Çocuklar için 1 saate katlanmak!

Son zamanlarda eğitim hayatında yaşanan olumsuzluklarla sıkça karşılaşmaya başladık. En son, izlediğim görüntüde; öğrencisini tahtaya kaldırıp "D" harfini yapamadığı için öğrencisine dayak atan öğretmendi. Bu görüntü günlerce insanlar arasında konuşuldu ve uzun süre gündemde yer aldı. Olay sosyal medyaya da yüklenince tepkiler iyice artmaya başladı. Bu görüntüler üzerine soruşturma başlatıldığı ve öğretmenin açığa alındığı haberini hemen hemen hepimiz okuduk. Daha birinci sınıfa yeni başlamış, o minicik elleriyle kalem tutmakta bile zorlanan bir çocuğun hevesini kıran bu öğretmeni alkışlamak gerekmiyordu tabii ki. Belki de hak ve adalet yerini buldu. Geçen günlerde bulunduğum bir ortamda bu konunun sohbeti geçerken, aramızda bulunan bir öğretmenin sözleri dikkatimi çekmişti. Kendisi de bir ilkokulda müzik öğretmenliği yapan gencecik bir bayan öğretmen. Konu tam da öğretmen öğrenci ilişkisine gelmişken, bayan öğretmenin sözleri aynen şu şekildeydi:

            "Ben de bir öğretmen olarak asla tasvip etmiyorum öğrencilere yapılan şiddeti. Fakat öyle aileler ve öyle öğrenciler var ki insanı meslekten soğutuyor. Mesela öğrencilerime melodika çalmayı öğretiyorum. Ve eve ödev veriyorum, buna çalışmaları gerektiğini söylüyorum. Öğrenci çalışmadan geliyor. Nedenini soruyorum. 'Annemle babam başımızı ağrıtma okulda çalışırsın' dedi diyor. Ben günde 6 saat derse giriyorum, o 6 saatte öğrencilerime bunu öğretiyorum benim başım ağrımıyor, fakat anne ve babalarımız çocukları için bir saate katlanamıyor. Sonra öğrenciye kızınca biz öğretmenler suçlu oluyoruz. Öğrencilere sert davranmaya kalksan hemen seni şikayet ediyor. Sonuçta ben şiddeti onaylamıyorum, fakat öğrenci biraz disiplini bilmeli, ne yazık ki son dönemlerde çoğu öğrencinin öğretmenlere saygısı bile yok." dedi.

 

            Şimdi bu olaya aslında bir de bu açıdan bakmak lazımmış. Eskiden okullarda öğretmenlerimizi gördüğümüzde saygı duyardık, kendimize çeki düzen verip toparlanırdık. Ben de maalesef yeni nesilde bu saygıyı göremiyorum. Okullardaki ciddiyetsizlik almış başını gidiyor. Ve bu yüzden de öğrenim seviyeleri gün geçtikçe düşüyor. Gelmek istediğim konu şu ki; yeni nesillere daha iyi bir gelecek sunmak için, anne baba öğretmen diye ayrım yapmadan hep birlikte çaba sarf etmek gerektiğini görmemiz ve yaşama uygulamamız gerekiyor. Eğitim konusunda söylenecek şey çok; herkesin bir söyleyeceği vardır ama şuan ki koşullarda elimizden gelenin en iyisini yapmak, çocuklara eğitim vermek ve aynı zamanda toplumda öğretmen, öğrenci ve veli dengesini kurabilmek için herkese görev düştüğünün altını çizmek gerekiyor. Farkındalık dileğiyle…