ZOR YILLARIN VALİSİ

1934'de Niğde/Bor'da doğdu. Babası Ahmet Tuncel, annesi Sadiye Tuncel Hanımdır. İlk ve ortaokulu burada tamamladı. Niğde Lisesi’nde başladığı lise hayatına 1952-1953 öğretim yılında Afyon Lisesi'nde devam ederek  "pek iyi" derecede bitirdi. Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden  1956-1957 yılında  mezuniyetini müteakip, 22.8.1957'de tayin edildiği Niğde Maiyet Memurluğunda; Altınhisar (Bor-Niğde) Bucağı Müdürlüğünde; Bor Kaymakam Refikliğinde; 1958 yılında Çamardı Kaymakam Vekilliğinde görevlendirilip 03.01.1959'da yedek subay olarak silâh altına alındı; Haziran 1960'da yedek teğmen rütbesiyle terhis edildi ve yeniden Ankara Maiyet Memurluğuna atandı.

Yeşil Bor, Niğde Gazetelerinde  ağırlıklı olarak Bor tarihi ile ilgili  yazılar yazdı.

                Pozantı, Kırıkkale Kaymakam Refik ve Vekilliğinde bulunup staj süresini doldurduktan, 34. Dönem Kaymakamlık Kursu'nu da bitirdikten sonra: 28.8.1961'de Küre, 26.9.1962'de İkizdere, 14.2.1966'da Hadim Kaymakamlıklarına; 7.3.1968'de de 3. Sınıf Mülkiye Müfettişliğine atandı.

1975 yılında Adana Valiliğine,1978 yılında Tokat Valiliğine, 1979 yılında Konya Valiliğine, (12 Eylül 1980’den sonra Konya Belediye Başkanlığına da vekâlet etti) 1984’te Sivas Valiliğine, 1990'da Tekirdağ Valiliğine, 1991'de Adana Valiliğine atandı.

                02.11.1993 tarihinde Anayasa Mahkemesi Üyeliğine seçilen TUNCEL, 01.10.1999 tarihinde emekli oldu. Emeklilik sonrası OYAK Yönetim Kurulu üyeliğine getirildi.

                5 Ekim 1957 Cumartesi günü Mehpâre (Tunç) Hanım ile evlenen TUNCEL’in  28.08.1958 doğumlu Dilârâ adında kızı ile 08.12.1965 doğumlu S. Hakan adında oğlu vardır (Nisan 1970). Orta derecede Fransızca ve İngilizce bilmektedir

                Görev yaptığı yerlerde çok sevilen TUNCEL’e Pozantı, Küre, İkizdere, Hadim, Gürün, Zara, İmranlı, Çine, Çerkezköy ilçeleri ile Konya, Aydın illerinin "Fahrî Hemşeriliği" unvanı  verildi. Ayrıca, Sivas merkez, Gürün ve Ulaş ilçelerinde bazı okullara, İmranlı’da da  bir caddeye adı verildi.

BASILMIŞ ESERLERİ

1: İçişleri Bakanlığı Kuruluşu; Görevleri ve 1965-1969 Yılları Çalışmaları

(Ş. Pazarcı. A. Dârendeliler, İ. Dede ile birlikte) Ankara; 1969

2.Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa ve  Tembihnâmeleri (1987)

Tokat’ın 22.Valisi Lütfi TUNCEL Bey ile irtibat kurarak şehrimizde görev yaptığı süre içindeki bilgilerini rica ettim. Sayın Vali bizi kırmayarak aşağıya aktardığımız notları ve yirmiye yakın fotoğraf göndermek nezaketinde bulundu. Kendisine çok teşekkür ediyorum.

                "Valiler kararnamesi ile Tokat Valiliğine atandım. Tebrikler, Allahaısmarladıklar sonunda “Hey on beşli on beşli, Tokat yolları taşlı; on beşliler geliyor, kızların gözü yaşlı" türküleriyle Tokat’a uğurlandım.

TOKAT

                20 Şubat 1978’de göreve başladığım Tokat, benim bugün de muhtelif vesilelerle gidip geldiğim, insanları son derece dost, doğası verimli bir vilayetimizdi. Yeşilırmak ve kolları adeta bu ilimize hayat veriyordu. Tarımsal potansiyeli hiçbir zaman Çukurova’yı aratmıyordu.

Eşim de ben de, çocuklarım da bu vilayeti sevdik. Çok değerli Vali ağabeyimiz Zekâi GÜMÜŞDİŞ valiliği zamanında bahçesine küçük çaplı bir yüzme havuzunun da yapıldığı vali konağı şehrin tam ortasındaydı ve Tokat’ta bulunduğumuz süre içerisinde bizim anılarımız daima güzellikleriyle yer aldı.

