DOST

DOST

                Dostluk çok kıymetlidir. Hakiki bir dost pırlanta gibidir. Dostlar aynı güneşte çamaşır kuruturlar. Dost dostunun yokuşunda hep yanındadır. Karanlıkta çakan şimşek gibidir dostlar. Gerçek dost kara günde belli olur. Onlar iyi günlerimizde davete icabet ederler ama kötü günlerimizde davet edilmeden gelirler.

                Bir de çıkarcı dostlarımız vardır ki evlerden ırak. Onlar bizim değil çıkarlarının dostudur. Yüzümüze gülen böyle dostlar düşmanlarımızdan daha tehlikelidir. Onların hem karnı hem de kalpleri sürekli açtır. Şeyh Edebali bir deyişinde: “Cahil ile dost olma, ilim bilmez, irfan bilmez, söz bilmek üzülürsün” der.  Dostlarımızı seçerken dikkatli olunmalıdır.

                Şimdi sizlere hayatta sahip olduğum en kıymetli dostlarımdan biri olan Hakkı Değirmenci’den bahsetmek istiyorum. Canım gibi sevdiğim, arkadaşım, kardeşim, rahmetli  Hakkı Değirmenci’nin kızı Şaziment geçtiğimiz günlerin birinde bizi ziyarete geldi. Onu görür görmez dostumla geçen günlerimiz bir sinema gibi gözümün önünde sergilendi ve ağlamaya başladım.

                İkimiz de komşu köylerde uzun yıllar çalıştık. İlçeye beraber gider, gelir, aynı otelde yatar, beraber yer içerdik. Tokat’taki yapım kooperatifine beraber girip kapı kapıya bakan daireler almıştık. Her akşam birbirimizde beraber olup sohbet edecektik. Reşadiye’ye beraber tayin isteyip yakın evlerde oturduk ve aynı okulda çalıştık. Öğretmenevine beraber gider gelirdik. Dostluğumuz bu şekilde devam edip giderken çocukları ile beraber yaşamak için İstanbul’a tayin istedi. O giderken içimden garipsi garipsi ağlamıştım. Böylece Tokat hayallerimiz suya düşmüştü.

                Oğlumun üniversiteye kaydı için gittiğimde beş gün İstanbul’da kaldım. Başka yere bırakmadı misafir etti bizi. Hep yanımda olmak gibi bir arzusu vardı. Çok özlediği belliydi.. Dostumun hastalandığını duyduğumda çok üzüldüm tez zamanda iyileşmesi için dualar ettim. Hep hastalığının geçeceği umudunu taşıdım. Hastalığı ilerleyince çocuklarına cenazesinin köyüne götürülmesini ve benim cenazesine katılmamı istemiş. Ölümünde ben Tokat’ta yaşıyordum. Cenaze Reşadiye’ye gelince kızı Mübeccel beni aramış. Ertesi günü müdür yardımcım Saffet Özel bu haberi verince ameliyatlı olmama rağmen Tokat’a 150 km. uzaklıktaki Feselek köyüne gittim. Mezarını ziyaret edip çocuklarına başsağlığı dileyerek ağladım. Ölürken bile beni unutmamıştı. Bu beni çok etkiledi. Çok ağlattı.

                Hamiyetli dostum mesleğine âşıktı. Devletin verdiği görevi tastamam yapıyordu. İlköğretim programının istediği her şeyi öğrencilerine noksansız veriyordu. Bütün öğrencilerin sana minnettardır sevgili dostum, ruhun şad olsun.

Saygılarımla.

23. 11. 2017

Mehmet Tapar

 

Emekli Öğretmen