Sen de Kafadan Engellisin! -3. Bölüm-

Sen de Kafadan Engellisin! -3. Bölüm-

 

Engelli ve Eğitimi

 

Çayımdan bir fırt daha çektim. Hüseyin merakla beni dinliyordu. “Anlat be ağabey öğrenelim” diyordu kahverengi gözleri ile bana bakarken. Ben düşüncelerimi toparlayarak ona baktım ve konuşmaya devam ettim:

“Görme engellilerin diğerlerine nazaran duyma yetisinin daha çok olduğu zannedilir değil mi? Bunun aksine görme engelli bir arkadaş aslında görme engellilerin de diğer insanlar kadar duyduğu ama onların duyma yetisini daha etkili ve dikkatli kullandığını söylediler. Ben buna inanırım. Mesela bazen dalgın olduğumuz zaman uzakta bir şeyi göremeyiz. Ama dikkatle bakınca o nesneyi görebiliriz. Yani böyle bir şeyi dikkatle dinleyen işitme engelli değilse duyar, dikkatle bakan görme engelli değilse daha iyi görür. Yani kendini hedefine odaklanarak öğrenmek insanın verimli öğrenmesini sağlar. Sen nasıl hitabete odaklanarak kitap okudun, çalıştın öğrendinse aynen öyle. Sporcu da çok çalışacak, çok antrenman yapacak ki daha iyi öğrensin. Az çalışıp çok başarı elde edilemez.

Hüseyin dikkatle bana bakarak:

“Anlıyorum Orhan ağabey, dedi.

Biraz düşünerek sordum:

“Sen engellilerin nasıl öğrendiklerine şahit oldun?”

Biraz düşündükten sonra Hüseyin konuşmaya başladı:

“İnsan öğrenmeyi seviyorsa, dediğimiz gibi işitme engelli olan okuyarak görme engelli olan duyarak bedensel engelli de derse kendini vererek yani hem okuyarak hem dinleyerek başarılı olmaya bakacak. Okulda öğrenemediklerini mutlaka bilen aile fertlerine veya öğretmenlerine soracak ve öğrenecek. Mutlaka ona yardım eden öğretmen bulunacaktır. Bu konuda aile de rehber öğretmenleri ve sınıf öğretmenleri ile de iletişimde olacak. Öğretmen “bana ne o kadar öğrenci içinden bir de onunla mı ilgileneceğim derse”, o zaman hata yapmış olur. Çünkü gerçek öğretmen öğrencisinin durumuna göre engelli olan ile daha sıkı öğrenir. Kanunen mecbur olmasa da insani olarak ilgilenmesi gerekir. Aile bunu gerekirse okul idarecileri ile veya Milli Eğitimle konuşmalıdır. Yapılan araştırmalar engelli ailelerinin çocukları ile ne kadar öğretmen ilgileniyorsa başarısı o kadar artar. Öğrenmek güçlüğü çeken öğrenciler ile aile, öğretmen ve varsa özel hocaları gerektiği kadar ilgilenirse öğretmek o kadar etkili olur. Tabii ki bunu yani öğrenmeyi engelli de isteyecek. Öğretmen hatta çocuğa yardım edecek arkadaşı da yanına oturtabilir. Bu konuda Doğan Cüceloğlu’nun “Gerçek Özgürlük” kitabında güzel örnekler ile anlatılmakta. Ben okuduğum zaman faydalanmıştım bu kitaptan. Bu konuda yani “etkili öğrenme” konusunda gerçekten de güzel kitaplar var, okuyarak engellilere nasıl faydalı olacağı konusunda aileler, öğretmenler, rehabilitasyon merkezleri faydalanabilir. Başarılı engelliler ile engellileri okullarda buluşturmak da engellilerin daha etkili öğrenmesi için güzel örnek olur. Ne yazık ki başarılı engelliler ile engellileri bir araya getirmekte ne aileler ne de okullar istekliler. Bunun önemini pek fazla kavrayamamışlar. Tabii bunu yapan ve faydalı olduğunu gören aileler ve okullar da var.”

Konuşa konuşa, çay içerek Ömer efendi kurabiyeleri yiyerek epey susamıştık. Garsondan birer pet şişe su istedik. Aklıma geldi.

“Bence eğitim insan için şu susadığımız su kadar hava kadar lazım. Dikkat edersek eğitime önem veren aileler veya okullar başarılı öğrenciler, çocuklar çıkararak onun başarısından hem kendileri hem gelecek nesiller hem de toplum faydalanıyor. Her türlü gelişim en çok eğitim alan insandan çıkıyor. Bu yüzden ben diyorum ki engellilerin eğitimine aileler, okullar, özel firmalar, yani toplum olarak çok daha önem verelim. Eğitimine önem vererek meslek sahibi olan, kimseye yük olmadığı gibi azimleri ile örnek olan konuşmalar yapan, kitaplar yazan engellileri okullara davet ederek engelli dernekleri vasıtası ile engellilerle buluşturmak lazım ama ne yazık ki bu konuda toplum olarak geriyiz ve ilerlememiz lazım.”

(DEVAM EDECEK)