ENDER İNSAN: MAHMUT ÇAĞLAR

ENDER İNSAN: MAHMUT ÇAĞLAR

Buradaki amacım yalnızca bir insanı övmek değil herkesin örnek alacağı birini tanıtmak ve böylece topluma fayda sağlamaktır.

1960’da Tokat Öğretmen Okulu’ndan mezun olunca Bitlis – Ahlat – Seyrantepe köyüne atandım. Okul yeni yapılıyordu. Oranında  ilk öğretmeni olarak görevime başladım. Muhtarım Ahmet Çağlar ve köy halkımla kısa sürede kaynaştım. Muhtarım ve eşi Safiye Hanım annem – babam olmuşlardı. Büyük oğlu Mustafa tam bir ağabey olarak kol kanat geriyordu. Babası gibi muhlis, yardımsever adam gibi bir adamdı. Oradan ayrılalı kırk sekiz yıl olmasına rağmen oraları ve Mustafa’yı unutamamıştım. O mualla insanı görmek istiyordum. Öldüğünü duyunca yine de mezarını ziyaret edip ailesine baş sağlığı dilemek için 2008 yılında köyüme gittim.

Ben ayrıldıktan sonra doğan muhtarımın torunu, Mustafa’nın oğlu Ali’yi muhtar buldum. Çok sevindim. Ölen velilerim ve öğrencilerimin mezarlarını ziyaret ettim. Ben yetmiş, bulduğum öğrencilerim de altmış yaş çemberindeydi. Sevgi ve saygıları o günkü gibi tazeydi. Öğretmenliğin servetinin sevgi ve saygı olduğunu tastamam doya doya yaşadım.

Gelelim yazımın başlığına. Muhtarımın ikinci oğlu Mahmut Çağlar, ikinci yılımda askerden geldi. Şahsen tanışmamın dışında fazla diyaloğum olmadı. Acizliğe ve yokuşa karşı var oluş sergileyen bir karakter olduğunu gösteriyordu. Boş çuvalın ayakta duramayacağını bilenlerden olduğu belliydi. Hemhal bir kişi ve köyde yaşayamayacak bir karakteri sergilediğinden ve daima ileriyi gören bir insan olduğundan hemen berberliğe başladı. Hiç berberliği olmadığı halde askerde ben berberim diyor. Bir berberin yanına kapak atınca da sayenizde berber olacağım deyip açık kalpliliği ile ustanın gönlünü çalarak kısa zamanda o da usta oluyor. Askerde okur-yazarlığı öğreniyor ve sonra da ilkokul diploması alıyor. Hep ileriye bakarak aklını yerinde kullanıyor.

Yıllarca berberlik yaptıktan sonra bunun yetmeyeceğini görüyor. Bir radyoyu söküp bozarak kendi kendine radyoculuğu öğreniyor ve aileden bir çok kişiye de bu mesleği kazandırıyor. Bu işinde eskidiğini görünce de müteahhitliğe soyunuyor. Bunda da bir mühendis gibi başarılar gösteriyor. Emekli olunca da bu işi oğlu Yusuf’a devrediyor.

Mahmut Çağlar’ı esas olarak 2008’de öğrencilerimi görmeye gidince tanıdım. Ağabeyi Mustafa’nın özellikleri yanında bütün ailenin özelliklerini de taşıyordu. İyimserliği, mertliği, açık yürekliliği, haksızlık karşısındaki muhteşem duruşu takdir edilecek durumdaydı. Korkusuzluğunu, yılanı boğazından yakalayıp sıkarak öldüren anasından aldığını fark ettim. Riyakarsız, faik bir insan olduğunu gören babası onu ailenin reisliğine oturtmuştu. Biraz deli doluluğundan korkan babası, bir kazaya kurban gitmemesi için araba kullanmayı yasaklamıştı. Babasına verdiği bu sözü hala tutuyor. Böylece babası ailenin başında kalmasını istemiş demek ki.

2009’da oraları görmek isteyen eşimle birlikte tekrar gittik. On beş gün Ahlat ve köyümüzde kaldık. Bundan sonra da Mahmut ve Eşi Cevriye Tokat’a bizim yanımıza geldiler ve bu karşılıklı ziyaretlere başladık. Bu ziyaretler sayesinde onu daha da iyi anlamaya başladım.

Mahmut; büyükle büyük, küçükle küçük olmasını bilen biri. Kültürlü uzman bir kişi gibi herkesin seviyesine iniyor. İpe un sermek gibi bir huyu yok. Gına getiren savunmalardan uzak çareler üreten bir kişiliğe sahip. Onu her zaman haklının yanında gördüm. Ahde vefasızlığını göremezsiniz. Dilin dişi kıracağını bildiğinden gerçekler karşısında öfkelenmenin ayıplığının farkında. Böbürlenip kendini yükseklerde göstermek isteyen kişilerin karşısında bir doğan, bir aslan kesilip yelkenlerini indirttiğini gördüm. Mütevazi halini her zaman gösterir. Mütevazilikten anlamayanların karşısında şiddetini sözle göstermesini biliyor. Hz. Muhammed’in “Bir günlük adalet altmış yıllık ibadetten faziletlidir.” Sözüne uygun yaşayan bir karakter. Keşkeleri değil iyi ki leri yaşayan bir kişiliğe sahip. Kendi gündeminin yanında, isteyen herkesin yardımına koşan birisi. Bilhassa kan davası ve diğer anlaşmazlıklarda arabuluculuğuna diyecek yok.

Hayatın iniş ve çıkışını bilip ona göre yaşıyor. İnsanlığı gururun yıktığını, sevginin her kapının anahtarı olduğunu, sözünü yerine göre kullanmanın, bilene de susmanın yakışmayacağının farkında. Hayatı roman olacak bu kişinin sadece karakter yönüne kısaca değindim. Sağlık ve gönlünün istediği gibi yaşamasını dilerim.

Sözümü bitirirken çocuklarına ve yakınlarına bir sözüm var. İçinizden biri olan Mahmut atanızla övünüp kendinize örnek alabilirsiniz.

Sevgi ve saygılarımla.

19. 09. 2017

 Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen