“Dilimdeki Güfte” kitabının genç yazarı Orhan Ender…

 

”Gençlerin hastalığı zinaya bir tepki olarak yazdım kitabımı. Gençlere örnek olmak için...”

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz?

ORHAN ENDER- Ben Orhan Ender. 20 Eylül 1995 Sivas doğumluyum. İlk öğretimimi Yunus Emre İ.Ö.O' da tamamladım. Sivas Anadolu İmam Hatip Lisesini bitirdim. Şuan Eskişehir Anadolu Üniversitesinde 2.sınıf öğrencisiyim. Ve aynı zamanda vekil olarak imam hatiplik yapmaktayım. Küçüklüğümden bu zamana kadar hem musikiyi hem de yazı yazmayı çok sevmişimdir. Onlar hayatımın bir parçası olmuştur. Şuan hem musikiye devam etmekteyim hem de deneme, şiir ve roman yazmaktayım. 2016'nın Aralık kayında ilk kitabım olan Dilimdeki Güfte adlı kitabımı çıkardım.

SORU-Bu kitapta manevi aşkla dünyevi aşkı kaynaştırarak anlatmışsınız gibi bir duygu var. Doğru mu açıklar mısınız?

ORHAN ENDER- Evet! Beşeri aşktan ilahi aşka geçişi ele almaya çalıştım. İnsan bir beşeri sevmeden, Allah'ı sevemez, Peygamberi sevemez yani görmediği bir varlığı sevemez. Önce insanları Allah için menfaatsiz sevmeyi öğrenmemiz lazım. İşte o zaman gerçek aşka dair bir his oluşmuş olur içimizde. Bu kitabımın asıl konusu Allah için sevmenin önemi. Bir insan sevdiğini Allah için mi yoksa nefsi için mi seviyor? Bunu anlamın yolu nedir? Kitabımda bu konuları ele almaya çalıştım...

SORU-Allah aşkı ile sevgiliye Allah için duyulan aşkı aynı kitapta yazmak biraz zor olmadı mı? Bu her kişinin işi değil de.

ORHAN ENDER-Evet hayal ürünü olsaydı benim için yazması zor olabilirdi. Ama bu kitabımda yüzde yüz yaşanmışlık var. Eğer yaşamasaydım, Allah için sevmeseydim insanları, kitabı yazmakta zorlanırdım. İçerisinde yaşanmışlık olduğu için yazması o kadar zor olmadı benim için.

SORU- Bu kitapta ayet ve hadisleri çokça görüyoruz. İlahiyat okumanızın izleri var. Ama pek çok ilahiyat mezunu değil kitaptan alıntılarla konuşarak bile kendini ifade etmekte zorlanıyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?

ORHAN ENDER-İlahiyat okumamın bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Çok kitap okumamın ve araştırmayı çok sevmemin etkisi olabilir. Ve yazmayı çok seviyorum. Kendimi yazarken daha iyi ifade ettiğimi düşünüyorum. İlahiyatçıların çoğu sadece diplomaya ve mesleğe odaklandığı için bu işlerden uzak kalmaktadır. Ama benim için diploma olsa da olur olmasa da prensibiyle baktım. Önemli olan kendimi değiştirmek, eğitmek sonra ise dünyayı!

SORU-Kitap ta ney e çok atıf yapıyorsunuz ney in dini müzik ve tasavvuftaki yeri nedir?

ORHAN ENDER- Ney'in tasavvufta, dini musikide önemli bir yere sahip olduğu gibi benim gönlümde de büyük ölçüde önemli bir yere sahiptir.

ORHAN ENDER-Musikisiz bir hayat düşünemiyorum. Hayatımızın her alanında musiki vardır aslında. Burada uzun uzadıya anlatmayacağım ama köşe yazılarımın birinde bu konudan bahsedeceğim. Bana musikiyi sevmiyorum diyen birini gösteremezsiniz o kişi yalan söylüyordur!

SORU- Kitapta yoğun tasavvuf duyguları var. Tasavvufun sizin ve inanan insanların hayatındaki yeri nedir?

ORHAN ENDER- Musikisi ve Tasavvuf bir bütündür. Birbirinden ayırmak mümkün değildir. Osmanlı döneminde musikiyi şimdiki ilaçlar yerine kullanmışlardır. Yani bir tedavi biçimidir musiki. Tasavvufsuz bir hayatta düşünemiyorum. İnsan tefekkür ettiği derecede insandır. Tasavvuf bize tefekkür etmeyi, Allah'ı teşbih etmeyi, şükretmeyi öğretir. Kısaca bize insanca yaşamayı öğretir!

SORU-Kitabın kapağında "dilimde bir güfte var seni Allah için seviyorum" diyorsunuz Makvelizmin yoğun olduğu dünyada Allah için sevmek nasıl bir duygu?

ORHAN ENDER- -Ben rabbime şükrediyorum. İyi ki nefsim için sevip zinaya düşmedim diğer seven insanlar gibi! Ben Allah için sevdim kitap yazdım! Rabbim bana bir kapı açtı. Eğer Allah için sevmeseydim benim kitap çıkarmam mümkün değildi. Yazar ve şair sıfatını taşımamış olacaktım. Ama Allah'a sonsuz şükürler olsun ki nefsime yenik düşmedim ben Allah için sevdim. Allah için sevmek nedir diye soracak olursanız; insan bir şeyi ısrarla bu dünyasına istiyorsa, illa bu dünya o benim olacak diye direniyorsa o  şeyi aslında nefsi için istiyordur. Fakat istediği şeyi ahireti için isterse işte o gerçek sevgidir çünkü sonsuzluk diyarına istiyor. Buradan Allah için sevip sevmediğimizi anlayabiliriz. Ne için istiyoruz? Neden istiyoruz? Kim için istiyoruz?

SORU-Bizde dini tasavvufi kitapları genelde yaşlılar yazar hissi var siz çok gençsiniz bu konu hakkında bir şeyler söylemek ister misiniz?

ORHAN ENDER- -Kitap fuarlarında imza gününe katıldığım zaman içimde çok güzel bir duygu oluşuyor. Sanki gençlere çok iyi bir örnek oluyormuşum hissine kapılıyorum. Bu hissimde yanılmadığımı yaşadığım bir olayla anlamış oldum.

Kitap fuarlarında beni gördüklerinde genç bir yazar olduğum için çok şaşırıyorlar. Ve temenni ve güzel kelamlarda bulunuyorlar. Gençlerin hastalığı zinaya bir tepki olarak yazdım kitabımı. Gençlere örnek olmak için...

SORU-Kitapta dünyadaki  sevgiyi anlatıyorsunuz ama sanki ahirete de şiddetli vurgu yapıyorsunuz. Allah için sevmenin iki dünya saadetine gideceğini anlatıyorsunuz öyle mi?

ORHAN ENDER- Evet aynen. Allah için sevmek hem bu dünyada hem de ahirette bizim selamette olmamızı sağlayacaktır. Allah namına yapılan her işte hayır vardır.

SORU-Şu an yeni kitabınızın konusu nedir açıklar mısınız?

ORHAN ENDER- -İlk kitabım deneme türü. İkincisini ise roman düşünüyorum. Okuyucu her konuda eğitecek, yetiştirecek ve düşündürecek bir kitap olacak inşaallah. İçerisinde bir takım şifreler olacak, okuyucu o şifreyi çözdükten sonra kelimeleri birleştirecek ve hayatın anlamını çözmüş olacak. Çok farklı bir roman olacağına tüm kalbimle inanıyorum.

 

Size de şükranlarımı sunuyorum. Görüşmek üzere inşallah...