ZALİMLER ASLA PAYİDAR KALAMAZLAR

İçinde yaşadığımız şu günler iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, zalim ile mazlumu bizlere gösterecek yüzlerce iç ve dış olaylarla doludur. Ateş çemberi içindeki ülkemize saldıran devletlerin ve hükümetlerin, içimizdeki ve dışımızdaki hainlerin kanlı dişerini ibretamiz bir şekilde görüyoruz.

                İki yüz yılık eşkıyaların, haydutların, hırsızların, Kızılderililerin kanları üzerine kurulan katil ABD, artık yalnız Türk Milletinin değil, insanlığın düşmanı olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Yakın dostumuz, müttefikimiz diye sırtımızı sıvazlayıp, silah sanayisinin menfaatini kollamak ve emperyalist amaçlarını devam ettirmek bizi yıllardır kukla gibi kullanan ABD artık kanlı dişlerini göstermiştir. Gerçi bu milletin milli değerlerine bağlı, milleti ve devleti için çalışanlar insanlar; yarım asırdır ABD ve onun güdümündeki İsrail’in, (Ya da İsrail ve onun güdümündeki ABD) asla asla bir dost olamayacağını defalarca söylemişlerdir. Fakat devletlerarası ilişkiler icabı ister istemez susmak, iç dünyalarındaki bu sırrı bir yere kadar saklamak zorunda kalmışlardır. Oyunbozan olmamışlardır. Oyunbozan ABD olmuştur.

                 Aslında ABD’de de hiçbir zaman oyunbozan olmamıştır. Onlar kendi oyunlarını kendi kurallarınca oynamışlardır. ABD emperyalist menfaatlerini her zaman ön planda tutarak insanlığı kana bulamıştır.  Körfez savaşında Katar’a Saddam’ı saldırtan da ABD’dir, Saddam’ı, öldürüp petrollü çalan da ABD’dir.

                Bugün sınırlarımız dibinde oynanan oyun da, yine bir ABD çıkar çatışmasından başka bir şey değildir. ABD ve onun işbirlikçileri, bölgenin yer atı ve yer üstü zenginlerinin haritalarını yıllar önce çıkarmışlardır. En hassas zamanda da hain planlarını masaya yatırıp fitili ateşlemişlerdir. !5 Temmuz’da yapamadıklarını Suriye Krizi ile yapmak isteyen ABD ve onun uşakları, ülkemizi dört bir yandan kuşatmışlardır.  Fakat içimizdeki ve dışımızdaki düşmanların hesap edemedikleri tek şey Türk Milletinin Tarihi Derinliği, Devlet ve Millet tecrübesidir.

                Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ”Biz bir kabile devleti değiliz.” Olmadık da, olmayız da… Bizim tarihimiz, bir medeniyetler şahikasıdır. Bizim tarihimiz, medeniyetleri ortadan kaldıran, insanlığı yok eden, ülkeleri işgal eden, halkını katleden, kafa derisi yüzen cani bir medeniyet asla meydana getirmedi..

                Bu nedenle ABD ve onun işbirlikçilerinin yaptığı bütün kötülükleri asla yadırgamıyoruz. Bundan sonra da yadırgamayacağız. Çünkü onlar kendi genlerinin gereğini yapıyorlar. Onların bu dünyada HESAP VERECEĞİ ŞİMDLİK NE BİR MAKAM, NE DE BİR MANSIP YOKTUR

                Fakat bizim kültürümüzde bu âlemin de, öbür âlemin de mutlak hâkimi Cenab-ı Allah’tır. O’nun dışında hiç bir hâkimi, hiçbir sultanı, hiçbir kuvveti bu güne kadar tanımadık, bundan sonra da tanımayacağız.

                Bizim kul olduğumuz Yüce Rabbimiz: “Bir damla suya peri gibi güzellik veren, kuru dallardan kıpkırmızı güller yaratan, her şeyin Mutlak Hâkimidir.  Her şeyin hükmünü O verir. O, bir kere hüküm verdi mi, onu döndürecek bir kuvvet yoktur. Sultanlar Sultanı, padişahlar padişahı O’dur. Köleleri sultan edecek, sultanları köle edecek kararları ancak ve ancak O verir. Tarihte bunun yüzlerce örneği görüldü.  Bu güne kadar hangi zalim zulmü payidar kaldı?  Hiç birinin…

                Öyleyse bugünkü zalimlerin sulatanlığı bir imtihandan başka bir şey değildir.

                Müslümanlar, inanmanın ötesinde İslam ve Kuran adına yaşanmışlığın bütün inceliklerini yerine getirmeden bu imtihanı kazanmak mümkün değildir. 

                Bir yerde eksilik var… Bu eksiliğimi İslam âlemi olarak iyi tespit etmeliyiz. Yeniden arınmalıyız, yeniden, nefislerimizi mağlup etmenin mücahedesini vermeliyiz ki; birlik olsun, dirlik doğsun… Ülkelerimizde, şehirlerimizde; sıkıntılar, acılar, açlar, yolsuzluklar, soysuzluklar, ahlaksızlıklar, katillikler olmasın… Caddelerimiz, sokaklarımız İslam’ın nuruyla öylesine dolsun ki bütün beldeler, bütün bölgeler, ta evlerimizin içine, beden denen vücudumuzun kılcal damarlarına varıncaya kadar her noktamız, her hücremiz inancı yaşasın. Bütün şehirler, dağlar, yollar, ırmaklar, semalar; selama, salata dursun. Her şey zerreden küreye kadar huzur bulsun…

                Adaletsiz bir dünyada elbette zalimler hâkim olacaktır. Bildiğiniz gibi zulüm haramdır. Zalimlerin hasmı da hiç şüphesiz Allah’tır. Allah (cc) adaleti için acele etmez. Fakat adalet de mutlaka bir gün tecelli eder.

                “Âdalet, kâinat nizamıdır. Amel ve ibadette vâcib gibi sayılan ahlâki bir fazilettir. Şüphe yok ki, her hakkın başı Yüce Allah’ın ilâhlık hakkıdır. İlâhlık hakkının birincisi ise Allah’ın birliğine inanmaktır. Çünkü ortak ve benzeri bulunanın saygı ve yücelik hakkı olamaz.. Bundan dolayı adaletin başı Allah’ın birliğine inanmaktır.” (Hak Din Kur’an Dil, 5/253)…

                Vahdete iman edenlerin birliğini kimsenin bozması, kurduğu devleti zalimlerin yıkması bahis konusu olamaz.  Ancak bu imanın kuvveden fiile geçmesiyle olacaktır.

                Tük Milleti dün olduğu gibi bu günde Allah’a ve O’nun indirdiği Kuran’a bütün kalbiyle iman etmiş, bu uğurda milyonlarca şehit vermiş bir millettir. Bu gün de aynı duyarlıkla, aynı iman ve heyecanla ayakta durmaktadır. Devletimizi yönetenler de, halkımız da aynı düşüncenin mensubudurlar. O nedenle kimseden asla ve asla korkumuz yoktur…

                “Zulmün topu var gülesi kalası varsa,

                Hakkın da bükülmez kolu dönmez yüzü vardır…”

 

                Öyleyse zalimler asla başarılı olamayacaklardır… Asla hâkimiyetlerini sürdüremeyeceklerdir.