SİVAS KİTAP FUARINDA BİR GÜNÜN ARDINDAN

SİVAS KİTAP FUARINDA BİR GÜNÜN ARDINDAN:

“Gereğini yapamayınca

fikirler de ölüp gidiyor”

 

İlimizin işitme engelli yazarı Turan Yalçın geçen hafta sonu komşu ilimiz Sivas’a giderek yeni açılan Kitap Fuarını gezdi. Dönüşünde yaşadıklarını, gördüklerini kaleme aldı. Tokat’ımızda açılması gündemde olan Kitap Fuarı için de fikirlerini paylaştı. “Toplumda yaşayan bir engelli olarak işimizin zor ama bunun mükafatının büyük olduğunu bilen insan olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.” mesajı verdi. (Yazısı Sayfa 4’te)

 

 

 

İllerimiz artık kendi illeri ve ilçelerini tanıtmak için kitap fuarları düzenliyorlar. Öyle ki bu kitap fuarlarının maddi getirisi mi çok yoksa il ve ilçeleri gerçekten tanıttığı için mi, yani manevi bir getirisi mi çok bilemeyeceğim ama bazı iller sene de birkaç kere kitap fuarı yapmaya başladılar.

Bu yıl 6.sı yapılan Sivas Kitap fuarına ek olarak Nisan ayında “Memleketim Sivas” Gazetesi öncülüğünde de bir kitap fuarı yapılmaya başlandı. Sivas Kongresinin yıldönümü etkinlikleri kapsamında yapılan bu etkinliklerin bir amacı da Sivas’ta yetişmiş yazarlar ile Sivas halkını bir araya getirme amacı da taşımaktaydı. Geçen sene Beşir Ayvazoğlu konu olmuşken bu sene açılışı İlber Ortaylı yapmış.

Bu sene kitap fuarı organize eden firma değişince birçok yayınevi çok istemesine rağmen fuara katılamamış. Az Kitap, Ahir Zaman yayınları, Vefa Yayınları, Hayat Yayınları, Akis Yayınları vs  yer almaması büyük eksiklik olarak yorumlandı.

Sivas’ta her yapılan kitap fuarına katılarak gezmek, okur veya yazar olarak kitapların kokusunu hissetmek, onlara dokunmak, genç ve tecrübeli yazarlarla sohbet ederek onlardan bir şeyler öğrenme, öğretme, fikir alma, onların gelişimine çaba harcama gibi amaçlarımızla katılmaya gayret ederim. Amacımızın en büyüğü de ilk emir olan “Oku” emrini genç nesillere sevdirerek onların da gelecek nesillere bunları aktarmasına yardımcı olmaktır. Allah’ın ilk emri Oku olmasına ve Müslümanlığımızla gurur duyan bir toplum olmamıza rağmen okumayan, okuyanla alay eden, onları küçümseyen, toplumda yaşayan bir engelli olarak işimizin zor ama bunun mükafatının büyük olduğunu bilen insan olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz.

8 Eylül Cumartesi sabah erkenden kalkarak Tokat otogarından 7.30’da Tokat Yıldızı ile Sivas’a hareket ettik. Otobüste giderken Az yayınlarından çıkan “Böyle Bırakıp Beni Gitme” Ekmel Ali Okur’un romanını okudum. Bir Mühendis olan Okur, 17 roman yazmış, ayağından engelli Cennet  ile ayağından engelli  Süllü’nün dostluğunu anlatıyor.

Sivas otogarında servisler kalktığından ve yürümeyi seven insan olarak otogarın hemen yanındaki siteden geçerek, yürüyerek, gezerek şehir merkezine geldim.

Sivas’a iner inmez Sivas’ta aklımıza gelen tüm dostlara cepten sms atarak bugün Sivas’ta olacağımızı belirttik. Cumartesi tatil olduğundan dolayı herkes öğlene kadar uyurdu. O yüzden attığımız smslere öğlene kadar kimse cevap vermedi. Bizler de tenha Sivas caddelerinde gezerek her zaman gittiğimiz Tuğra Cafe’ye uğrayarak önce çay simit kahvaltımızı ettik. Sonra market ve kırtasiyelerde kalem kitap reyonlarını gezerek gözlem yapmaya gayret ettik. Fuar alanı Şifaiye medreseleri ile Buriciye medreseleri arasında yapılıyor. Kale Camii nin de olduğu meydanda 90 standlık fuar alanına kimi yayınevleri 3 standla katılırken kiminin da son anda çok istemelerine rağmen programdan çıkarılmasına gerçekten şaşırdım.

