Almus Tozanlı Dağı, Dumanlı Dağı

Telefonla aradığımda arkadaşım Ayten Turan’ın Tokat Almus Cihet Köyü’nde olduğunu öğrendim. Bu arkadaşımın kaderi de diğer çocuklar gibi gurbute İstanbul’a gitmek olmuş. Yıllardır çıraklık, işçilik, ustalık yapmış, sonunda kendini yazmaya adamış, birbirinden güzel üç kitap yazmış. Bayramın ikinci günü kendisini görmek için köyün tozlu yollarına düştüm. Ayrıca köylerinde Derviş Ali’nin anma programı ve yayla şenlikleri de vardı.

            Almus, Tokat ilçelerinin arasında barajıyla ayrı bir güzelliğe sahip ilçedir. Mavi suyu denizi andırırken dağlardaki yeşilliğin tonları insanın gönlünü de gözünü de açıyordu. Tozanlı Deresinden arabanızla yol alırken mutlaka üç dört defa durup manzaranın güzelliğini seyredersiniz. Cennet misali güzellikten nasibinizi alırsınız. Varacağınız yere zamanında varamazsınız. Bizlere o kadar güzel gelen yerlerde yaşayanların kim bilir ne sevinçleri, umutları, acıları, zorlukları vardır. Her gurbete gidenlerin özlem duymasında burun direkleri sızlar, gözlerinden yaşlar kendiliğinden akar. Cebinden çıkardığı peşkiriyle hiniğini siler. Yanık yöre türkülerini avazı çıktığınca bağıra bağıra söyler de içi gine de rahat etmez.

            Tozanlı Deresinin önemli bir huyu daha vardır. Eskilerde, yaz aylarında ekin, orak zamanı kimse pek şehre gitmezdi. Otobüs durağına alınacak listeye parayı bırakırlardı. Minibüsçü listeye göre ihtiyacı alır, durağa bırakırdı. Bozuk paraları da üzerine koyar, giderdi. Hiç kimse kimsenin malına tenezzül etmezdi. Böylesine güzel bir ahlak ve inançla donatılmış insanlar ancak Anadolu insanına özgüdür.

            Almus sol şeritten barajın üzerinden geçer geçmez Ataköy beldesi sol yanında kalarak yola devam edersiniz. Almus barajının tutulduğu dereye Alemdar Boğazı denilir. Baraj yapılmadan önce Tokat’a Alemdar boğazındaki cılga yoldan gidilirdi. Almus barajının kenarındaki kıvrılan yollarda büyük şehirlerin plakalı taşıtlarını görürsünüz. En son araçlar daracık yollara sığmıyor sanki. Yolda ilerlerken güzel manzaraya bir de davul zurna eşliğinde müzikler kulağımıza ulaşıyordu. Armutalan köyünde festival yapılıyormuş. Yolumuza Çambulak, Akarçay, Dikili, Çamdalı’ndan sonra Gümelönü (Çerkez Tomara) köyüne varırsınız. Cihet’e gideceğiz ama yayla şenliklerinin yerini sormadan edemezsiniz. Cihet deresine daldığında ayrı bir dünya ayrı bir atmosfer sizi sarıp sarmalar.

            Gök yüzünün maviliği yüksek tepelerdeki yeşilliklerle oynaşırken, dereden akan suların sanki acelesi varcasına şırıltılar, homurtular çıkartarak akar. Kendini taştan kayalara çarpan sular Tozanlı çayına ulaşmaya, Almus barajında dinlenmeye can atıyordu sanki. Sorunu olan insanlar ve canlılar gibi sorununu çözmeye çalışıyordu doğa sanki. Cihet yaylası onbeş km. uzaklıkta, dağ yolu ormanla sarmaş dolaş olmuş, tek taşıtın gideceği tozlu ve taşlı yollar. Dumanlı dağının ağaç bitmeyen yerinde eğlencelerini düzenlemişlerdi. Bir gün önce Derviş Ali anma programı köyde kutlanmıştı. “Derviş Alim öğüt verir özüne, Gönül lütfeyledi geldi sözüne, Azrail konarsa ğöğsün düzüne, o zaman görürsün karayı gönül.” Topluluğa seslenen sanatçılar, yiğit Karaçobanoğlu, Ümit Bayram, Birkan Öğet, Batuhan Coşkun, Mehmet Çoban ve semah ekibinin gösterisini izlemek gerekti. Gürgen yayla şenliğindeki sanatçılar, Yeliz Kurt, Servet Şahin, Ufuk Şener, Nezahat Doğan, Muhittin İskender, Ercan Cuğ, Mine Şahin, İdris Aslan’ın birbirinden güzel türkülerini sunarken sunuculuğunu Kazım Kurt yaptılar.

