AHMET RİFAT SAĞLAM İLE RÖPORTAJ

“ Dünyanın  sana İhtiyacı Var Kitabının  Yazarı  Ahmet Rifat Sağlam: “ Bana göre başarı denilen şey; mücadele gücü ve kararlılıkla hedefe doğru yol almaktır. Her insan gibi elbette benim de inişlerim ve çıkışlarım oldu. Fakat mücadeleyi bıraksaydım şu an beş parasız, işsiz, güçsüz bir insan olurdum. Hayat bir mücadeleden ibarettir.”

SORU-Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz ve nerelerde çalıştınız?

AHMET  RİFAT SAĞLAM-İnsanın kendini tanıtması en zor olan şeylerden birisidir derler. Biliyorsunuz, kitapların başında genelde; yazarın kim olduğu, okuduğu okullar, bildiği yabancı diller gibi bilgiler yer alır. İlk kitabım olan “Dünyanın Sana İhtiyacı Var” isimli kitabımda bu bölümü direk pas geçtim.  Çünkü okuyucu beni aldığım eğitimle, bitirdiğim okullarla değil; kitabımla değerlendirsin istedim.  Ama illa da bir şey demek gerekiyorsa, kısaca Hollanda’da Manevi Rehberlik üzerine Masterini yapmış, Türkiye’de İlahiyat fakültesini bitirmiş birisiyim diyebilirim. Halihazırda kurucusu olduğum “DÜSİV”  felsefesini insanlara anlatarak, dünyamızı daha yaşanabilir bir dünyaya dönüştürecek insanlar yetiştirmeye çalışıyorum.  Aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığında, uzman din görevlisi olarak çalışıyorum

SORU-“Dünyanın size ihtiyacı var"  kitabınız okuyucu tarafından çok etkili bulundu.  Bu kitabı yazma fikriniz nasıl oluştu. Daha doğrusu yazarlık serüveniniz nasıl başladı?

AHMET RİFAT SAĞLAM- “Dünyanın Sana İhtiyacı Var” uzun yıllar önce hedeflediğim bir çalışmaydı. Çünkü herkesin her şeyden şikâyet ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Herkes birilerinin bir şeyler yapmasını ve bu gidişe bir son vermesini bekliyor. Bu, tarih boyunca hep böyle olmuş… Oysa oynanan oyunu beğenmiyorsan, şikâyet etmek yerine sahneye geçmelisin.  Ben de, dünyanın ihtiyacı olan o kişiye bir kitap yazmaya karar verdim.  Kitap beklediğimin daha üstünde bir ilgiyle karşılandı. Yayınlandıktan bir ay sonra ikinci baskıya gitti. “Kitabınız sayesinde yeniden hayata bağlandım, kendime yeniden dönmeme vesile oldunuz” diyenler var.

SORU-Okuyucu kitleniz arasında öğrenciler de var mı, daha çok kimlere hitap etmek istediniz.

AHMET RİFAT SAĞLAM- Bu kitap, bütün dünya insanlığına hitap etmek üzere ele alındı. İnsan olmanın gücünü ve erdemini fark etmeye herkesin ihtiyacı var. Elbette öğrencilerden de çok olumlu dönüşler oldu. Ülkemiz ve dünya insanlığı adına büyük hedeflerle yola çıkan bir öğrenci okur kitlem var. Öğrencilerdeki bu enerjiyi açığa çıkarmak müthiş bir şey. Hedeflerine ulaşmak isteyen ve sahip olduğu gücün farkında olan okuyuculara vesile olmak, beni daha fazla üretmeye ve yazmaya sevk ediyor.

SORU-Yazar olmak için nereden başlamak gerekiyor.  Nasıl yazar olunur?

AHMET RİFAT SAĞLAM- Aslında yazar olmak diye bir tabiri ben doğru bulmuyorum. Bir insan ya yazardır, ya da değildir. Bazı okuyucularımdan bana “ hocam şöyle bir kitap çalışması düşünüyorum, yazarsam yayınlamama yardımcı olur musunuz?” diye soranlar oluyor. Bu tarz bir düşünce doğru değil bence. Çünkü yazan insan her halükarda yazar, onun yayınlanıp yayınlanmamasına bakmaz. Yazıp, eser ortaya çıktıktan sonra elbette yayınlamak isteyebilir ve yayınlanır da zaten… Hiç hayatında yazmamış bir insan, kitabın yayınlanması şartıyla yazmaya başlayacaksa bu iş zaten olmaz… Yazmayı hayatının bir parçası haline getirmelisin.  Kalem üzerine yemin eden, en uzun ayeti yazmak üzere olan bir kitaba inanan bir medeniyetin çocuklarıyız bizler.  Yazar olmak isteyenlere benim tavsiyem, önce iyi bir okur olmaları… Ama bunu kesinlikle, önce şu kadar adet kitap okuyayım, bilgim artsın da ondan sonra yazarım diye anlamamak lazım. Çünkü böyle düşünen bir insan, o zamanı bir türlü yakalayamıyor. Bir yerlerden derhal başlamalı… Zaten yazmaya başlayan bir kişi, kendiliğinden okumaya daha fazla ihtiyaç duyacak…

 

SORU- Kitabınızda, dinimizin “oku” emrine çok vurgu yaptığınızı gördük… Hayatınızda çok badirelerden geçmişsiniz. Şu anki başarınız sizce çok “oku” emrine uyduğunuzdan mı kaynaklanıyor?