Kamu kurumlarına da stand verilmiş. Bu sayede kamu kurumları da kendilerini tanıtmak, kültürel yayınlarını duyurmak için güzel fırsat bulmuş. Ne yazık ki bu stantlara bakan elamanlar iletişim bilgisi olmayan, rastgele seçilmiş. Sorduğumuz hemen hemen tüm sorulara aldığımız cevap “Bilmiyorum” oluyordu. Çalıştığı kurumlardan haberi olmayan elamanlardan bilgi alamayacağımız anlaşılınca biz de bireysel gezimize, gözlemlerimize devam ettik.

Fuar alanında gezerken bir standdan bana el edildiğini görerek o yöne yöneldim. Sanki 40 yıllık dostum gibi bir genç insan benimle iletişim kurmak istiyordu. Bu adamı bir yerden tanıyordum ama çıkaramadım. Sonra tanışmadığımızı ve yazar olduğunu söyledi. Ben de kendimi tanıtarak kartımı verdim. “Araf’ın sakinleri” adlı kitabını imzaladı. Bu arkadaşın adı Fikret Eroğlu idi. Birkaç kitabı varmış. Öğretmen ve Zonguldaklı, Kayseri’de görev yapıyor.

Daha sonra arkadaşlardan smslerimize  cevap gelmeyince Dürümcü Duran Emmi’de karnımızı doyurduk. İlk birkaç müşteriden biri olduk o günün. Daha sonra yeniden Tuğra Cafe’ye geçerek hem gazete okuduk hem çay içtik. Sıkılınca Belediye Sosyal Tesislerine geçtik. Orada da çay içtik. Kitap otağı ile alakalı haberleri okumuş ve otağı merak etmiştim. Basında hayli şişirilen otağı görünce hayal kırıklığına uğradım. Otağ küçücüktü. Tokat Cumhuriyet Meydanında büfeler bile ondan büyük. Gezmek istedim ama kapalıydı ve camdan bakabildik ancak. Bu otağı çok büyük hayal etmiştim. “Basın pireyi deve yapar” sözünün gerçekliğini de daha iyi anladım.

Can yayınlarına uğradım. Can Yayınlarının Genel Yayın Yönetmeni rahmetli Erdal Öz’ün Tokat Gaziosmanpaşa Lisesi mezunu olduğunu biliyorum. Gaziosmanpaşa Lisesine oğlu Can Öz’ün bir kütüphane kurmasını önerdim. Oradaki görevli liseden böyle talep gelmesi halinde Can Öz’ün bunu severek kabul edeceğine inandığını söyleyerek lisenin Can Öz ile iletişime geçmesini önerdi. İletişim kopuklukları insanların birbirleri ile ilk tanışmak için iletişim kurmak istememesi, güvensizlikler güzel şeylerin ortaya çıkmasına engel oluyor. Güzel fikirler ne kadar ortaya çıksa da uygulamaya geçirmesi gerekenler bunun gereğini yapamayınca fikirler de ölüp gidiyor. Yani dünya sağır güzel fikirlere nerede ise.

Bu arada attığım smslere dönüş oldu. Doğanşar ilçesinden görevli diyanet görevlisi 22 yaşındaki yazar dostum Orhan Ender mesaj atarak yanıma geleceğini söyledi.

O gelince beraber çay içtik. Meydana çıktık. Buriciye medresesi ile Kale Camii arasındaki alanda Wat shap yazarlarını hayranları bekliyordu. Pop yazarları siyah renkli münibüste bekleterek hayranlarından koruyorlardı. Bir süre sonra imza günü başladı pop yazarların, imzanın hemen ardından herkesle selfie çektiriyordu gençler, baktım okurların arasında hepsi gençti. Genç yazarların genç okurları olur. Ünlü olan insanın kitap imzalatan ama okumayan okuru çok olur. Bu duruma gülümseyerek uzaktan izleyerek şahit oldum. Bir gün bizim de bilinçli okurların pop yazarı değil kitabı okunan ve öğrenilen yazarı olmayı diledim.

