beklenmeyen bir zamanda! Ailenin orta direkleri annenin babanın, “Çocukların-(eşinin) göz yaşlarına aldırış etmeden,” öbür dünyaya göçüp gitmeleri ile bir sillede buradan yiyen Rasim Canpolat!

Bütün bu koşullara aldırış etmeden:

Vakur - Dikbaşlı – Direngen.

Aydınlığa ulaşma yollarını hayal eden, üzerinde küf kokusu olmayan, paltosuyla, ne kadar heybetli olabileceğini hayal eden,

Öğretmen olacağını, kitap yazacağını hayal eden “KÜÇÜK KARALTI, BÜYÜK ADAM”

MS’den sonraki RASİM CANPOLAT!..

Acımasız, MÖ’yü geride, bırakmasını başarıp, “AYDINLIĞA” kavuşması, doğrusu ÖVGÜYE değer!

Aydınlığı yakaladığında “Büyüdüğü halde” geçmişinden öç almayı düşünmeden,

“ÖVÜNMEDEN, İNSANLARA YUKARIDAN BAKMADAN, BEN İŞTE BUYUM, DİYEBİLEN,”

Yaşam rotasına, sade bir çizgiyle yön veren, ”BÜYÜK YÜREK” Rasim Canpolat

Bende: dert sadece bende sanırken, “Şu anda hepsi uçup gitti,”

İnsanın içinden şöyle demek geçiyor!

“İYİ Kİ ÇİLE VAR, İYİ Kİ FAKİRLİK VAR”

Aksi düşünüldüğünde,hangi zengin, hangi çilesiz “BÖYLE BÜYÜK BİR YAPIT” ortaya koyabilir!.

ÜZÜLDÜM!

ZEVK ALDIM!

YARARLANDIM!

Sizlere saygılar sunuyorum. 20.08.2017 Em öğ. Mustafa Kaya – Reşadiye imza

 

2-Aydınlığa Doğru

         Bazı anılar vardır; dün yediğiniz yemeği, ettiğiniz sohbeti hatırlamazsınız ama 40 yıl önceki yaşadığınız bir anıyı tüm renkleriyle, tüm duygularıyla hatırlarsınız. Bugün işe gelirken otobüste başladığım ve 2 saat gibi kısa bir sürede elimden düşürmeden okuduğum Aydınlığa Doğru kitabınızda; sizinle beraber annenizin ve babanızın erkenden ölmesine üzüldüm, yetim kaldım, evlikte yatıp uyurken üşüdüm, bükmeli pınarı merak ettim, bağ bozumuna katıldım, tarlada başak topladım. Sizinle beraber hayvanları otlatırken yağmur yedim, sizinle beraber yatılı okudum, sınav sonucunu bekledim... Öyle içten, öyle yalın bir biçimde bir ömrün anekdotlarını vermişsiniz ki; sanki hep yanı başınızda ben de sizinle beraber yaşamış gibi hissettim her şeyi. Yalan yok sağlığınızla ilgili bölümü okurken bir kaç damla gözyaşım istemsizce aktı yanaklarımdan. Yalın, duru, sanki bir kış günü köy odasında sohbet eder gibi anlatmışsınız her şeyi. Süslü cümlelerden uzak, tam da Anadolu insanının lisanıyla. Bir meddah gibi ya da... Tüm edebi kaygılardan uzak ama içi maniler, atasözleri, şiirlerle dolu...

         Ne zaman ne olacağımızın garantisi yok. Kim önce kim sonra ölür bunun da...

         Sizi tanımış olmaktan, kalemdaş olmaktan, layık görürseniz dost olmaktan onur duydum, gurur duydum sevgili Hocam.

 

         Sizin ve sevgili Mediha ablamın ellerinden öpüyor, daha nice güzel yazılarınızı keyifle okumayı diliyorum. Sevgilerimle. Gülhan Genç. (Face sayfasından)