TEMA

Havasız, topraksız, susuz, ateşsiz yaşanmaz. Canlıların temel ihtiyaçlarını karşılayan temel elementlerdir. Tema bölge toplantısına Tokat Tema’daki arkadaşlarla katılma kararı aldık. İşadamlarını, genel müdürleri, belediye başkanlarını ziyaret ederek kaynaşma ve tanışma faaliyeti yapılacaktı. Bölge toplantısı Erzurum’da olacaktı. Yıl 2007, TEMA Başkanı Mustafa Yarılan ve TEMA Yöneticileri, Süleyman Erkan, Mustafa Özcoşan, Rasim Canpolat, Turgut Kaymak… İki minibüs dolusu TEMA gönüllüsü Erzurum’a doğru yola sabah erken saatlerde çıktık. Reşadiye ilçe temsilcimiz bizleri karşıladı. Birlikte kahvaltı yaptık. Reşadiye’den de arkadaşları alarak yolumuza devam ettik.

            İsmail Avşar’ın organizasyonuyla Erzurum Aşkale Çimento Fabrikası Müdürü Nihat Kılıç bizleri karşıladı. Soluklandık, söyleştik. Reşadiyeli olan çimento fabrikası müdürümüzle öğle yemeğini birlikte yedik. Topluca bizlere fabrikayı gezdirdi. Gezdirirken bizlere şunları anlattı: Nihat Kılıç: “Bu fabrika Erzurum Aşkale’ye 1974 yılında kuruldu. 1993 yılında özel sektöre devredildi. Anonim şirketin bin ortağı bulunur. Çevre ekonomisine ve işsizliğin önlenmesinde bu yöreye büyük yararları bulunmaktadır. Fabrikada 900 işçi çalışmaktadır. Bunların 300’ü sürekli, 600’ü de yatırımlardan dolayı geçici işçi olarak çalışmaktadır. Aşkale çimento fabrikası 130 bin ton ham madde işleyecek durumdadır. Ortaklarımızla aldığımız kararla 81 milyon dolara Trabzon çimento fabrikasını da satın aldık. Temelini yeni attığımız üğütme fabrikasının faaliyete geçmesiyle 230 bin ton ham madde işlenecek…”

            Aşkale bölgeye canlılık getirmişti. Fabrika gezimizden sonra Erzurum’a Palandöken’deki toplantı yapacağımız otele geldik. Çevre illerden de gönüllü arkadaşlar gelmişlerdi.  İkinci günü değerli üniversite hocalarımızın sunumuyla tabiat, çevre, doğa hakkında daha öğrenecek ne de çok eksiğimizin olduğunu gördük. Bir ara sahneye Hayrettin Karaca çıkarak temanın kuruluşu ve ülkemizdeki bu alandaki eksikliği anlattı. Zevkle dinledik o koca çınarı. Konuşması bitmişti. Yanımda oturan Mustafa Yarılan beye “Bizim bir kameramız yok mu? Bu konuşmaları kaydetsek, ben röportaj yapsam, sonra da tv’de yayınlayıp bu bilgileri halkla paylaşsak nasıl olur?” dedim.

            -İyi olur Süleyman hocam ama benim küçük bir kameram var. Bununla yapabilir miyiz?

            -Elbette yaparız Mustafa bey, sen kameraman ben sunucu, hadi iş başına.

            Değişik illerden gelen arkadaşların fikir, görüş ve düşüncelerini kaydettik. Konferans konuşmalarını ve sonrasında sunum yapan hocalarımızla konuşup kaydettik. Hayrettin Karaca’dan röportaj için izin aldık. Röportajda samimi, sıcak bir havada şaka karışımı gerçekleri güzel bir dille anlatıyordu.

            Hayrettin Karaca Tema’nın ne kadar önemli olduğunu, ağaçlar ve canlıların bu evrende birlikte yaşamamız gerektiğini anlattı. Eğer olmazsa sonucun felaket olacağını hiçbir canlının yaşama şansının olmayacağını anlattı. Bir ara ben 80 yaşındayım, güzel, benim yaşıma uygun bir bayanla evleneceğim şakasını yaptı. Üzerinizde sürekli iki renkli kazak görüyoruz, aslında sizin Karaca adında kazak fabrikamız fabrikanız var. Sebebi nedir? Diyecek oldum;

            “Bakın benim bir yeşil, diğeri kırmızı iki kazağım var. Biri kirlenince öbürünü giyerim. Bu kazağı giyemeyen milyonlarca insan var. Onlara da ulaşsın diye israftan kaçıp sadece iki kazakla yetiniyorum.”

            Hayrettin Karaca ile güzel güzel söyleşi yaparken benim mesleğimi sordu. Öğretmenim, dedim. Siz hangi kitapları okuyorsunuz? Diye sordu, biranda durakladım. Daha ben cevap vermeden makinalı tüfek gibi kitapların adlarını saymaya başladı. Toprağın başı dertte, eko sistem, ağaçlar, yaprağın dili, orman ve biz, toprak ile söyleşi, Türkiye için tarım, erozyon, doğa, çevre, meşe ağacı ile çobanın hikayesi… Bunlardan hangisini okudunuz? Öğrenciler için yayınlanan tospik kaplumbağa, sonbaharda  geyikler, selin ve sihirli kelebek, küçük su perisi, çocuklar ve gündem 21, dişlek ile çıtır hanım, en güzel çiçek yarışması… Bunlardan hangisini öğrencilerinize okuttunuz? Ben cevap vermeden, rengimin kırmızılığından anlamış olacak ki, bundan sonra bu kitapları okur ve okutursunuz, dedi. Röportaj bitmiş, ben de gereğinden fazla dersimi almıştım.

            2017 Nisan ayı, Erzurum parçalı bulutu. Teleferikle Palandöken’e çıkmak, oralardan da görüntüler almak istedim. Teleferikteki arkadaşlarla röportajla birinci bölüme, sonra da ikinci bölüme kadar çıktık. Zirvede sanki bulutların cengi vardı. Rüzgarla birlikte kar aman vermiyor, göz açtırmıyordu. Aşağıdaki parçalı bulutların arasındaki güneşi özleyerek geri döndük.

            İki günlük toplantı dolu dolu geçmişti. Çevre illerden gelen arkadaşlara bizlere eğitim veren hocalara veda ederek Erzurum’dan ayrıldık. Erzincan ili Nüfus Müdürü Tokat Reşadiye’den Salih Doğan’ı ziyaret ederek çayını içtik. Erzincan’da kısa bir turdan sonra yolumuza devam ettik.

            Tema insan yaşamının bir parçası olarak öğretilmeli, yaşam alanlarımızı koruyup kollanması için iyi bir sivil örgütlenme olduğunu daha iyi anladık. Herkese erozyonsuz bir yaşamı dilerim.

 

 

Süleyman Erkan / Burdur (11.11.2017)