KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

KADINLARA SEÇME VE SEÇİLME HAKKI

 

29 Ekim 1923’te Cumhuriyet kurulmuş, Cumhuriyet’i kuranların ellerinde yoktan başka bir şeyleri yoktu. Savaşın, yoklukların, borçların arasında bir devlet yönetilecekti. Cumhuriyetin ilanından sonra bağımsız, özgür yeni bir yönetim şekliyle tanışılmıştı. Halkın kendi kendini yönetebilmesi için seçme ve seçilme hakkı verilirken kadınlar dışlanamazdı. Türklerin her devlet yönetiminde kadınlar yanlarındaydı. Hanımlarıydı.

            Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Atatürk birçok inkılabı peşi peşine yapar. Eğitim öğretim hakkı 1924, kılık kıyafet kanunu 1925, medeni kanun ile kazanılan haklar 1926, seçme hakkı 1930, muhtar seçim hakkı 1933, seçme ve seçilme hakkı 1934…

            Her oy kullanma yaşını dolduran birey eşit, özgürce oyunu kullanma hakkına sahiptir. Seçme ve seçilme hakkı Türk halkına eşitlik, özgürlük getirmiştir.

            “Cumhuriyeti biz kurduk, onu yaşatacak ve yükseltecek olan sizlersiniz.” Atatürk.

            1926-1934 yılları arasında gerçekleştirilen Atatürk devrimlerinin bir kısmı kadınların sosyal ve kültürel alanlarda, eğitimde, hukukta, aile içinde, çalışma hayatında, toplumsal yaşamda ve siyasette erkeklerle eşit haklara sahip olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti’nde toplumsal alanda yapılan yenilikler birçok Avrupa ülkelerinden önce gerçekleşmiştir. Fransa, İtalya’da kadınlara 1946’da, İsviçre’de 1971’de seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır.

            “Birinci Dünya Savaşı’ndan önce yalnızca Yeni Zelanda, Finlandiya, Norveç kadına seçme ve seçilme hakkı vermişti. Aynı hak ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere, Kanada, Almanya, Danimarka, Hollanda, İsviçre’de 1918 – 1930 arasında, İspanya, Brezilya, Romanya, Birmanya, Güney Afrika, Küba’da 1930 – 1939 arasında, Bulgaristan, Arjantin, Hindistan ve Japonya’da ise İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra tanınmıştır.”

            Türkiye, kadına siyasi hak tanıyan ülkelerden ilk önce değildir. Ama hepsinden daha etkili ülkeydi. İslam olan ülkeydi. Yoktan, savaşın külleri arasından kurulan yeni bir ülkeydi. Mazlum milletlere örnek olan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir ve düşünceleri vardı.

            Mısır kadın hakları savunucusu Şitti ŞAvari, Atatürk’ü kendi önderi olarak görüyor. “Türkler, ona Atatürk diyor. Biz ise ona Ataşark diyoruz. O yalnız Türklerin değil, bütün Doğu’nun özellikle kardeş Mısır’ın da atası ve önderidir.” Diyordu.

            Uluslar arası Kadın Birliği Romanya delegesi Aleksandra Contacazene 1935’te “Dünya’da yeni bir dönem başlatan Atatürk, Türk kadınına vergi haklarla anayı hak ettiği yüksekliğe eriştirdi. Batı’ya verdiği bu dersin unutulması mümkün değildir.” Diyor.

            Avustralya delegesi Cardel Oliver “tüm Dünya’nın ilgisini üzerine çeken Türkiye, kadın hakları konusunda gerçekleştirdiği atılımlarla birçok Avrupa ulusunu geride bıraktı. Bizi İstanbul’a getiren en büyük etken budur. Tüm Dünya kadınları Türk kadınının bugünkü haklarına erişebilirse kendilerini gerçekten şanslı sayacaktır.” Diyor.

            İngiliz Daily Telegraph gazetesi “Kadınlar hiçbir ülkede Türkiye’deki kadınlar kadar hızlı ilerlememiştir. Bu ulusun bu düzeyde değişmesi tarihte gerçekten eşi olmayan bir olaydır.” Diye yazısında yorum yapıyordu.

            Uluslar arası Kadın Birliği yazmanı Katherin Bonifas 1935’te “Atatürk gibi insanlığın en yüksek katına erişmiş bir dahinin kadınların genel düzeyini yükseltmesi, uluslar arası kadın hareketini çok kolaylaştırmıştır. Atatürk’ün Türk kadınına kazandırdığı hak ve özgürlüklerinde onlara destek olan yardımcı bir güç vermiştir.” Diyor.

            Türk kadınlarının evrensel boyuta taşıyan büyük insan Atatürk, bir tek Türklerin değil Dünya’daki tüm yoksul ülkelere de ışık saçan lider olmuştur.

            08 Şubat 1935’te yapılan seçimlerde 17 kadın milletvekili seçildi. İlk kadın milletvekilleri Hatı (Satı) Çırpan (Ankara), Makbure Gönenç (Afyon), Şakibe İnsel (Bursa), Huriye Öniz (Diyarbakır), Dr. Fatma Memik (Edirne), Nekiye Elgün (Erzurum), Fakihe Öymen (İstanbul), Ferruh Güpgür (Kayseri), Bediz Morova (Konya), Mihre Bektaş (Malatya), Meliha Ulaş (Samsun), Esma Nayman (Seyhan/Adana), Sebiha Görkey (Sivas), Saniha Hızal (Trabzon), Türkan Örs Başbuğ (Antalya), Sebiha Gökçül Erbay (Balıkesir), BEnal Nevzat İştor (İzmir) bilinen isimlerdir. 316 milletvekili sayısının yüzde 45’ini kadınlar oluşturuyordu. Bu oran 1946 – 1984’e kadar yüzde 1’in altındaydı.

            Kadına siyasi haklarını veren anayasa değişikliğinin yapıldığı 05 Aralık 1934 akşamı tüm kadınlara bir bildiri yayınlandı.

            83. yılını geride bıraktığımız kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin yıldönümünü kutluyorum. Bilinçli Türk kadınıyla, erkeğiyle Cumhuriyeti’ne ve emek verip şehit, gazi olanlarına her zaman minnettarız. Cumhuriyet hepimiz için en güzel yönetim şeklidir.

 

 

Süleyman Erkan / Tokat