KÜTÜPHANE SEVGİSİ

Genç Kütüphaneci Çilek Hanım heyecanla görev yaptığı ilçe halk kütüphanesi müdürünün odasına girerek yaşadıklarını anlattı yavaş, yavaş.

—Müdür bey sabah ilçe devlet hastanesinde doktora gitmiştim. Doktor kütüphanede çalıştığımı öğrenince çok ilgi gösterdi.  4yaşındaki oğlunu geçen gün kütüphaneye getirdiğini ve onu kütüphaneye üye yaptığını, çocuğun çok mutlu olduğunu, buna hem çok şaşırdığını ve çok sevindiğini anlattı doktor. Kütüphaneci olduğuma ve kütüphanenin önemini anlayarak bir kere daha mutlu oldum” dedi.

Kütüphane müdürü bu güzel paylaşım üzerine şaşırarak, “bende bir sürpriz yapayım o zaman” dedi.

Ertesi gün 3,5 yaşındaki oğlunu kütüphaneye getirerek kütüphaneye üye yaptı. kütüphanenin promosyonu kalem ve bloknotlara çocuk çok sevindi. Müdür bey kütüphanede çalışan yazar arkadaşının yanına götürdü çocuğu. Yazar arkadaşı kitaplarının kapakları olan kitap ayraçlarını çocuğa verirken “bu kitapları büyüyünce okuyarak faydalanırsın” dedi. Çocuk çok sevinerek yazarı kucaklayarak öptü.

Bütün bunlara şahit olan Çilek Hanım bunun üzerine biraz düşündü taşındı. Kütüphaneye gelen her yetişkine çocuklarını da kütüphaneye getirmelerini isteyerek onlara kütüphane promosyonu olan kalem, bloknot, kitap ayracı, çanta vererek, Belediye ve Kaymakamlık yardımı ile çocuklara oyuncaklar hediye ederek, onları yazarlar ile tanıştırarak, oyuncaklar gibi ilçede yaşayan yazarların kitaplarını da alarak çocuklara “büyüyünce okuyun” diye hediye edeceklerdi.

Kaymakamlık, Belediye ile görüşerek bunu hayata geçirdiler.

İlçede çocuklar artık kütüphanenin ne olduğunu yazarın ne olduğunu biliyor, okumaya ve öğrenmeye daha çok heves ediyorlardı. 4–5 yaşındaki çocukların resimli kitaplara bakıp ilkokul, ortaokul ve liseye giden ablalarına kütüphaneden ödünç aldıkları kitapları vererek “oku da ne anlatıyor kitapta” diye ricalarını ağabeyleri ve ablaları kıramıyor, kardeşlerine çocuklarına kitap okuya, okuya onlarda kitap okumayı sevmeye başlamışlardı. Küçük çocukların okuma sevgisi ve aşkı, büyüklere de bulaşıyor bir ilçe kitap okumayı severek gelişiyor, kötülükler azalarak yerini güzel duygu ve düşüncelere bırakıyordu. Her zaman büyükler küçüklere güzellikleri aşılamak konusunda örnek olmuyor, fırsat verilirse bazen de 4 yaşındaki çocuklar bile doktor anne babalarına kitap okuma sevgisi aşılıyorlardı.

 

 

Bir süre sonra kütüphaneye çocukları ile gidip gelen anne ve babaların sayısı arttı ve çocuk üye sayısında farkına varılacak şekilde arttı. Bu artış ilçe belediye başkanının dikkatini çekince ilçe kütüphanesinin gelişimi için belediyenin bütün imkânlarını ilçe kütüphanesine sundu. O da biliyordu ki bu günün okuyan çocukları yarının gelişen ve iyi iletişim kuran gençleri ve ilerde birbiri ile çatışan değil, birbirini seven ve birbirine kitap hediye eden gençleri olacaktı. Bu gelişim zamanla yerel gazete ve televizyonların dikkatini çekti. Zamanla ülke genelinde duyuldu. Buda Cumhurbaşkanının Milli Eğitim Bakanı’nın dikkatini çekti. Belediye başkanı ve Kaymakamı tebrik ettiler. Hâlbuki bu gelişimin temelinde doktor bir babanın çocuğunu severek onu kütüphaneye götürmesi ve 4 yaşındaki oğlunun heyecanı vardı. Başarıyı herkes sahiplenir. Çileyi kimse çekmek istemez. Risk almayı sevmeyiz ama başkalarının başarısını bile sahipleniriz. Hikâyenin özeti bu işte. Fazlası var eksiği yok. Hayat böyle yaşanır bu ülkede hikâye böyle yazılır.