AŞK MEKTUBU

 

Ya ortaokul son sınıfta ya lise birdeydik diye başladı anlatmaya:

-Sınıf arkadaşıydık ama öyle sıkı fıkı değildik. Bir gün ezile büzüle geldi. Selamlaşıp hal hatır sorduktan sonra konuya girdi, bir soruyla:

-Sen edebiyatla ilgileniyorsun değil mi?

-Evet, ucundan  kenarından bakıyorum. Edebi eser okumayı severim. Bazen yazmaya da çalışırım.

-Hah işte o. Bu konuda bir ricam olacaktı.

-Hayırdır, nasıl yardımcı olabilirim?

-Bir kızı seviyorum ama onun hiç haberi yok. Bir mektup yazmak istiyorum. Yardımcı olabilir misin? Diyecektim.

-Bu konuda deneyimim yok ama sen yaz. Ben imlâ ve noktalamalarını düzeltirim.

-Ama ben ne diyeceğimi bilmiyorum ki. Onun için yardım istiyorum.

 -Sevdiğine karşı neler hissettiğini ben bilemem ki arkadaş! Sen duygularını kâğıda dök. Onu beraberce mektup formuna sokalım.

            Daha zorlamadık birbirimizi. Oturduk. Özene bezene bir mektup yazdık ama neler yazmadık ki… Filmlerde öğrendiğimiz replikleri peşi peşine sıraladık. Arkadaş, birkaç kez daha okuduktan sonra memnun bir ifadeyle uzaklaştı. Giderken baktım yürümüyor, uçuyordu adeta...

            Ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Mektup yazdığımızı bile unutmuştum.  Karşıdan bir kız geliyor. Peşinde acele ile mektubuna yardım ettiğim arkadaşım. Merak edip durdum bakıyorum. Arkadaşım kıza yetişti. Bir süre konuştular. Kız, olay yerini süratle terk ederken arkadaşım alı al, moru mor, süklüm püklüm geri döndü.

-Hayrola dedim mektubu buna mı yazmıştık?

-Evet ya! O günden beri peşinden koşuyorum, dönüp bana bir kere gülmedi.

-Sana bir şey diyeyim mi kardeş? Ona ben de yeşeriyordum.

-Yaaa, daha çok yeşeren olduğunu biliyordum ama seni bilmiyordum. Bu hesaba göre sen on ikincisin…

Bu haber üzerine yas tutacak değildik ya, başladık gülmeye.

-Hadi şu kahveye girelim de bunun üstüne birer bardak soğuk su içelim dedim. Gerçi karpuz kesmekle yürek soğumuyor ama…  Dinleyenlerden birisi söze karıştı:

-Desene kız bir afetti?

-Afet de söz mü hocam? Onu bizim gözümüzle görmeliydiniz…

 

-Eyyy, ne yaparsın diyorum. Daldaki elmaya kırk kişi taş atarmış da birine nasip olurmuş…