Buriciye’de Abdulkadir Selvi konferansını tamamlamış, içerde bir odada kitaplarını imzalıyordu. Vali Davut Gül odadan dışarı çıkarak teli ile konuşup sonra da çevresini saran gençlerle alçakgönüllü tutumu ile kucaklaşarak onlarla hatıra fotoğrafı çektiriyordu. İçeri giremediğimden Abdulkadir Selvi’ye kimler refakat ediyor göremedim ama kalabalıktı. Ünlü bir gazetenin ünlü yazarının çevresi kalabalık olurdu tabii. Yerel gazetede yazan yazara kim bakar, kim ciddiye alırdı? Bunun farkına varınca gülümsedim.

Konya’da işaret dili kursunda tanıştığımız Mehmet Akif Can, Sivas Altınyayla ilçesinden ama Ankara’da oturuyor. Hem teyzesini ziyarete hem de Sivasspor maçını izlemeye gelmiş, Tuğra Cafe’de çay içtik. İşaret dili tercümanı Faruk Bilge sms atınca beraber belediye sosyal tesisleri çay evine geçerek işitme engelli dostlar ve Faruk Bilge ile çay içerek işitme engellilere nasıl yardımcı olabiliriz onu konuştuk. Mehmet Akif Can özel eğitim okuyan, özel eğitim öğretmeni adayı genç olarak işaret dili öğreniyor. O’na engellilere nasıl faydalı olacağı konusunda önerilerimi anlattım. Dikkatle dinleyerek beni öğretmenlerine anlatacağını söyledi. Davet olursa severek Konya’da özel eğitim öğrenci ve öğretmenlerine fikir ve önerilerimizi anlatabileceğimizi, işitme engelli okul ve kulüpleri ve derneklerini geçen seneki gibi ziyaret ederek moral verebileceğimizi anlattım. Mehmet Akif de dikkatle dinleyerek gereğini yapmaya gayret edeceğini anlattı. Sonrasında gelen telefonla bizden müsaade isteyerek ağabeyi ile buluşarak maç izlemeye geçeceklerini anlattı.

Sonrasında işitme engelli olup Sivas Belediyesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünde görevli olan Erdal Koç’a uğradık. Bize Belediye hediyesi kalemler, bloknotlar, Sivas’ı tanıtan kitapçıklar armağan ederek Sivas’ı tanıtmak için ne kadar gayretle çalıştığını gösterdi. Fuar alanına geçerek Yazar arkadaşımız Orhan Ender ile buluştuk. İşitme engellilerle tanışan herkes işaret dili öğrenmek istiyor. Orhan da işaret dili öğrenmek istediğini belirtti. Orhan Ender “Dilimdeki Güfte” kitabını imzalayarak verdi. Daha önce kendisi ile yaptığımız röportajın kendisini çok motive ettiğini söyleyerek gene röportaj yapmamızı istedi. Kitabı okuyarak ona yeni sorular hazırlayacağımı belirttim ve beraber Şifaiye medresesine geçerek çay içtik. Erdal heyecanla kitaptan bir kısmı işaret diline tercüme etti. Orhan’ın çok hoşuna giderek işaret dilini öğrenmek istediğini tekrar dile getirdi.

Bu arada fuar için Vali beyin önsözünü yazdığı Selçuklu Sultanı 1. İzzeddin Keykavus’ u anlatan bir yazının olduğu fuar programını anlatan broşür ve Sivaslı ünlü şahsiyetlerin tanıtıldığı kitap ayraçları gerçekten güzeldi. Hatıra olarak yanımıza alarak, kullanıyoruz. Bu arada fuara özel poşetler de Sivas’ı güzel tanıtıyor.

