HER ZAMAN ÖĞRETMEN

Öğretmenimiz Osman Aybastı öğretmen olursunuz da öööğretmen olamazsınız derdi. 1960’da Tokat Öğretmen Okulu’ndan mezun olunca millet ve vatana hizmet aşkıyla yurda dağıldık. Kendime göre düşünüyorum da öğretmenlerimiz güzel şeyler vermişlerdi. Hep ileriye bakıyor; Atatürk’ün “gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir” sözü doğrultusunda yürüyor, aldığımız bilgileri öğrencilerime vermeye çalışıyordum. Hocamızın dediği kadar olmasa da ööğretmen olmaya çalıştım.

Günü geldi resmi görevimizi bıraktık ama ölene dek çevremize verdiğimiz öğretmenliğimiz devam edecektir. Her yıl mezuniyet gününde Tokat Öğretmen Okulu mezunlarını bir araya getiren şu anda milletvekili olan Sayın Kadim Durmaz’ın temin ettiği diploma defteri suretine bakarak arkadaşları seyrediyorum. Kimini hayal meyal kimini yok denecek kadar hatırlıyorum. Günlerin ne çabuk geçtiğini düşünüyorum. Arkadaşları bulmanın güzel olacağını düşünerek en çok Gümüşhacıköy doğumlu arkadaşları görmeyi arzuladım. Kıyafet ve düşünceleriyle dikkatimi çeken, zaman zaman Tokat’ta çalışan oğlunun yanına gelen Merzifonlu Ahmet İncir’le tanıştım. Gümüşhacıköy komşu ilçe olduğundan arkadaşları sordum. Muharrem Özbilen’in Merzifon’da yaşadığını söyledi.

Suluova Kasabası’na gidince yeğenimle önce Merzifon’a gittik. Ahmet’in kanalıyla Muharrem ile saat kulesi parkında buluştuk. Yanında Merzifon eski ilk öğretim müdürü Mesut Bey vardı.  Özelliklerini unuttuğum Muharrem’i görür görmez okuldaki öğrenciliği gözümün önüne geldi. Hala o gün gibi şık giyimi duruyordu. Bayraklı kravatı her şeyini tamamlayıp tastamam yirmi yaşındaki Muharrem gözümün önündeydi. Vakur ve gururlu yürüyüşü hala aynıydı. Kucaklaşıp hasret giderdik. Başladık arkadaşları sorgulamaya. Muharrem fazla hatırlayamadı ama Mesut Bey Gümüşhacıköy doğumlu diğer arkadaşları hep hatırladı. Kiminin başka illere gittiğini, bazılarının ise vefat ettiğini öğrendim.

Konuşmalarında Muharrem’i incelemeye başladım. Birçok şeyi unutmasına rağmen bazı anıları canlılığını koruyordu. Örneğin Müdür Yardımcımız Abdullah bey’i sordu. Hemen telefonda Abdullah bey’i arayıp verdim. Sohbetimizin devamında Atatürk’ün yaktığı eğitim ışığını, sevgi ve saygısını, her şeyi ile öğretmenliğini hala devam ettiriyordu. Cumhuriyet aşkı ile konuşuyordu. Yüzünde hak, adalet, vatan ve millet sevgisi ışıldıyordu. Kendini bırakmayıp çağdaş yaşıyor ölene dek de yaşayacağını yansıtıyordu. Dinimize saygısı yanında milliyetçilik, laiklik, Atatürk ilke ve inkılap düşünceleri dipdiri yaşıyordu.

Seksene doğru giden arkadaşıma bundan sonraki yaşamında mutluluk ve sağlık dilerken, genç öğretmenlerimizin de örnek almasının faydalı olacağını söylüyorum.

Saygılarımla.

02. 11. 2017

                                                                                  Mehmet Tapar

 

                                                                                  Emekli Öğretmen