                Adana’da bulunduğum son eğitim öğretim döneminde Anadolu Lisesini açmıştık. Oğlum S.Hakan Tuncel de bu okulun öğrencileri arasındaydı. Tokat’ta Anadolu Lisesi olmadığı için Hakan Adana’daki kardeşimiz kadar sevdiğimiz arkadaşlarımız Veysi ve Öznur Ünsal’ların yanında kaldı. Kızım Dilara Ankara Deneme Lisesini bitirdikten sonra bir yıl Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu, ertesi yıl tekrar sınavlara girerek Hukuk Fakültesi’ne kaydoldu. Dolayısıyla Tokat’a eşim ve ben yalnız gittik.

                Adana’da bulunduğum dönemde mahalli idareler seçiminden sonra karşılaştığım bir durum Tokat’ta da aynen başıma geldi. Kısa bir anlatımla, her ilde de iktidar partisi ile muhalefet partileri mahalli idareler seçimleri sonunda aynı sayılarda Genel Meclisi Üyesi çıkardılar. 22-24 veya 22-22.Vali hangi tarafa oy verirse o taraf il daimi encümen üyeliklerini kazanıyordu.Yani bir tarafın aldığı oy neredeyse yok sayılacak ve bir tek benim oyum seçimin sonucunu tayin edecekti. İki yerde de aynı tavrı ortaya koydum ve ben beyaz oy (çekimser) kullanıyorum, siz ya koalisyon kurun ya da bir biçimde meselenizi kendiniz halledin dedim. Uzatmayalım sonuçta Adana’da da, Tokat’ta da iktidar partileri muhalefetten birer transfer yaparak daimi encümen üyeliklerini kazandılar. Kuşkusuz bu olay anlattığım kadar kolay olmadığı gibi, iktidarı oluşturan parti ya da partilerin vali üzerindeki yoğun baskıları da olay çözülünceye kadar devam etti. Ancak benim kararım değişmedi.

                Tokat konumu itibarıyla Çorum ve Sivas vilayetleri arasında yer alır. O dönemde Çorum ‘da da, Sivas’ta da asayişi bozan olaylar meydana gelmişti. Tokat’ta da aynı karanlık oyunlar oynanmak istendi. Tokat’ın sivil toplum kuruluşları ve her kesimde sözü dinlenebilecek kişilerle zaman zaman toplantılar düzenledik ve ufuktaki tehlikeyi açıkça anlattık. Güvenlik güçlerimiz de kesinlikle oyunlara gelmeden tarafsızlıkları ortaya koydular. Bütün bunların sonucunda küçük bazı olayların dışında ilimizde asayişi önemli oranda etkileyecek olaylar meydana gelmedi.

                Benim Tokat Valiliğim sadece bir yıl on ay kadar sürdü. Yani bu güzel ilimizde çok kalamadım ve belki de rutin işlerin dışında büyük yatırımlara imza atamadım. Ancak o dönemde ben ve çalışma arkadaşlarımın yansız davranışlarıyla bir bakıma ilimizde büyük acıların yaşanmasını önleyerek en büyük başarıyı sağladığımızı düşünüyorum.

                Bu arada Tokat’la ilgili başka bir anımı da burada anlatmak istiyorum. İdarecilik hayatımda iki yerde karne ile  ihtiyaç maddesi dağıtıldığına tanıklık ettim. Birincisi Niğde Maiyet Memurluğum sırasında oto lastiği, nal çivisi, demir vs. dağıtımı yapılıyordu. Devrin Adalet Bakanı ve Niğde Milletvekili Prof. Dr. Hüseyin Avni GÖKTÜRK, Niğde’ye her gelişinde vilayette Vali Hilmi İNANÇ’ın makam koltuğuna oturuyor ona bir lastik, buna iki lastik dağıtımı yapıyordu. Rahmetli valimizin fevkalade sıkıntıda olduğunu görüyorduk ancak yine rahmetli olan hocamız herhalde bu o kadar sıkıntıda değildi.

                Tokat’a geldikten sonra petrol ve yemeklik margarin yağı sıkıntısı başlayıp karne usulü yeniden gündeme gelince Niğde günlerimi hatırladım.

