HUBYAR’I YAŞATMAK VE KORUMAK

Geçtiğimiz Eylül ayında TOKAT basınına yansıyan, yer  ve oluş şekli itibariyle de son derece tepkiyle karşılanan bir olayla beraber TOKAT kamuoyunun ilgi ve dikkatini çeken haber ve yorumların, yine yerel basında gündem oluşturması, bu olayın geçtiği yerin özelliğinin ve perde arkasının biraz daha aydınlatılması gereğini öne çıkartmıştır.

SÖZ KONUSU VAHİM OLAY?

Kurban Bayramı’nın 2. Günü 02 EYLÜL 2017 Cumartesi akşamı SAAT:20.00 – 21.00 sıralarında, kimlikleri meçhul organize bir grup (İstanbul’dan bindirilmiş kıta iddiası var), ALMUS ilçesinin HUBYAR köyündeki HUBYAR SULTAN OCAĞI’na (Tekke-Cemevi) baskın yapmış, cam-camekân-kapı kırarak TEKKE’nin POSTNİŞİNİ (Postta oturan, Baş Derviş, Dede) olan Sn. Mustafa TEMEL’in oğlu Avukat Arslan TEMEL ve aile efradını darp ederek yaralamış ve gecenin karanlığında kaçıp gitmişler. Kamuoyunun şiddetli tepkisini çeken olayın özeti budur. Kamuoyunun ve tabii ki olayın mağdurlarının, HUBYAR köylüsü ve taliplerinin beklentisi ise şudur: Olayın faillerinin ve perde arkasındaki azmettiricilerin bir an evvel yakalanarak YARGI önüne çıkartılması ve orada güvenliğin sürekli sağlanmasıdır.

HUBYAR SULTAN KİM? OCAK NASIL KURULDU?

ALMUS ilçemize bağlı (İlçe merkezine 84 km., il merkezine 120 km. uzakta), TOKAT – SİVAS il sınırında 2500 m. râkımlı TEKELİ DAĞI eteklerindeki yayla köyünü, ilk kez bundan 477 yıl evvel (1540’lı yıllarda) kuran, eğitim ve cem ocağını açan, ismini veren HUBYAR’ın kendisidir. Horasan Pirleri silsilesinden gelmekle beraber, kişiliği tamamen ANADOLU toprakları ile yoğrulmuş HUBYAR SULTAN’ın, Hacı Bektaş Veli halifelerinden bir ulu kişi ve derviş olduğuna inanılmakta ve Hızır Hubyar diye de anılmaktadır.

1562 ve 1566 tarihli Hubyar Dervişin kendisine verilen padişah fermanlarıyla köyün sınırları da belirlenerek kendisine vakfedildiği ve kurduğu zaviyenin şeyhliği tasdik ediliyor. Ayrıca tarihi kayıtlardan anlaşılıyor ki HUBYAR; geçen zamanla sade bir köy, bir tekke, bir zaviye, türbe ve bir Alevi Ocağı olmanın ötesinde etki alanını genişleterek, birçok boy ve oymakların bileşiminden oluşuyor. Öyle ki sadece Alevi inançlılar değil, Sünni meşrepli insanlar da aynı daire içine girip birlik oluyor.

Tarihsel geçmişi ve Padişah fermanlarıyla tasdikli köklü bir vakfiye olarak HUBYAR; CUMHURİYET döneminde de, TABİAT ve KÜLTÜR VARLIKLARINI KORUMA KURULLARINCA bir kültürel miras olarak tescil edilmiştir. Köklü tarihi VAKFİYE’sinin  yanı sıra, günümüzde de, ‘’HUBYAR EĞİTİM VAKFI’’ ve ‘’HUBYAR KÜLTÜR VAKFI’’ adlarıyla iki vakıf daha mevcuttur. Dolasıyla bu durum, Vakıf Hukuku açısından yoruma açık bir hal arzediyor.

Geçen zamanlar içerisinde HUBYAR köylüleri ve talipleri geniş bir coğrafyaya yayılmış. Bugün İSTANBUL’da ve AVRUPA’da dernek ve birlikleri var. (İstanbul’da ‘’ Hubyar Köyü Kültür ve Sosyal Dayanışma Derneği’’ Viyana’da ‘’Avrupa Hubyarlılar Birliği”’) Zile köylerinde, Merzifon’da Amasya’da, Turhal, Sivas ve Yozgat’ta Hubyarlılar bulunmaktadır.

 

Hakkında en çok bilgi ve belge bulunan ve kurulduğu günden beri yüzyıllardır sönmeyen, kelime anlamıyla da güzel ve iyi dost, sevgili dost demek olan HUBYAR OCAĞI’nın devamlı yanması ve varolan değerlerimizin ve kültürel mirasın korunması adına başta TOKATLILAR olmak üzere herkese, ilgili makamlara ve hepimize az veya çok sorumluluk düşmektedir.