Oradan da izin isteyerek Tokat’a dönmek üzere otogara geçtim. Sms attığım çok insan meşgul oldukları için cevap veremediler. Çok zaman böyle olur. Herkes her zaman meşguldür. Dünyada meşgul olmayan benim galiba. Gerçi meşgul ve yoğun olduğunu iddia edenler benim de yoğun olduğumu iddia etseler de ben ‘yoğunum’ lafını sevmem. Keşke daha sık kitaplarımız yayınlansa, keşke daha çok konferans daveti alsak, keşke gençlerle daha çok röportaj yapsak derim her zaman…

Bu arada Tokat Kitap Fuarı için yapılan toplantıda Belediye Başkan Yardımcısı Selahattin Kelemçi’ye “Tokat’ta gazete yazar ve muhabirlerini bir gün belediyenin otobüsüne Belediye Başkan ve  Vali’yi de alarak Sivas Kitap Fuarı’nı gezmeye götürmeseniz iyi olur. Tokatlı yazar ve şairlerin Sivaslı yazar şairlerle kaynaşmasını sağlamanız çok güzel olur. Hem Sivas hem Tokat basınına iyi malzeme olur” demiştim ama ses çıkmadı. 14 Eylül’e kadar devam edecek olan fuar için bu önerim uygulanabilir.

Tokat’ta yapılması düşünülen kitap fuarı hakkında da fikirlerimi sizlere anlatmak isterim.

Fuarda Tokatlı yazarların tanıtılmasının ön plana çıkarılacağı konusunda duyum alıyorum. Tokatlı olup da küçük yaşta İstanbul’a yerleşen ama Tokat’ı unutmayarak Tokat hakkında mesela Gaziosmanpaşa’yı anlatan bir kitap yazan, Pazar’da doğup büyüyen İbrahim Ünsal Uçar, Demirhan Kadıoğlu gibi yazarlar, Tepeçaylı Mehmet Tüter gibi şahsiyetler ve özellikle Erbaalı 17 yaşındaki Köksal Güneş gibi genç, morale desteğe ihtiyacı olan yazarları davet etmek unutulmamalı.

Yazar davet ederken ünlü olmasından çok Tokat’ta gençlere faydalı olacak onları motive ederek onlara okuma ve hayat sevgisi aşılayacak yazarların davet edilmesine önem verilmeli.

Bir yayınevine büyük ötekine küçük stand verilmesinden çok her yayınevine ve kamu kurumuna eşit büyüklükte stand verilmeli.

Tokatlı yazarları değerlendiren yayınevlerinin davet edilmesi unutulmamalı. Çünkü Tokatlı yazarların kitaplarını yayınlayan yayınevlerini teşvik etmek lazım. Tokatlı her yazarın kitabının yayınlanması gerçek manada Tokat’ın tanıtılması demektir.

Fuarda Tokatlı ünlü şahsiyetlerin özgeçmişi olan Gaziosmanpaşa, İbni Kemal, Tokatlı Aşık Nuri, Cahit Külebi, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Ahmet Günbay Yıldız  v.b gibi şahsiyetlerin özgeçmişi olan kitap ayraçları, bloknotlar, kalemlerin günün anısına hediye edilmesi fuarı gezmeye gelenlere az da olsa motivasyon kaynağı olacaktır mutlaka.

Fuarın okullarda tanıtımı ile öğrencilerin katılımına Milli Eğitim Müdürlüğü ve Rektörlük duyurular yaparak önem vermeli. Öğrencilerin kitap okumayı sevmesi için de kitap okuyarak gelişen şahsiyetlerin okullarda ve Üniversite öğrencilerine nasıl geliştiklerini anlatması onlara faydalı olacaktır. En güzel örnek okuyarak gelişen insanlardır. Oku emrini hayatına uygulayan insanlara kamu kurumları, eğitim kurumları da önem verecek ki, öğrencilerimiz de gençlerimiz de kitap okumayı severek Tokat’ın kitap okuma oranını artırarak hayatta başarı elde etsinler ve gelecek nesillere örnek olsunlar.