                Görevlendirdiğim Vali Yardımcısı arkadaşlarım ihtiyaç sahibi vatandaşlara petrol karnesi veriyordu. Bir gün mahalli basında “Tokat’ta petrol bulundu” diye bir haber çıktı. Kısa bir süre içerisinde haber yurt çapında duyuldu ve gerek resmi kanaldan gerekse ulusal basından konunun aslı nedir diye telefonlar gelmeye başladı. Sanayi ve Teknoloji Müdürümüzü davet ettim ve konunun  ne olduğunu sordum. Müdür Bey, konunun henüz yeni olduğunu ve incelemeye başladıklarını söyledi.

Kısa bir süre sonra gülerek beni ziyarete gelen Sanayi Müdürü arkadaşımız:

                -“Efendim” dedi, kamyon ve traktörü olan bir vatandaşımız bahçesinde bir kuyu açmış, içine de vilayetten aldığı karnelerle satın aldığı mazotu doldurmuş ve üzerini de kapaklarla kapatmış. Ancak kısa bir süre sonra bu mazot komşunun bahçesinden çıkmaya başlamış,komşu da bahçemden petrol çıkıyor diye basın mensuplarına haber vermiş ve ortalık karışmış. İşin aslı budur.” dedi.

                Olayın hemen akabinde ilgili arkadaşları topladım, konunun üzerinde daha titizlikle durulması ricasında bulundum ama “Tokat’ta petrol bulunmuş” haberi epey bir süre gündemden düşmedi.

Bu konuda bir başka anım da yaşlı bir teyzeyle ilgili. Bu teyzemiz her gün Özel Kalem’e geliyor ve “Kızım, bütün komşularımızın evinde güğümlerle mazot var, benim evimde hiçbir şey yok, konu komşuya mahcup oluyorum, hiç olmazsa bir güğüm mazot verin bana” diyormuş. Demek ki bu iş konu komşu arasında bir gösteriş haline getirilmişti. Teyzemize motorlu aracı olmayana mazot vermeyeceğimizi anlatmaya çalıştık ama inandırabildik mi onu bilmiyorum. İnşallah genç kardeşlerimiz bundan böyle, herhangi bir ihtiyaç maddesinin dağıtımı mecburiyetinde kalmazlar.

Tokat’ta unutamadığım anılar yaşadım. O günler itibarıyla yaklaşık yetmiş günlük bir eğitimden sonra öğretmen yetiştirecek Eğitim Enstitüsü’ne  Doğu Anadolu’daki  bir vilayetimizden öğrenci getirilerek güya güç dengesi sağlanmak istenmesini, okul müdürünün kapısının önünde teneke kutu içinde  molotof kokteyli patlatılmasını güvenlik güçlerine fatura etmek istenmesini, okuldaki disiplini sağlamak istediğimizde, özellikle bu okula bir biçimde tayinlerini yaptıran öğretmenlerin, okulda eğitime ara verilmesi halinde istifa edeceklerini söyleyerek Ankara’ya Milli Eğitim Bakanı Necdet UĞUR’a  şikayete gitmelerini, ancak çok değerli Hocam Başbakan Yardımcısı Turhan FEYZİOĞLU  ile dönemin yine Başbakan Yardımcısı Dr. Faruk SÜKAN’ın beni sonuna kadar desteklemelerini hiç unutamıyorum.

                Ayrıca dönemin Başbakanı Bülent ECEVİT ve eşi Rahşan Ecevit’in 26 Temmuz 1979 günü “Çimentodan Gereçler ve Yapı Elementleri Fabrikası"nın temelini atmak üzere Tokat’a gelişlerini; Sayın Başbakanın halka hitapları sırasında Eğitim Enstitüsü öğrencilerinin beni protesto etmek için "Faşist vali istifa" diye bağırmalarını da unutmam mümkün değildir. Bütün bunların cevabını, dönemin CHP Milletvekili Ömer DEDEOĞLU yazdığı “Bir Milletvekilinin Günlüğünden Anılar” isimli bir kitapta başka bir olay vesilesiyle yıllar sonra vermiş ve şunları yazmıştı.

                “Temel atma sırasında konuşan Başbakan ECEVİT; yemeklik yağ sorusuna çözüm getirdiğini söyleyince, törene katılanlar "Yağ bulamıyoruz" diye bağırdılar. Bu itirazlar üzerine “Yakında çözümleyeceğiz” demek zorunda kaldı. Bu sırada yasal olmayan isteklerini Vali Lütfi TUNCEL’e yaptıramayanların kışkırtması sonucu bir kısım Eğitim Enstitüsü öğrencileri “Faşist vali istifa, Eğitim Enstitüleri açılsın” şeklinde slogan atınca Başbakan Bülent ECEVİT, "Tokat Eğitim Enstitüsü en kısa zamanda açılacaktır" diye söz verdi.