            Aynı yerleşim yerlerinde oturan aileler, akrabalar bir araya gelerek bayramlaşırken eğlenip hasret giderdiler. Yaylada tanıdığın yoksa selam verdiklerinin ancak selamını almakla yetinirsin, bir garip yalnızlıkla bir köşede durur, eğlenenlere şahitlik edersin.

            Tozanlı deresindeki üç beş köyün dışında, tüm köyler eğlencelerini bayrama denk getirirler. Gurbetten başka türlü gelip gitmenin zor olduğunu, herkesin bir araya gelmesinin güç olduğunu bilirler. Bayram coşkusuyla yenilir, içilir, hasret giderilir. Kesilen kurbanlar Cem evinde birlikte yenilir. Dualar edilir, halk namazı kılınır. Festivallerinde el ele yürek yüreğe coşkuyla halaylar çekilir. Dumanlı dağlarındaki ayların sessizliğini birkaç günlüğüne de olsa coşkulu kalabalığın sesi her taraftan duyulur.

            Tozanlı deresinin Güney kısmında Dumanlı dağı başlar. Dumanlı dağı Yıldız dağının kuzeyinden Çamlıbel’in doğusuna, Sivas Şerifiye Köse ve Tekeli dağlarına kadar uzanan geniş bir bölgenin adıdır. Dağlardan akan sular, derelerde buluşup Tozanlı Çayını oluştururlar. Tozanlı Çayı ile Kelkit Çayının birleştiği yer Erbaa’nın önleridir. İki çay el ele vererek Yeşilırmak’ı oluştururlar.

            Adını Dumanlı Yaylasından alan yaylada otuz, kırk köyün yaylası bulunmaktadır. İnsanlar büyük şehirlere gitmeden önce her köyün büyük baş ve küçük baş hayvanları yaylada yayılırdı. Tahmini 20 bin büyük baş, otuz kırk bin de küçük baş hayvanın yaylım yeriydi Dumanlı Yaylaları. Dumanlı Yaylasının alt eteklerinde, Tozanlı derelerinin onca saklı köylerin, yüzlerce dertleri vardır. Dertlerini, tabiyatın güzelliği saklar gibi. Yeşilliği, ormanı, doğası, kaynak suları insanı büyülese de gidenler dertlerini görmekteler. Köylerin, beldelerin tozlu, taşlı, bakımsız yolları bir şeyler fısıldar sessizden. Köylerdeki yalnız dedelerden, ninelerden başka kimsesi kalmamış. Kapısı da gönlü de gelen herkese açık. Gençlerini kasırga misali büyük şehirler yutmuş. Acaba biz bu Cennet köşeyi turizme açamaz mıyız?

            Dünya insanıyla paylaşıp birkaç günlüğüne yaşayamaz mıyız? Avrupa’ya gidenler bilir, şehirle köy arasında sadece km. farkı vardır. Her yere sosyal hizmet gitmiş, insanların büyük kente yığılmasını önlemişler. Tozanlı deresindeki birkaç köylü ile görüştüm.

            -Neden yollarınızın asfaltlanması için idarecilere müracaatta bulunmadınız?

