Bir hikaye başlıyor!

Vakit gecenin öteki yarısına doğru ilerliyordu. Akşam yorgunluğu ve kalabalığı yerini vaktin sessizliğine bırakmıştı. Emriye gelin pencereyi aralayıp dışarı baktı. Hafif esen rüzgâr bulutları da yanına alıp gökyüzünde gezintiye çıkarmıştı. Biraz daha dikkatli bakıp yıldız görmek istiyordu. Ay görünmediği için dışarısı karanlıktı. Odaya hava akımı olsun diye pencerenin bir bölümünü açık bıraktı. Birkaç kez derin nefes aldı. Nefesi bırakırken gayri ihtiyari ses çıkardı. Nefesle birlikte serinliğin teninde gezdiğini hissetti. Titredi. Askerdeki eşini hatırladı. Bir ses cızzz etti. Kendince gülümsedi. “İbrahim” deyiverdi. Şimdi nerdesin, ne yapıyorsun. Kuş olup uçsa kundağına sarıp hiç görmediği oğlu Osman’ı verse,  hiç görmediği oğlunu müjdelese “işte yavrumuz, oğlumuz” diyebilsem diye düşündü.

            Osman henüz ilk ayının içinde, bol bol ağlıyor ve gülümsüyor.

Haziran ayı çiftçinin bağ, bahçe ve ağıldaki hayvanlarla ilgili çok çalıştığı günlerin adıdır. Bahar ile yaz arasında olgunlaşma ve iş yoğunluğuyla bütünleşen günleri yaşarsınız. 

            Sabah olmak üzere, şafak öncesi iki rekât namaz kılıp dua akışında ısınıverdi. Elleri havada ne kadar kaldı, dua akışında neler söyledi, hatırladı, uzaklara çok uzaklardaki çocuğunun babasına Mevla’dan ne diledi. Hiç takılmadı. İstedi, istedi istedi… Nöbette olduğunu düşündü biran. “üşütme” diyebildi. Ellerini yüzüne sürdü. Bir süre öylece kaldı.

Vakit yavaş yavaş aydınlanmaya yüz tutmuştu ki, hoca efendinin ezan sesini duydu. Kalkıp pencerenin perdesini tam açtı. Gökyüzünde rüzgâr durmuş, bulutlar kaybolmuş, yıldızlar gecenin son dakikalarına göz kırpıyor, ay gündüz uyumak için yuvasına çoktan geçivermiş diye söylendi. Odayı aydınlatan gaz lambasını söndürdü. Vakti eda etmek için, kendisi de vakitte hazırdı.

Sabah, Ketir Mevkiinde, Ardıçlı tarlada tütün çapası için komşu kadınlarla çalışmaya gideceklerdi. Köyde aileler karşılıklı yardımlaşırlar. İşler kalabalıkla hem erken biter, zor olan işler kolaylaşır ve imece denilen yardımlaşma ile yapılırdı.

Artık aş odasına geçmeli, ocağı yakmalı çorbayı ocağa koymalı idi. Kaynanası Hacer ana da kalkmıştır. Geç kalmamalı idi. Aş odasına girdiğinde ateşin yandığını ve çorbanın ocağa konduğunu gördü. O gün birlikte tarlaya gidecekler hep birlikte sabah kahvaltısını yapacaklardı.

Hacer anne ocak başında kepçe elinde çorbayı karıştırıyor, Gülhanım anne de inekleri sağmak için ahır’a inmişti. Emriye Hanıma da çeşmeden su taşımak kalmıştı.

Evin büyük gelini Fadime ile birlikte çeşmenin yolunu tuttular.

Fadime ailenin ilk gelini idi. Köydendi. Musa ağanın tek kızıydı. Kocası Ali evin en büyük oğluydu. Aile reisi Mehmet ağanın ilk göz ağrısı sonra İbrahim, Mevlüde, Saffet, Naciye, Hamiyet, Kemal ve Hanım. Rabbim acılarını göstermesin.

Emriye gelin de köyden. İmamgilden. Bilindiği üzere köyde her aileye has isimler olur. Şahinliler, Mamişgil, Karabacaklar, Abidinpaşalar gibi.

***

Emriye daha çocuk denecek yaşta akrabalarından sağlığı da yerinde olmayan, 1960’lı yılların ifadesiyle ince hastalığı olan birisi tarafından evlenmek üzere istenir. Evlendirmek üzere akraba kızlarından birini düşünürler. Zira bakıma ihtiyacı vardır. Bu düşüncelerle yakın akrabalarının kızı Emriye’yi isterler. Aile arasında hemen söz kesilir ve nişan yapılır. Emriye istemez. Köyde sevdiği bir genç vardır. Hayatının tamamını onunla birlikte yaşamak için kendini hazırlamıştır. Gönlünü ona vermiş, bir başkasını asla düşünmez.

Köy gelenek ve göreneklerine göre kızların itiraz hakkı yoktur. Büyükler onun adına karar verirler. Emriye, her şeye rağmen sevdiği ile görüşmelerine devam eder. Ayrılmayacağını, nişan yaptığına varmayacağını, zorla verilse bile hiçbir sorumluluğunu yerine getirmeyeceğini sevdiğine ve hanesindeki söyleyebildiklerini söyler. Lakin değişen bir şey yoktur. Kaçarım demesine rağmen aileden kimse onu dinlemez ve düğün yapılır.

Davul ve zurnacıdan başka gülen ve oynayan da yoktur. Köyde herkesin bildiği ve çoğunun onaylamadığı bu düğüne komşuya görevlerini yerine getirmek için giderler. Köy düğünlerinin neşesi, mutluluğu ve sabaha kadar süren eğlencesinden yoksun bir düğün yapılır.

Emriye sevdiğinin hemen bitişiğindeki eve gelin olur.

 

Devamı gelecek elbet…