                Tören sonrasında yola devam edildiği sırada “Bülent ECEVİT, Vali Lütfi TUNCEL’e Tokat Eğitim Enstitüsü’nü sordu. Vali, "Efendim bu konuyu en iyi Sayın DEDEOĞLU biliyor" deyince, ben söze karışarak: "Eğitim Enstitüsü açıldığında Tokat’ta olaylar oluyor. Mevcut güvenlik güçleri ile olayları önleme olanağı yok. İçişleri Bakanı Hasan Fehmi GÜNEŞ’ten ek kuvvet istedik, yeterli kuvvet olmadığı için veremeyeceğini söyledi. Konuyu Milli Eğitim Bakanı Necdet UĞUR’la da görüşüp Eğitim Enstitüsü’nün bu koşullarda açılmasını kararlaştırdık” deyince  Bülent ECEVİT, "Bu konuyu daha sonra görüşürüz” diye cevapladı. Yaptığımız görüşmeler sonunda Eğitim Enstitüsü öğrencileri Ankara’da öğrenime başladı."

                Sayın DEDEOĞLU kitabının bir başka yerinde de "Tokat Valisi Lütfi TUNCEL yansız ve başarılı bir idareciydi" diyerek döneme tanıklık etti.

                14 Ekim 1979 Pazar günü kısmi senato ve boş bulunan milletvekillikleri için seçimler yapılacaktı. Yeni bir seçim dönemine girilirken İrfan ÖZAYDINLI’nın yerine İçişleri Bakanı olan Hasan Fehmi GÜNEŞ’in emriyle içlerinde benim de bulunduğum altı vali “Asayiş olayları karşısında alınacak önlemleri incelemek" üzere 18 Eylül 1979 tarihinde yurt dışında görevlendirildik. Kayseri Valisi Celal KAYACAN, Balıkesir Valisi Naci BABACAN, Edirne Valisi Alaattin ÖZKİPER, Gümüşhane Valisi Zeki ÖZEREN ve Kırşehir Valisi Aydın ÖZAKIN  bizimle beraberdiler.

                İtalya, Fransa, Belçika, İspanya ve İngiltere’ye gidecek ve oradaki muhataplarımızla iç güvenlik örgütleri ve bu örgütlerin yönetim ve ilişkileri konularında inceleme ve çalışmalarda bulunacak, böylece de emniyet ve asayiş konusundaki bilgi ve görgülerimizi artıracaktık. Hiçbirimiz bırakın bir ilin valisine gece bekçisine dahi izin verilmemesi gereken bu dönemde yurt dışına gitmeyi istemedik ve muhtelif bahaneler ileri sürdük. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Dr. Faruk SÜKAN’a giderek durumu anlattık ve bu görevlendirmelerin iptal edilmesine yardımcı olunmasını istedik, ancak başarılı olamadık. Sonuçta İtalya’dan başlayarak anarşi ve terör konularını incelemeye başladık. Roma’da bizi kabul eden İtalya İçişleri Bakanı’nın kabul sırasında gülerek, "Gelin bakalım, neden seçim yapılırken İtalya’ya yolladılar” tarzında iğneleyici konuşmasından bizim inceleme seyahatimizin aslının “Seçim döneminde illerimizde bulunmayın da hangi ülkeyi isterseniz oraya gidin tarzında bir görevlendirme olduğunu daha açıklıkla öğrenmiş olduk.

                Uzatmayalım, terörün “t”sinden haberi olmayan bir kısım uzmanlardan dinlediğimiz hikâyelerden sonra (ki bizim bir polis karakolumuzun amirinin söyleyecekleri bunların anlattıklarından daha değerli olurdu) önce İngiltere’ye; oradan da Fransa’ya geçtik.

                Paris'e geldiğimizin ikinci ya da üçüncü gününde, Paris Büyükelçimiz Ankara’dan mesaj aldığını ve yurda dönmemizin istendiğini söyledi. Hemen bakanlığımızı aradık ve haberi doğrulattık. Dr. Faruk SÜKAN’ın müteaddit yakınmalarından sonra Cumhurbaşkanımız Fahri KORUTÜRK konuyu inceletmiş ve yurda dönmemizi istemişti. İçişleri Bakanlığı bu emre uyarak bizlerden geri dönmemizi istiyordu.

