ÇOCUKCA VE BİLGECE

ÇOCUKCA VE BİLGECE

(Sevgili torunum Doğa Canbolat’ın hatıra defterinden)

 Merhaba hatıra defterim, bugün “Kurban Bayramı’nın” birinci günü ve ev bayağı kalabalık. Asıl sana demek istediğim ise aşağı yukarı bir hafta sonra okullar açılacak ve “6.” Sınıfa geçeceğim. İlkokul öğretmenim “Emin Öğretmen” gittikten sonra okula gidesim pek gelmedi, açıkçası.

                Yeni öğretmenlerim de güzel ama sanırım ben pek ısınamadım. Özellikle “Fen Bilimleri” hocamdan bahsetmek istiyorum; Çok titiz, çok düzenli, çok kurallı… Neyse sınıf öğretmenim “Sosyal Bilgiler” (Önceden bu ders “Hayat Bilgisi” idi.) Sosyal bilgiler ile aram da iyi. Hocamızın ismi “Özlem Mutlu”. Kısa boylu, kıvırcık, siyah ve kısa saçlı ve biraz şişman bir kadın. Mutlu olduğunda kocaman gülümser, ama sinirli olunca “Tuvalete gidebilir miyim?” izni almak zorundasınız çünkü aynı bir yanardağ gibi patlar. Kısacası okul hayatımdaki birkaç öğretmen böyle.

                Tekrar bugüne dönelim, bugün geç kalktım ama doğrusu dün gece kendime göre bayağı erken yatmıştım. Ama nedense tam 12 saat uyumuşum. Doğal olarak da dedemlerle ziyareti kaçırmışım ama şuan büyükbabamlardayız. Annem beni ne kadar uyandırmaya çalışsa da ben bir türlü uyanamayıp, beş dakika beş dakika diye ertelemişim. Neyse bugün bu kadardı. Tekrar görüşmek üzere hoşça kal…

                                                                                                                                                                 01/09/2017

 

                Tekrardan merhaba hatıra defterim, bugün “Kurban Bayramı’nın” ikinci günü ve ev, düne göre daha tenha. Buraya da babam ile geldik. Büyükbabama “Yazımı okudun mu?” diye sorduğumda “Okudum.” dedi. Sonra da “Beğendin mi peki?” diye sordum. Büyükbabam da “Daha güzel olabilirdi” dedi. Ve sonra da ekledi, “İstersen İkinci bölümü de yazabilirsin” dediğinde neşem yerine gelmişti. Çünkü anlaşılan o ki birinci bölümü umduğumdan biraz daha fazla sevmişti. (Kendi düşüncem.) Ve şu an ikinci bölümü yani bu, şimdiki bölümü yazıyorum. Evdekilere gelince içeride, Babaannem, Büyükbabam, Büyükannem (Babaannemin halası) Küçük Kız Kardeşim, Babam ve de ben varım.

                Bu arada ben bu yazıyı yazdıktan sonra Babaannem, Küçük Kız Kardeşim ve Ben (Belki büyükannem de oynayabilir) eğlencesine, iskambil kâğıtlarıyla oynanan oyun “Pişti” oyununu oynayacağız. (Sanırım Bu Cümle Bayağı Bir Uzun Oldu) Yazıyı yazarken bir yandan da balkon kapısının camından dışarıyı bana “İlham” vermesi için arada sırada bakıyorum. Ama pek işe yaradığı da söylenemez bence. Bu yazdıklarımın da çoğunu İpek Ongun’un “Kendi Ayakları Üstünde” isimli kitabından esinleniyorum sizlerinde okumanızı tavsiye ediyorum. Ve birkaç gün içerisinde 100. Sayfaya ulaşmayı başarmıştım.

                Yazacak pek bir şey bulamadığımdan şimdilik kapatıyorum. Umarım yazıyı buruya kadar okumuşsunuzdur. Dediğim gibi şimdi “Pişti” oynamaya gidiyorum. Hoşça kal…

                                                                                                                                                                 02/09/2017

Sevgili kızım Doğa;

                İlk denemene rağmen betimlemelerin başarılı ancak yazmak için kendini zorlamışsın. Hatır için değil de istediğin, içinden geldiği zaman yazmalısın. Zorlanarak yapılan işten hayır gelmez. Yalnız yazıyı değil tuttuğun her işi isteyerek, severek yaparsan. İşin de güzel, başarman da kolay olur.

Bu duygularla başarılar diler, yanaklarından öperim. Büyükbaban...                                                   03/09/2017       

 

                Merhaba hatıra defterim, bugün günlerden “Cuma.” Bugün çok mutluyum. Çünkü çok sevdiğim dizi olan “Şevkat Yerimdar” dizisi var. Ve de “Kurban Bayramı” vardı. Dolayısıyla bir hafta değil iki hafta ertelenmişti. Şimdiye gelelim. Kardeşim ve ben “Perşembe” günleri buraya yani babaannemlere geliriz. (Her hafta olmak üzere.) Ve ben de artık buraya geldiğimizde bilgisayara işte bu yazıları yazıyorum. Bu arada buraya geldiğimizde amcamın küçük olan kızı “Damla Ablam” da geliyor. Ve bugün amcamın büyük kızı olan “Sezen Ablam” da bize bir sürpriz yaparak geldi. Sezen ablam aslında “İstanbul’da” okuyor. Ve buraya bayramlarda, sömestr tatillerinde, yaz tatillerinde vs. geliyor.

                Ben de birazdan yazı yazmayı bitirerek, tablet oynayacağım. Bu arada sana bir şeyden söz etmek istiyorum. Biz 04/09/2017 tarihinde bir pikniğe gittik ve çok eğlendik. İsterseniz kişileri sayayım: Ben, Küçük kız kardeşim Ada, Damla Ablam, Sezen Ablam, Babam, Ciciannem (Amcamın eşi), Amcam, Berrin Yengem (Ciciannemin annesi), Babaannem, Büyükbabam ve de Büyükannem (Babaannemin Halası) vardı. (Fark ettiyseniz büyükten küçüğe doğru sıraladım.)

Neyse şimdilik kapatıyorum bir sonraki hatıra defterimde görüşürüz…

                                                                                                                                                                 08/09/2017

 

                Merhaba hatıra defterim, bugün çok mutluyum. Bir sor bakayım neden! Bugün tam 4 yıldır göremediğim Metin Dedem geldi. Bugün bütün aile bir akşam yemeği yiyeceğiz. Metin dedem de “Babaannemin” abisi. Ve dediğim gibi 4 yıldır görememiştim onu. Metin Dedemin yüzünü görünce hemen bu “Metin Dedem!” dedim, tabi içimden. Ama çok kilo vermiş. Bu arada seni çok aksattım hatıra defterim. Ama ne yapabilirim ki, artık okullar açıldı. Ve her hafta öğlen babaannemlere öğle yemeğine gideriz. Ve öğle yemeğinden sonra babaannem kardeşimin ve benim saçımı özenle bağlar, yani zaman kalmadığı için yazamıyorum…

                Bu seferlik biraz az yazdım hemen “Pişti” oynamaya gidiyorum, tabi eğlencesine. Şimdilik kapatıyorum. Bir sonraki hatıra defterimde görüşürüz…

 

                                                                                                                                                                 28/09/2017