TAKLİT ETMEK VE ÖZENTİ

TAKLİT ETMEK VE ÖZENTİ                       

 

Taklit etmekle özenmek arasında oldukça büyük farklar olduğunu zannediyorum ki hepimiz biliyoruz. Özenmek, saf ve temiz duygularla olduğu müddetçe, belki insana yeri geldiğinde fayda bile sağlayabilir. Mesela, insanın anne ve babasına özenmesi kadar saf , temiz ve içten bir özenti olamaz hayatta. Ya da  başkasının sahip olduğu olanakları, başarıları görüp, ona özenip, bende de olsun diye çabalamak ve sonucunda bu imkanlara sahip olmak insanlar için faydalı olabilir.  Aynı zamanda bu duygu, insanlara kimi zaman hırs ve istek de aşılayabilir. Önemli olan bu duyguyu kontrollü bir şekilde yaşamaktır. Eğer kontrollü ve dengeli olmazsa, bu duygu hırsa dönüşebilir,  mantıklı kararlar alınmasını engelleyebilir. Ve bunun sonucunda da hiçbir zaman insanlar sahip olduklarının değerini anlayamaz. Elindekilerle yetinmeyi öğrenemez ve hayatı boyunca hep başka yaşamlara imrenmekle kalır. Daha fazlasını hep daha fazlasını ister.

 

 Gelelim taklit etmeye. Taklit etmek, kolaycılıktır aslında.  Hayatı ıskalamaktır, insanın kendini kandırması, varlığını inkar etmesi, asıl kişiliğini yok etmesidir, kıskançlıktır. Başkalarını taklit etmek, başkalarını takip etmek ve başkalarına itaat etmek insanın tamamen kendisini yok saymasıdır. Çünkü bu durumda insan kendi gibi davranamaz. Başkalarının sevincini kendi sevinci görüp, üzüntüsünü kendi acısı gibi yaşayabilir. Taklitçi olmak, insanın bir nevi duygu ve kaygı bozukluğu yaşamasıdır.  İnsanlar  başarılı olanı taklit etmektense, takdir etmeyi öncelik olarak görmelidir. Bu yüzden yaşam kalitemizi artırmanın tek yolu, onda bu var bende de olacak, o bunu giydi ben de onu giymeliyim, o buraya gitti ben de oraya gitmeliyim, onun gibi bunun gibi şunun gibi olmalıyım demektense, öncelikle kendimiz olmaktır. Kendi hayatımıza, kendi yaşamımıza, kendi benliğimize göre hareket etmeyi bilmek, katıksız olarak yaşamak ve takdir edilmektir. Taklitlerden sakınmanız dileğiyle…