                Seçimlere bir gün kala Ankara’ya döndük. Bizlerden hemen illerimize dönmemiz isteniyordu. Ancak bizler yurtdışına gönderildiğimiz gün illerimize Vali Vekili olarak birer Mülkiye Müfettişi gönderilmişti. Bu arkadaşlarımız herhalde bir yandan bizimle ilgili tafahhuzatta bulunacaklar, bir yandan da seçim güvenliği tedbirlerini alarak seçimlerin yapılmasını sağlayacaklardı. Bu konuda hiçbir değerlendirmede bulunmayacağım. Ancak ilimle ilgili bir olayı kısaca anlatmak istiyorum.

                Ben Ankara'ya giderken eşim Tokat’ta kaldı. Vali Vekili olarak da Vali Yardımcısı arkadaşımı bırakmıştım. Yeni gelen ve Bakanlığımızın görevlendirdiği Vali Vekili ilk iş olarak eşime haber yollamış ve vali konağını boşaltsınlar, ben yerleşeceğim demiş. Eşim, bir kararname mi çıktı? Yoksa Vali Bey görevden mi alındı ki konağını boşaltacağım; eşimin haberi olmadan kesinlikle buradan ayrılmam demiş. Bu arada kendisine yapılan rica üzerine ailece tanıştığımız rahmetli merkez valisi bir arkadaşım da işi yokmuş gibi eşimi arayarak , "Ne olacak Mahpare Hanım, nasıl olsa Ankara’da eviniz var, gelin orada oturun" diye akıl vermiş. Ben bu konuda yorum yapmıyorum, yorumu genç idareci kardeşlerime bırakıyorum.

                Bu koşullar altında seçimin yapılacağı gün illerimize giderek, nasıl hazırlandığını bilmediğimiz bir seçimin sorumluluğunu almak istemedik. Seçimin yapıldığı günün akşamı yola çıktık ve ertesi gün görevlerimizin başına döndük. Vali Vekilleri de o gece illerimizden ayrılmışlardı.

                14 Ekim 1978 Pazar günü yapılan seçimler sonucunda 50 senatörlükten 33’ünü AP, 12’sini CHP, 5 milletvekilliğinin ise tamamını AP kazanmıştı.

                İktidar Partsi’nin seçimlerden yenik çıkması üzerine Sayın ECEVİT, "Halk bizi muhalefete layık gördü" diyerek hükümetinin istifasını Sayın Cumhurbaşkanı’na verdi. Yeni hükümetin kurulmasıyla da Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman DEMİREL görevlendirildi.

                Hükümet kurulması ve 25 Kasım 1979 tarihinde meclisten güvenoyu almasından sonra, İçişleri Bakanlığımızda yine bir Valiler Kararnamesi hazırlık dönemi başladı. Kısa bir süre sonra çıkan kararname ile de ben Konya Valisi olarak atandım.

                7 Aralık 1979 gününde Tokatlı dostlarımın ve kamu görevlilerinin coşkulu bir biçimde uğurlamalarıyla güzel Tokat ilimizden ayrıldım ve 10 Aralık 1979 günü Konya Valiliği’ne başladım.

                Yirmi yıla yaklaşan kesintisiz valilik dönemimde iki güzide ilimizde uzun süre kalamadığımız için ailecek üzüntü duyarız. Bunlardan birincisi 60 plakalı Tokat, ikincisi de 59 plakalı Tekirdağ’dır. Tokat’ta kısa süre kalmama rağmen pek çok değerli insanla tanışıp dost edindim. Bunlar arasında o şehre çok faydalı olan bir insanı unutamam. Tokat’ın dağını, taşını gezerek tarım alanında -meyve suyunda özellikle- üretime yönelik büyük çaba sarf eden, insanlara iş veren rahmetli Vasfi Diren. Bugün de görüyoruz ki, evlatları aynı çizgide o şehrin ekonomisine büyük katkı sağlıyorlar.

Bu iki ilimizde maalesef yeterince kalmamız nasip olmadı.

                Yine valilik dönemimde iyi ki orada ben vardım dediğim üç ilimiz var. Birincisi ilk valiliğe başladığım il Adana, ikincisi Tokat, üçüncüsü de Konya’dır

                Diğer görev yaptığım illerden de mutlu ayrıldım. Bunlardan birincisi yedi yıla yakın valiliğini yaptığım Sivas, ikincisi de Anayasa Mahkemesi Üyesi olarak ayrıldığım Ege’nin güzide şehri Aydın’dır.

Bu güzide illerimizdeki dostluklarımızı, eski güzide günlerimizi hâlâ tatlı mutluluklarımızı daima anarak paylaşırız.”

                23.Valimiz Adil KERİMOĞLU yazısında buluşmak dileğiyle