Fuarın ilçelerde de duyurulması ve oradaki öğrencilerden imkanı olanların ve liselilerin belediyeler imkanı ile fuara getirilmesi de ihmal edilmemeli. Fuar sadece Tokat merkeze has değil ilçelere de has olmalı. Mitinglere nasıl belediyeler insanları taşıyorsa kitap fuarına daha çok önem vererek gençleri de taşımalı ki belediyeler ilçelerde de aydın, okuyan ve gelişen gençler yetişsin. Sivas’ta olduğu gibi yerel yöneticiler fuarda Tokat’a gelecek yazarlara refakat ederek onların Tokat’tan memnun ayrılmasını sağlamaları ilerde yazacakları yazı ve kitaplara Tokat’ın tanıtımı adına artı değer oluşturacaktır. Diğer illerde yapılan fuarlar da iyi incelenerek olumsuzluklar ve olumlu durumlar tespit edilerek daha az hatasız fuar düzenlenebilir.

Bakkallarımızın bile (Esentepe Mahallesinde Özbolat Bakkal Osman Özbolat fuarın olmasını çok istiyor ve okuyarak kendini geliştiriyor. Bu konuda gençlere o bile konferans verebilir. Güzel örnek bence. Bakkalların bile kitap fuarı istediği bir il Tokat imajı Tokat’ın iyi reklamı demek bence) kitap fuarı istediği bir il olmak her ile nasip olmaz sanırım. Bu konular iyi değerlendirilmeli.

Kitap fuarına tüm yerel basın şimdiden destek olmalı. (Tokat Gazetesi haricinde Tokat basını kitap fuarı hakkında önemli yazılar yazmıyor. Bir fuar hakkında kamuoyu oluşturmak önemli)

Tokât’ta bir kitap fuarı olması ve başarılı olması demek, her yıl geliştirilmesi demek Tokat’ın her yıl 1 hafta 10 gün boyunca ulusal gazete ve tv’lerin duyurması ve haber yapması ile ülke gündeminde kalması demek. Kitap fuarlarından şehir tanıtımları yapan iller gerçekten güzel iş yapıyorlar. Tüyap Kayseri kitap fuarının dışında bu sene Kayseri Belediyesi de kitap fuarı yapacak. Yayınveleri aynı anda 4 veya 5 kitap fuarına katılarak, yazarlarını bu fuarlarda okurları ile tanıştırarak hem kendilerinin hem de yazarlarının gelişmesine, hem de okurlar sevdikleri yazarlarla yüz yüze gelmenin sevincini yaşayarak Oku emrine bir adım daha yaklaşmanın okuyarak gelişmenin sevincini yaşıyorlar. Çok okuyan insanların iletişimi de tabii ki gelişiyor ve güzelleşiyor.

Tokat’ta düzenlenecek kitap fuarında rahmetli Valimiz Recep Yazıcıoğlu’nun devlet ile milleti kaynaştırması 30 yıl önce nasıl heyecan vermişse okullar yaptırarak, yerel yönetimlerin fuara önem vermesi ile okur yazar buluşmalarının da artması ile kitap okuma kültürümüzün artacağına inanıyorum. Bu vesile ile 14. Ölüm yıldönümünde sayın Valimizi rahmetle bir daha anıyorum. O’nu anlattığım “Recep Yazıcıoğlu’nun Liderlik Sırları” kitabımın zamanla gençler tarafından okunarak faydalanılacak eser olacağına da inanıyorum. Lider olmak isteyenlerin okuyarak faydalanacağı bir eser ortaya çıkarmak beni mutlu etti. Valinin unutulmamasının bir sebebi de okumaya ve okuyana çok önem vererek onları sevgi ile desteklemesinin çok büyük rolü olduğuna candan inanıyorum.

Tokat olarak yapılacak kitap fuarına katılarak, kitap imzalatarak, kitaplar alarak sevdiklerimize yazarından imzalı kitaplar armağan etmek, onların da bu kitapları okuduktan sonra çocuklarına ve torunlarına bırakması demek bizlerin nesiller tarafından sevgi ile anılmamızı sağlayacaktır. Tokat’ımızı seviyorsak okumayı da sevmek, yazarlarımızı da sevmek, kitaplarını satın alarak sevdiklerimize hediye etmekle hem Allah’ın oku emrini yerine getirmiş hem de okuyan nesilleri teşvik etmiş insan olarak halk ve Hak nezdinde itibarımız artacaktır. Bu konuda bir yazı ile ben destek olmaya çalıştım.  Tokat’ta düzenlenecek fuarı merakla bekliyoruz.