AHMET RİFAT SAĞLAM- Evet, genelde seminerlerimde bu konunun üzerinde durmaya çalışıyorum. Çünkü Kur’an kelimesinin anlamı “okumak” demek. Yine Kur’an’ın ilk emri, oku! Buna rağmen, en az okuyan ve hatta okulu bıraktıktan sonra bir kitap bile okumayan; bununla birlikte kendini dindar sayan insanlar var. Bu çok yanlış bir şey.  Kur’an medeniyeti bir okuma medeniyeti oluşturmuş zamanında. Kahvehanelere bile önceden “Kıraathane” yani okuma evleri denirmiş.  Şu anki başarımı neye borçlu olduğuma gelince, bana göre başarı denilen şey; mücadele gücü ve kararlılıkla hedefe doğru yol almaktır. Her insan gibi elbette benim de inişlerim ve çıkışlarım oldu. Fakat mücadeleyi bıraksaydım şu an beş parasız, işsiz, güçsüz bir insan olurdum. Hayat bir mücadeleden ibarettir. Mücadele ruhunu kaybetmeyen insanın hayatta başaramayacağı hiçbir şey yok.

SORU-Yazarken nelerden faydalandınız,  nelerden beslenirsiniz?

AHMET RİFAT SAĞLAM- Bir ilahiyatçı ve manevi rehberlik uzmanı olarak benim başlıca esin kaynağım elbette Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin sahih sünnetidir. Çünkü Kur’an deryasında bu günün insanlığının ihtiyacı olan her şey var. Bana göre bütün kitaplar bir kitabı anlamak için okunur; o da Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an deryasına girdiğinizde zaten o, sizi başka kitaplara ve başka alanları araştırmaya yönlendiriyor…

SORU- Yeni kitabınız “Allah de ötesini bırakma” daha çıkmadan, ilgi görmeye başladı. Bu kitabı yazma fikriniz ve özellikle kitabın isminde size esin kaynağı olan nedir?

AHMET  RİFAT SAĞLAM-  Bu soruyu, “Allah De Ötesini Bırakma” kitabımdan bir bölümü okuyarak cevaplayım isterseniz.

“Allah’ın gönderdiği dinin, insanları her halükarda mutluluğa götürmesi gerekir. Hem madden, hem manen… Oysa İslam ülkelerinin geri kalmışlığı ve Müslüman ülkelerin içler acısı durumu ortada. Bütün bunlar Allah deyip, ötesini bıraktığımızdan kaynaklıyor. Allah demekle iş bitmiyor, iş orada yeni başlıyor. İşini Allah’a bırakmakla her sorunun üstesinden geleceğini düşünen insanlar, bu gün dünyanın en mutsuz ve en fakir insanları… Ve bu geri kalmışlığı dine bağlamakla insanlar, farkında olmadan Allah’a iftira atmış oluyorlar. Allah de, sonra ötesini bırak diye bir mesajı yokken yüce kitabımızın, bu mesajı ona söylettirdik. Ama bilinçli, ama bilinçsiz… Allah deyip, ötesini bıraktığı için bu gün dünyada; özellikle ülkemizde, her üç kişiden biri depresyon hapı kullanıyor.  Bu gün geldiğimiz noktada maalesef İslam ümmetinin üzerine atılan ölü toprağının adı, “Allah deyip ötesini bırak” anlayışıdır. Bu toprakla her şeyin üzeri örtüldü. Bilim, sanat, çalışma, mücadele, okumak, estetik, yeşil…”

 Bu kitapta Allah dedikten sonra her şeyin bitmediğini, bilakis işin orada yeni başladığını göstermek istedim.  

SORU- Kurucusu olduğunuz “DÜSİV” felsefesinden bahseder misiniz? Düsiv ne anlama geliyor.?

AHMET RİFAT SAĞLAM-  DÜSİV, bir iyilik hareketidir. İnsan olmanın erdemini ve gücünü anlatan, hayatta başarılı olabilmenin yollarını öğreten bir felsefenin ismidir. “Dünyanın Sana İhtiyacı Var" ismiyle ilk meyvesini veren DÜSİV Yurt içinde ve yurt dışında binlerce okuyucuya umut ve ilham kaynağı oldu.

Bizim dünyamızda mazi, adı üzerinde dünde kalmıştır. Dün için artık bir şey yapamazsın. Düsiv Felsefesi diyor ki  “Sabah olup kurtlar, kuşlar, böcekler her şey güneşin doğmasıyla birlikte kalkarken; eğer kendinin farkında olsaydın gününün yarısını uykuyla tüketerek ömrünü heder etmezdin.” Düsiv’e göre bu gün insanlığın yaşadığı en büyük sorun, insanın kendini ve sahip olduğu gücü unutmuş olmasından kaynaklanıyor.

Düsiv felsefesini öğrenen kişiler, geleceğin dünyasını şekillendirecek alt yapıya sahip olmakla birlikte; bunun çok daha önemli ve zor olanını, yani “şimdi”yi değiştirmeyi başarıyorlar.

Bize kıymetli zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ediyoruz. Çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Ben teşekkür ederim.