SUÇ, KÖRŞEYTAN’IN

 

Her yıl müşterisi olduğum arkadaşıma bal sordum. Varmış. Fiyatı uygun geldi. Bir petek istedim. Sağ olsun ertesi sabah evime kadar getirdi. 

-Ne vereceğiz?

-Petek üç kilodan biraz fazla ama sen üç kilo parası ver yeter. Eski müşterimsin. Peteği ışığa tuttu. Şu renge bak. Bi sürü peteğin arasından özenle seçtim.

Teşekkürle beraber ücretini ödeyip peteği aldım. Arkadaşı yolculadıktan sonra içime bir kurt düştü. Kör şeytan dürttü. Bulduysan da say demişler. Hanıma:

-Peteği üç kilo diye aldım ama doğru mu ki?

-Kolay. Evde tartı var. Çık önce kendin tartıl. Sonra bal ile tartıl. Aradaki fark, balın kilosudur. Tartıya çıktım. 67.5 kiloyum. Petekle çıktım. Tam 70.00 kiloyum. Bu hesaba göre bal, iki buçuk kilo geliyor. Yani yarım kilo kadar aldatılmışım. Bu günlerin modası mıdır ne? Aldatan aldatana.

Birden sinirlendim. Her gün yüz yüze bakıyoruz. İkimiz de emekli öğretmeniz. Mesleğimiz menzilimiz aynı. “Er ere böyle mi kıyar?” gibi esip gürlüyorum. Büyük bir şey için, örneğin devlet yönetimi için aldatsan ne ise de yarım kilo bal içinaldatmaya değer mi? Aldatsan neee, aldatmasan ne? O parayı bir oturuşta masama gelenlerle yiyorum. Para için değil. “Cevizin bini bir para ya ben ütüldüğüme yanarım” demişler.

-Hanım, sakın dokunma buna, yarın götürüp geri vereceğim. Tarttırıp paramı isteyeceğim.

-Olur, mu canım, kırk yıllık arkadaşın ölçüp tartıp getirmiş. Ya o yanılmış, ya sen yanlış tartmış olabilirsin. Bunun için bir arkadaşı kırmaya değer mi? Hem bizim terazi noksan tartıyor biraz.

-Beni tam tartıyor da bala gelince ayarı mı bozuluyor meretin? İki kez denedim. Sonuç aynı.

-Eh, sen bilirsin öyleyse. Halen şüphen varsa git, markete tarttır.

Akşamın dar vaktinde tekrar giyindim, doğru markete, balla beraber.

-Levent, şunu tart bakalım ne geliyor? Levent tarttı ve sonucu açıkladı:

-Üç kilo yüz gram hocam!

Peteği aldım utanarak ve de karanlıkta eve dönerken kendi kendime söyleniyorum içimden “Kör şeytan adama iyi şey söyler mi? Ya hanımı dinlemesem de geri götürüp arkadaşla beraber tarttırsaydık. Yüzüne nasıl bakardım?”

Evde olanları katkısız anlatınca aldı sazı hanım:

-Yaa, efendi kırk yılda bir hanımın sözünü dinleyeceksin demişler. Gördün mü? Geri götürüp tarttırsaydınız arkadaşına ne diyecektin?

-O kolay canım,"Körşeytan'a aldanıp kuşkulandığım için önce Allah’ım affetsin, sonra senden özür dilerim der ayrılırdım… Çünkü aldatılanlar hep böyle yapıyorlar.

Gerçi ben bal konusunda aldatılmamışım ama. 

 

Şeytanın aldattığı başka.