GÖĞSÜMÜZÜ GERE GERE

GÖĞSÜMÜZÜ GERE GERE

 “Yazar Erdinç Utku, yurtdışında garip sorularla karşılaşan Türklerin rahatça kullanabileceği öyle sorulara böyle yanıtlar öneriyor:

-Aaa… Sen ne çağdaş kadınsın… Bilgili, kültürlü, modern… Hani Türk kadınları eve kapatılıyordu.

-Beni Türkiye’deki Alman elçiliği büyüttü. Ben ondan böyle modernim.

-Aaa… Sen tek eşli evlisin. Siz dört kadınla evlenmiyor muydunuz?

-Yoo, Aslında ben dört eşle evliyim. Üçünü Türkiye’de bıraktım.

-Aaa… Sen harıl harıl çalışıyorsun. Hani Türkler asalaktı. İşsizlik parasıyla geçinirdi?

-Ben normal değilmişim. Doktorum, “Bir kaç yıla kalmaz bu hastalığın geçer” dedi.

-Aaa… Sen sinemaya ve tiyatroya gidiyorsun!

-Bakma sen… Oralarda daha kolay hırsızlık yaparım diye gidiyorum.

-Aaa… Tıp son sınıftasın, hem Türk hem de kız?

-Bakma işte bir kazadır olmuş… Yoksa biz Türklerin hepsi geri zekâlıdır. Ben istisnayım.

-Aaa… Bukadar çocuk fazla değil mi?

-İstersen seç bir kaçı senin olsun. Hadi çekinme

-Aaa… Sen Arapça konuşamıyorsun. Türkçe diye ayrı bir dil mi var?

-Arapça bildiğim halde imajım yıpranmasın diye bilmemezlikten geliyorum.

(Türkçe Ağlayan Köpek sayfa:15-16-17)”

                Sinir uçlarımıza dokunan garip sorulara verilen ironili, iğneli yanıtlar; belki içimizi biraz rahatlatır ama soranın algısını olumluya ne derece çevirir bilinmez. Zaten adam, yanıtlarımızın önemli bölümünü ya unutur ya da bazılarını gerçek sanır.

                Yanıtlar güzel ama olumsuz algıları olumluya çevirmek için söylem kadar davranışlarımıza da önem vermeliyiz diyorum. Hal ve hareketimiz, oturup kalkmamız, yiyip içmemiz, insani münasebetlerimiz, ahlak ölçülerimiz vb…

                Kimi karar ve uygularımızla garip sorulara çanak mı tutuyoruz ne? Okulda Türkçe konuşulmasını yasaklayan müdür gibi…

                Her yerde her zaman alnı açık, yüzü ak, başı dik bireyler olarak yürümemiz dileğiyle…

 

                Göğsümüzü gere gere…