            Köylülerin verdiği cevap beni çok incitmişti:

            -Bizler yazılı ve sözlü olarak defalarca dilekçeler verdik. Bize söyledikleri “sizlerden bizim partiye kaç oy çıktı da bizden hizmet istiyorsunuz!” diyerek bizlere hizmet etmemektedirler. Biz vergimizi veriyoruz, askerliğimizi yapıyoruz, oyumuzu kullanıyoruz, Vatandaşlık görevini yerine getiriyoruz. Bize söylenen bu sözler bizleri incitmektedir.

            Dumanlı dağı, binlerce bitkiye ev sahipliği yapmaktadır. Pelit, gürgen, çam, alıç, kuşburnu, kiren, çördük ve daha sayısız ağaçlarının yanında endemik bitki örtüsüyle de zengindir. Her köyün içinde buz gibi sular dağdan gelen derenin sularıyla kucaklaşır. Geceleri derenin sularının şırıltısı ninniler söylerken uykuya doyamazsınız. Buralarda yıldızlar daha büyük, parlaktır. Dolunay dağın üzerindeki ağaçlara sürtünmekte, bir yerlerini yırtacak gibi geçmekte buralardan. Kısacası Dumanlı dağının yaylaları anlatılmaz. Birkaç günlüğüne de olsa buralarda yaşanır.

            Cihet Köyü, Gümele Önü köyünden batıya doğru döndüğünüzde sol taraf Soma Yel deresi ile Tozanlı deresini ikiye ayrıldığı yerdeki köyler; Arısu, Gölgeli, Sahil Köy, Görümlü, Yuva Köy Kalederesi, Kınık, Gevrek’ten Almus’a ulaşırsınız.

            Bu yörenin insanları inançlarına da oldukça bağlıdırlar. Hubyar Köyü’nde, Hubyar Tekkesi, Cihet’te Derviş Ali Türbesi, Arısu Köyünde Ali Derviş Türbesi, atlayan su… Atlayan suyun diğer adı da Çermiktir. Bu suyun sıtma hastalığına iyi geldiğine inanılır. Su kaynağı beş oluktan çıkmakta, yirmi metre ileriden aşağı akmaktadır. Alt tarafta yol olmasına rağmen su kaybolmaktadır. İnançlarına göre su bulunduğu yerde içilmesine, kullanılmasına bir şey demez. Çevresindeki meyvelerin yenilmesine ses çıkarmaz. Alınıp götürülürse, tahrip edilirse mucizesini götürenlere gösterirmiş. Bir değirmeni döndürecek kadar çok olan suya atlayan bu demeleri, köylerinin adının Arısu demelerinin sebebi bu su olsa gerek. Görümlü beldesinde yedi büyük halk ozanından Kul Himmet’in türbesi bulunmaktadır.

 

Altının kadrini sarrafı bilir

 

            Altının kadrini sarrafı bilir.

Açılmaz dükkanlar Pazar mı ola?

Salına salına sevdiğim gelir

İrakipleri hile sezer mi ola?

 

Yüce yüce yaylaları yaylasın

Her güzelin bir ismini söylesin.

Yalvarıp yakarıp gönlün eylesin.

Göğsünün bendini çözer mi ola?

 

Kul Himmet üstadım kendi halinde

Bir güzel sevmişim hakkın dilinde

Katipler oturmuş kalem elinde

Sevdiğim ismini yazar mı ola?

 

Armutalan’da Hamza Abdal, Ataköy’de Pir Mehmet Türbeleri bulunmaktadır. Bu türbeleri insanlar ziyaret ederek, kurbanlar keser, dualar ederler.

Tozanlı deresinin deniz güzelliğindeki barajını, dağını, yaylasını, suyunu, havasını yaşamak ve yaşatmak için bizlere bırakılan bu altın değerindeki tabiat mirasımızı korumak için el ele vermeliyiz.

Sevgi Yolunuz açık olsun.

 

(Süleyman Erkan / 03.09.2017 Tokat / Almus / Arısu Köyü / s.erkan-012@hotmail.com)